"Yani yaşamak isteyip de yaşayamadığınız, ödeşmek istediğiniz hâlde ödeşemediğiniz durumlarda yazı, hayat kurtarıcıdır. Öyle hayaller kurarsınız ki dik duran üslubunuz ile hayalinizdeki ödeşmeyi mümkün kılarsınız. Tecrübeyle sabittir." Funda Özsoy'un röportajından bir kesit.
Hayat Çok Adil!
Hayatın adil olup olmadığı yüzyıllardır tartışılır. Kimi zaman yaşadıklarımız bize büyük bir haksızlık gibi gelir, kimi zaman da başkalarının hayatına bakıp kendi yükümüzü ağır sanırız. Ama bazen olaylara farklı bir açıdan bakmak gerekir. Şaka yollu söylenen bir söz vardır: “Hayat çok adil; erkekler sünnet oluyor, kızlar ise burun estetiği yaptırıyor.” Elbette bu sözün altında ciddi bir hayat dersi değil, insanın her zaman kendine düşen yükü daha ağır görme eğilimi yatar. Aslında hayatın en büyük adaletsizliği, insanların sabırsızlığıdır. Günümüz insanı yaşadığı kötü bir olayın hemen bitmesini ister. Borcu varsa yarın kapanmasını, hastalığı varsa bir anda geçmesini, kırılan kalbinin ise birkaç gün içinde iyileşmesini bekler. Oysa hayatın ve zamanın kendi kuralları vardır. Nasıl ki bir ağacın büyümesi zaman alıyorsa, insanın yaralarının iyileşmesi de zaman ister. Sabırsızlık, çoğu zaman acıyı büyütür. İnsan kötü günlerin hiç geçmeyeceğini sanır. Oysa geriye dönüp baktığımızda, bir zamanlar dünyanın sonu gibi gördüğümüz birçok olayın bugün yalnızca bir hatıradan ibaret olduğunu fark ederiz. Hayatta bazen susmak zayıflık değil, olgunluktur. Kimi insanlar bunu yanlış anlar; sessizliği korkaklık, sabrı çaresizlik sanırlar. Oysa insanın içinde verdiği mücadeleyi bilmeden hüküm vermek kolaydır. Bir söz vardır: “Eden bulur.” Gerçekten de hayatın şaşmaz bir terazisi vardır. Kimi zaman geç işler, kimi zaman yıllar sürer; ama sonunda herkes ektiğini biçer. Bu yüzden intikam almak hiçbir zaman tarzım olmadı. Çünkü intikam öfkenin eseridir; adalet ise zamanın. Ben kimseye kötülük dilemiyorum. Ancak yapılanın karşılıksız kalmasını da beklemiyorum. Hayatın kendisi en büyük hâkimdir. Bugün gücüne güvenenler, yarın kaderin karşısında hesap verirler. İntikam almak tarzım değil; ama
Reklam
“İntikamı sevmem ama ödesmek adettendir ..”
➡️ *Kağıt paranın zekâtı* *Sual: Kağıt paraların zekâtı İslamiyete uygun nasıl verilebilir?* *Cevap:* Ticaret eşyası bulunmayanlar, kağıt paralarının zekâtını altın olarak vermelidir. Verilecek kağıt parayı altına çevirmek, altın bulmak her zaman kolaydır. Zira, altının lira olması şart değildir. Tartarak, bilezik, yüzük veya herhangi bir şekildeki altın verilebilir. Bunlar da, her yerde, kuyumcularda bulunur. Bulunduğu yerde hiç altın bulunmayan bir zengin, ticaret eşyası da yoksa, altın bulunan bir şehirdeki bir Müslümanı vekil edip, buna kağıt para gönderir. Bu vekil de, kağıt paraları altına çevirip, fakire altın verir. Doğrudan doğruya, fakiri de vekil edebilir. Fakir, zenginden veya vekilinden uzak yerde ise ve fakirin bulunduğu yerde altın yoksa, fakirin tayin edeceği vekiline de altın teslim olunabilir. Hatta zengin, zekâtı olan altını, fakirin emri ile, fakirin alacaklısına teslim ederek, fakiri borçtan kurtarabilir. Burada, alacaklı zekâtı almakta, fakirin vekili olmaktadır. Fakat, fakirin rızası, yani önceden vekil etmesi şarttır. Zekât, kağıt para olarak verilemez demek, zekâtı kağıt para olarak vermemelidir demek değildir. Kağıt para, ahkâm-ı islâmiyyeye uygun verilmelidir demektir. Herhangi bir zekât malının zekâtını kağıt para ile, ahkâm-ı islâmiyyeye uygun olarak vermek için, fakirdeki alacağını, ona, o kadar zekât vermeğe niyet ederek ödeşmek isteyen bir zenginin yapacağı gibi yapmak lâzımdır. Zekâtı altın olarak dağıtmak, daha sevabdır. Altın ile verileceği, herkese gösterilmiş, öğretilmiş olur. Zekâtı fakire veya vekiline, önce altın olarak verip sonra bunu kağıt paraya çevirmek, *(Hile-i şer’ıyye)* olur. Zekâtı ahkâm-ı islâmiyyeye uygun verebilmek için, bunu yapmak lâzımdır ve çok sevabdır. *Tam İlmihâl s.
Alıntı
Ödeşmek adettendir, ama intikamı sevmeyiz.
Kimi desteklediğiniz ya da neye inandığınız zerre umurumda değil. İster sivrisineğe tapın, ister kediye oy verin. Hayat seçimleriniz. “Kader” dedikleri şey ise insanların uydurduğu, kayıtsız ve anlamsız bir kelime. Kimin için? Benim için. Senin fikrin de senin için. Konuya gelelim. Kim olursan ol, ne olursan ol… “Mevcut ekonomi için abartmayın, şükredin.” diyen herkes; kiralık bir evde yirmi bin lirayla (o da yeni oldu, bak) yaşamayı denesin de tek kelime etmeden dursun. Göreyim delikanlılığınızı. Ülke resmen takas dönemine dönmüş. İnsanlar Türkiye’deki LC Waikiki’den almak yerine başka ülkedeki mağazasına gidiyor; hem tatil yapıyor hem alışverişi daha ucuza getiriyor. “Avrupa bizi kıskanıyor” diyenlerin alayı Avrupa’da. Sen hâlâ boş konuşuyorsun. (Onlar kendini biliyor.) Burada mesele din değil. Toprak değil. Altın, mal, mülk hiç değil. Mesele tek bir şey: insanın yaşam hakkı. Artık ayna olacağım. Yaşam hakkı eşit değilse, saygı da değil.
Edebiyat
En çok vakit geçirdiğiniz ortam böyle mi?
"Bana ve yaptıklarıma değer verip ilgi gösteren insanlarla olmayı seçiyorum." olumlamasını söylediğinde sonraki 2-3 taneye tam odaklanamamıştım. O zaman ilk kez dinlemiştim ve "Acaba böyle insanlarla mıyım şu an, ortamım ne durumda?" diye hızlı bir gözden geçiriş yapmıştım. Ve öyle olmadığına karar verdim. O yüzden yine de aynı seçimi içten söylemeye devam ettim. Çünkü doğru insan olmak istediğim kadar doğru yerde ve doğru insanlarla olmayı da isteyeceğim tabi ki ve bu seçimin getirdiği kayıpları anlayış ve sevgiyle karşılayacağım. Çünkü kayıp değil, olması gereken bir ayıklama olduğunu biliyorum. Belirlediğim sınır ve mesafeyi çizme anımı keyifle ve sevinçle bekliyorum. Aynı evdeyken zorluyor ama nedense buna bile tahammül edemediğimi fark ettim. Ve kendimden başka biriyle gerçekleştirmek istemedim. Kendi başıma halletmek istediğim için uzun sürdü. Yine de tek halledeceğim. 🤍⭐️ Olay ilgi ve değer değil, saygı. Hoşuma giden anların öfkeye ve kavgaya dönüştürülmesinden nefret ediyorum. Bencil ve düşüncesiz tavırlarından midem bulanıyor. Kusacağımı bilsem yüzlerine kusmak isterdim. Bunu açıkça dile getirmiştim. (: Her şeyde olumsuza odaklanıp tad kaçıran insanlardan da haz etmiyorum. Kendi hayatını ya da anını b.k edebilirsin ama benimkilere karşı bu şekilde davranamazsın. İntikam ruh haline bürünmek istemiyorum. Vaktim ve enerjim değerli, basit ve saçma hislerle ziyan etmek istemiyorum ama bunu "kayıtsızlık" olarak algılayıp sınırı zorladıklarında ağızlarına etmekten geri durmuyorum. Ve kaç kez "Davrandığın gibi davransam 1 gün tahammül edemezsin. O kadar rezil ve iğrenç davranıyorsun ki haklı olmama rağmen denkleşmeye yanaşmıyorum. Bunu yanlış anlıyorsun. Eğer damarıma basmaya devam edersen yaptığın her şeyin bedelini ödetirim: anlık yaptığın bir şeyi bile boş geçmem
Hayata Dair
Reklam
Reklam