artık her sabah odev var mıydı korkusuyla uyanmak YOK sabahın koru kalkıp ders calısmak YOK gece saat 12 ye kadar ders calısmak YOK dersler yuzunden hobilerime zaman ayıramamak yok ama en iyisi ne ogretmenlerin bir arada yasamamıza goz yumdugu tacizciler YOK
Bence de küçük kız direkt medreseye git
“ben bu abla gibi sürekli ödev yapacaksam okumak istemiyorum anne” yanlışlıkla kötü örnek olduk
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
olmamasına razıyım. oluyormuş gibi olmasın yeter. elinizden geleni yapdıkdan sonra , hala da olmuyorsa , o zaman ayağınızdan geleni yapın: gitmek gibi mesela. dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış. " pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim.. güzel bir dilekti, belki düzgünce dileseydim.. benim yalnızlığım insanlarla dolu.. bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksama anı. en iyiyi ararken, iyiyi kaybediyorsunuz. "sein" sözcüğü almancada iki anlama gelir:"var olmak" ve "onun olmak." dışarıya kapanmak esasen içeriye açılmaktır. huzur mu istiyorsun? az eşya, az insan.. kendine bir engel arayarak vaktini boşa harcama. belki de hiç engel yoktur "kör bir kuş gibi. nerede sert bir duvar var oraya çarpıyorsun."
Kant’ın ahlak anlayışı
Doğru olanı, sonuç ne olursa olsun, sırf doğru olduğu için yapmak..
Özgür İrade bir yanılsama mı?
Baruch Spinoza, Etika adlı eserinde evreni mekanik ve zorunlu bir bütün olarak ele alır. Ona göre insan eylemleri çevresel, biyolojik ve kozmik tesirlerin bir neticesidir. Spinoza bu durumu şu meşhur taş örneğiyle ifade eder: ​"Harici bir nedenin etkisiyle fırlatılan bir taş, hareket halindeyken bilinç kazansaydı, tamamen kendi iradesiyle uçtuğunu sanırdı. İşte insanın özgürlük illüzyonu da bundan ibarettir." ​Spinoza'ya göre tüm girdiler noksansız bilinirse, insanın gelecekteki tüm fiilleri ve tercihleri kesin olarak öngörülebilir. Tüm girdiler yani İnsanın genetik yapısı, yetiştirildiği aile, aldığı eğitim, yaşadığı toplum, anlık duygu durumu ve maruz kaldığı harici uyarıcılar dâhil tüm parametreler tam olarak hesaplanabilirse, o insanın yapacağı seçimler bir matematik problemi gibi çözülebilir. Dolayısıyla, ona göre hür irade bir yanılsamadır. ​Immanuel Kant, Pratik Aklın Eleştirisi eserinde Spinoza’nın determinizmine ilk büyük felsefi hududu çizer. Kant, insanı iki farklı boyutta tetkik eder. Şöyleki: ​Fenomen Alemi: İnsan, fiziksel ve psikolojik olarak tabiat kanunlarına tabidir. Bu boyutta determinizm geçerlidir ve davranışlar öngörülebilir. ​Ancak Kant, insanın bu boyuttan ibaret olmadığını savunur. İnsan, aynı zamanda Numen Alemi’nin, yani duyu dışı, aşkın ve saf akılsal boyutun bir parçasıdır. Numen alemi, zaman ve mekânın kalıplarına tabi değildir. Zaman ve mekânın olmadığı yerde ise determinizm, yani zincirleme sebep-sonuç ilişkisi barınamaz. Çünkü bir sebebin bir sonucu doğurması için zamansal bir ardışıklık gerekir. ​İşte hürriyet bu numen alanında doğar. Kant buna "aşkın hürriyet" der. İnsan, saf aklıyla numen aleminden fenomen alemine müdahale edebilir. Akıl, harici hiçbir fiziki, biyolojik veya kozmik sebebe dayanmaksızın, kendi kendine ve tamamen bağımsız
Felsefe
Ödev yeni bitti uyuyabiliriz 🫠