3 temel prensip
1. Tarih huzurunda kendine bir ödev vermek ve hayatını buna adamak, 2. Dış şartların olumsuzluğundan hiç yılmadan, işine odaklanmak 3. Gayretle ve dava şuuruyla, gece gündüz çalışmak.
Sayfa 131 - Ketebe
Bir okurum yorgun anne sendromunu nasıl atlattığını şöyle anlattı
1. “Çocuk da yaparım kariyer de demedim, ayağıma gelen kariyer tekliflerini reddedip, işimi çocuğuma daha çok vakit ayıracak seviyede tuttum.” 2. “Ev işlerini, yemeği takıntı haline getirmedim. Tabii ki çocuk düzenli ve temiz bir ortamda sağlıklı olur ama ben sürekli temizlik ve yemek yapan ve bu nedenle çocuğuna vakit ayıramayan gergin anne olmak istemedim. Ev işleri için yardım aldım; eşimle bazı sorumlulukları paylaştık.” 3. Mükemmel anne olma takıntımı geride bıraktım ve oğluma da mükemmel olmadığımı, ama onu çok sevdiğimi, onu istemeden üzersem duygularını ifade etmesi gerektiğini anlattım.” 4. Annemden öğrendiğim gereksiz hijyen takıntısını bıraktım; çamurla da oynadık, yerlere de yattık, bol bol doğaya çıktık. Okuldan üzeri kirli geldiğinde onu, ‘Bugün oldukça eğlenmişe benziyorsun,’ diye karşıladım.” 5. Tüm arkadaşlarım, ‘Birinci sınıf korkunç yorucu ve gergin geçiyor, her gün evde ödev kavgası ediyoruz,’ deyince (maalesef eğitim sistemimiz içler acısı) ev almaktan vazgeçip özel okula yazdırdım.” 6. Evde onun annesiyim, öğretmeni değil. Ders konusunda onunla tartışmadım; ödevlerin onun sorumluluğu olduğunu anlattım.” 7. Onu, benim istediğim değil, kendi istediği faaliyetlere yönlendirdim; bir müzik aleti ve bir spor dalı ile ilgilenmek onu daha özgüvenli yaptı.” 8. Oynadık, oynadık, oynadık; karanlık korkusunu aşmak için ona oyuncak bir gece görüş gözlüğü aldım ve tüm ışıkları kapatıp hazine avına çıktık. 9. Program takıntısını bıraktım; şu saatte şunu yemeli, şu aya kadar dışarı çıkmamalı vb. ‘Çocukla seyahate çıkılmaz,’ tabusunu bıraktım; beş günlükten itibaren dağ bayır gezdik. Onun benim devamım değil, ayrı bir kişi olduğunu kabul ettim. Bir gün, ‘Ben üşüdüm, sen de yelek giy,’ deyince, ‘Anne, ben sen değilim,’ dedi. O gün kafama dank etti.” 10. “En
Reklam
Sevgili Ebeveyn, bu okula çocuğunuzu emanet ettiğiniz gün bir ortaklık başlıyor. Bu ortaklığın kuralları şunlardır: 1. Güven: Öğretmenin profesyonel yetkinliğine güvenin. Sınıfta ne olduğunu merak edin ama müdahale etmeyin. Sorularınızı öğretmenle bire bir paylaşın. WhatsApp gruplarında değil. 2. Tutarlılık: Okulda öğretilen değerler evde desteklenmelidir. Okul “sorumluluk” öğretiyorsa evde çocuğunuzun çantasını siz hazırlamayın. Okul “sabır” öğretiyorsa evde çocuğunuzun her isteğini anında karşılamayın. 3. İletişim: Çocuğunuzla her gün, “Bugün ne öğrendin?” yerine, “Bugün ne hissettin?” diye konuşun. Okulla iletişiminizi düzenli ve saygılı tutun. 4. Sınır: Öğretmenin pedagojik kararlarına saygı gösterin. Not, ödev miktarı, sınıf düzeni—bunlar profesyonel kararlardır. Doktorunuzun reçetesine güvendiğiniz gibi uygulayın. 5. Katkı: Köyün bir parçası olun. Okul etkinliklerine katılın, deneyimlerinizi paylaşın, topluluk ruhunu besleyin. Ama “yönetmeye” değil, “katkı yapmaya” gelin. 6. Sabır: Eğitim sonuçları hemen görünmez. Tohumun büyümesi zaman alır. Dönem sonunda değil, yıllar sonunda bakın. Bu protokol bir kısıtlama değil, çocuğunuzun en iyi eğitimi alabilmesi için gereken ortamın korunmasıdır.
Sayfa 252 - Kronik Kitap
Bana,bir ağıt yollamaktan başka bir ödev düşmüyor mu arkandan?
Merak. – Merak olmasaydı, yakınların l iyiliği için az şey yapılırdı. Oysa merak, ödev ya da acıma adı altında, talihsiz ya da muhtaç kişinin evine giriverir usulca. – Belki de çok övülen anne sevgisinde de vardır irice bir parça merak.
Çocuğumuza Bir Şey Yaptırmak İçin Neler Yapabiliriz?
- Ne istediğimi doğrudan söyleyebilirim: "Hemen, şimdi ödevinin başına oturmanı istiyorum." - Ne hissettiğimi söyleyebilirim: "Ödevini yapmadığın için okulda eksi alacaksın ve bu beni üzüyor." - Tercih hakkı sunabilirim: "Ya şu an ödevlerini yapmayı seçebilirsin ya da ödevlerin bitene kadar odandan çıkmamayı seçmiş olursun." - Teşvik edebilirim: "Ah şu ödevlerin bitse de, birlikte mısır patlatıp sinema keyfi yapsak..." - Kitaplarını konuşturabilirim: "Merhaba Enes, benim adım Bay Kitap. Sayfalarımda bazı boşluklar var, bu yüzden aklım çok karışık. Senden rica etsem, Bay Kurşunkalemin yardımıyla boşluklarıma doğru kelimeleri yazar mısın?" - Mizahı kullanabilirim: Ödeve oturmayan oğlumun önünde yere oturup, başımı ellerimin arasına alıp, bir uzun hava tutturabilirim. "Vay ben nidem, nidem, nidem... Nidem de Enes'i ödevinin başına gönderem, loooo..." - Kendi planını oluşturması için yardım edebilirim: "Yatana kadar 4,5 saat vaktin var. Ödevin de tahmini 1 saat sürer. Ödevini yapmaya kaçta başlamak istersin?" - Hiç müdahale etmeden kararının sonucu yaşamasını izleyebi-lirim: Ödevini geçe bırakırsa uykusuz kalır ya da yapmamayı seçerse okulda öğretmenine mahcup olur, eksi alır. Ben de bu süreçte, "Üzgün olduğunu görüyorum, eksi almak canını sıkmış, bir daha bunu yaşamaman için ödev vaktini planlayalım istersen?” diyebilirim.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Reklam
Reklam