Yürümek iyidir. Her zaman iyi. İşe yarıyor. Yoksulsun ve taksi pahalı ya da zenginsin ama vücudundaki yağları eritmek istiyorsun; yürümek işe yarar. Düşünmek istiyorsan yürürsün. Fikirden, hayalden arınmak istiyorsan yine yürürsün. Kalabalık sokaklarda hayatı hissetmek için yürümen lazım. İster yaşlı ol ister genç, insanların merhametsizliğini ve kötülüğünü unutmak için yürümelisin. Çocukken her durak lezzetli bir ödül anlamına gelir, bir sonraki durağa ulaşmak için yürümeye devam etmelisin.
Ödül veren yayıncının bile basmadığı ilk romanımı büyük ihtimalle başka bir yayınevi de yayınlamayacaktı…..
Kendimden ve romanımdan nefret ediyordum.
O günlerde herkes halime acıyor gibi gelirdi bana. ….beni küçümseyecek diye düşündüğüm için kalabalık toplantılara gitmez, yeni tanıyacağım kişilerin ‘’Ne iş yapıyorsun?’’ diye sormalarından hiç hoşlanmayarak bu soruyu sorma ihtimali olan kişilerle karşılaşmamaya çalışırdım.
Bir öğrencim başkalarını bağışlama konusunda sıkıntıları olduğundan yakınmıştı. Zihinsel yaşamı, en yakınlarının kendisini nasıl kırdıklarına dair evirip çevirdiği düşüncelerle doluydu. Bitirme projesi için, sevme gücünden yararlandı; kendisini mağduriyet hakkında düşünürken bulduğu her seferde, sorun yaşadığı kişi ile ilgili olumlu bir hatırasını aklına getirmeye çalıştı ve bu onda bir sevgi ışığı yaktı. Her ışık öfkesini azalttı ve kafasında bu konuyu evirip çevirmekten biraz olsun kurtuldu. Bu zor zihinsel süreç zamanla bir alışkanlık haline geldi ve her gün ne kadar iyiye gittiğini not aldığı raporlarda gösterdiği gibi giderek daha bağışlayıcı oldu. Binici fili her adımda ödül vererek eğitmişti.