#pandadiyorki Lili May Serisi//Kitap Yorumu
.
.
30 yıl önce meydana gelmiş büyük bir savaş, sonrasında oluşan zehirli bir uçurum, yok olan rüyalar ve geriye kalan düşsüzler ordusu. Yüksektepeyi ve Ada krallığını birbirinden ayıran dipsiz uçurumun ötesine geçmek mümkün değil. Ya da en azından cadı Senaluf ve yardımcısı Kol bahar festivali için uçurumu geçip Yüksektepeye gelene kadar herkes öyle zannediyordu. Büyükannesi ile yaşayan ve kasabanın göz bebeği olan Lili May bütün uyarılara rağmen bu garip ziyaretçiden ve Kol'dan uzak duramıyor. Eh haliyle olanlar oluyor.
Daha yılın %10'u bile bitmemişken rahatlıkla söyleyebilirim ki Lili May bu yıl okuduğum en iyi kitaptı. Hatta bence totalde okuduğum en iyi serilerden de biriydi. O kadar kaliteli ki. Kapak tasarımından iç dizaynına, konusundan kurgusundan içerisinde ki çizimlere kadar her santimi ayrı emek ve özen korkuyor. Öyle ki kapağında yazar ismi bulunmasa çok rahatlıkla yabancı bir Bestseller seriyi okuduğum yanılgısına düşebilirdim. Gerçekten ülkemden çıkan eserler her seferinde göğsümü kabartmaya devam ediyor.
Bir serinin birinci kitabından bekleneceği gibi "Ada Krallığı" bir rehber niteliğinde. Geçmişte yaşananları öğrenme ve çevreyi tanıma, karakterlere adapte olma süreci. Diğerlerinden farklı olarak bodoslama bir bilgi yığılması yerine karakterimiz Lili ile birlikte macera ilerledikçe yavaş yavaş öğreniyoruz. Oda her şeyden en az bizim kadar habersiz. Yolu birlikte aydınlatıyoruz. Sanki sayfalar arasında saklı puzzle parçalarını toplayıp yerlerine koyar gibi. Lili ile birlikte öğrendikçe ve insanları tanıdıkça sanki baş karakter sizmissiniz hissi gelip yerleşiyor yüreğinize ve bu kitaba, tanıştığınız her karaktere gönülden bağlanmanızı sağlıyor. Aileniz oluyorlar bir anda. Karakterlerin arka plan öyküsü ve