Selammmmmmm
Bu hikayenin kitap haline gelmesini o kadar uzun süre bekledim ki, sonunda elime aldığımda inanılmaz heyecanlandım.
Burcu Büyükyıldız’ın kalemini zaten çok severim, basılı olan tüm kurgularını okudum ama Arhavili benim için bambaşka bir yerde.
Yazarım bu kez romantizmin yanına güçlü bir aksiyon, derin devlet konuları, ihanet, dostluk ve sırlarla dolu karanlık bir dünya eklemiş ve hepsini o kendine özgü akıcı diliyle harmanlamış. Sayfalar gerçekten su gibi akıp gidiyor.
Hazel’in ailesine atılmak istenen korkunç bir suçun ardından, ailesini bu olaydan uzak tutarak ikiz kardeşine olan borcu karşılığında yardım istemesiyle başlıyor. Fakat bu yardım onu karanlık, tehlikeli ve kuralları bambaşka bir dünyanın tam ortasına sürükler.
Hazel’in çaresizliği, kararlılığı ve sevdiklerini koruma içgüdüsü o kadar güzel yansıtılıyor ki okurken yer yer onunla birlikte nefes alıp verdim.
Karşısındaki adam ise… dengesiz, karmaşık, tekinsiz ama aynı zamanda güven veren adam Tekin Bozboran. Bir alacakaranlık gibi tehlikeli ama bir o kadar da büyüleyici.
Tekin bütün gece Hazel’in sürekli konuşarak uyumamak için kendini zorlamasından kabuslar gördüğünü anlar. Peki Hazel’in kabuslar görmesine sebep olan olay ne?
Kitapta sadece aşk yok, aksine, her duygudan biraz var. Aşkın tutkulu halini, dostluğun sıcaklığını, ihaneti, güveni, acıyı ve hatta karanlığın içindeki ışığı bile bulabiliyorsunuz. Yazar, derin devletin karanlık tarafını anlatırken insan ilişkilerini de unutmamış; herkesin içinde biraz sır, biraz pişmanlık, biraz da özlem var.
Arhavi’nin sisli, fırtınalı atmosferi de hikâyeye ayrı bir ruh katmış. Karadeniz’in o sert ama büyüleyici havası, karakterlerin iç dünyasıyla çok kadar güzel örtüşüyor.
Romantizm, aksiyon, dram, gizem… Hepsi bir arada ama hiçbiri diğerinin