Metafizik Şairler kimi zaman çok çarpıcı olmayı başaran, yepyeni imgeler kullanı dar. Örneğin Elizabeth Çağı şairleri güneşi "gökyüzünün alım gözüne" ("the golden eye of heaven") benzeıirken, John Donne "ışgüzar yaşlı bir budalaya" ("busy old foo!") benzeıir; çünkü sabahın erken saatinde perdelerin arasından sızarak, kendisiyle sevgilisini yatakta uyandırmıştır. Metafizik Şairlenn benzetme ve eğretilemelerindeki bu özgünlük, XVlll. yüzyılda bir kusur sayılırdı. Çünkü Neo-Klasikierin başlıca sözcüsü Alexander Pope'un dediği gibi , onlara göre şiirin amacı, "Whaı ofı was ıhoughı , bu ı never so well expressed" (sık sık düşünülen, ama hiçbir zaman bu kadar iyi ifade edilemeyen) düşünceleri dile getirmekti Oysa Metafizik Şairler hiçbir zaman düşünülmeyen şeyleri yepyeni bir biçimde söylemek istiyorlar, bunu da başarabiliyorlardı.
“When white people say something’s ‘not about race,’ it’s usually because it is and they don’t wanna talk about it.” “Excuse me?” Cestra sneers. “Excuse yourself,” I sneer back. “It was about race to Lord Davis, but at least he had the decency to admit it to my face instead of”—I jerk my chin at the room, the screen, the camera—“all of this!”
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Eşigünde baş komuşsun ol mehun subh-ı ezel Anun-içün çarha döndi ey güneş kuyun senün (Ey güneş! O ilk,öncesiz sabahta o ay yüzlünün eşiğine baş koymuşsun. Onun için senin bulunduğun yer gökyüzüne döndü,yüceldi.) Hey nice rind-i cihânsın Lâmiʻî ṣofî-ṣıfat H̱ânkâh-ı çarẖı ṭutdı hây-ı pür-hûyun senüñ (Ey Lâmiî! Sen nasıl dünyâ rindisin böyle? Ham sofu gibi senin de gürültün, şamatan gökyüzü tekkesini kapladı.)
Sayfa 193 - Timaş Yayınları
Edebiyat