Öfkeliysem hiç susmam,kırıldıysam ağzımı bıçak açmaz zaten.
Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar.. Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar
Reklam
Boyumuzdan büyük acıları tasimakla geçiyor ömrümüz.
"Bu hayatta en çok kendime kızgınım. Ben izin vermeseydim eğer hiç kimse üzemezdi beni. Herkesi kendim gibi sanan gönlüme de kırgınım..."🥀💔
“Sevgili Bilge,bana bir mektup yazmış olsaydın,ben de sana cevap vermiş olsaydım.Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı ,birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak ,anlatmak,birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı.Sana,durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım.Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.” Oğuz Atay -Tehlikeli Oyunlar
İNSANLIĞIN BİTMEYEN DİSTOPYASI
Savaş bir sonuca bağlandığında kazanan olmazdı. Geriye sadece ürkütücü bir sessizlik, yıkık dökük bir dünya, geniz yakan kokular kalırdı. Öfke dinmezdi. Savaşın tek getirisi yeni ve daha çok can alan savaşlar olurdu. Bitmek tükenmek bilmeyen hırslar ama çoktan bitip tükenen insanlıklar. Kimsenin kimseye acımadığı, geçen zamanın, gelişen ve değişen insan ırkının, medeniyetlerin, açılıp kapanan çağların, devrimlerin, hayalleri kurulan ütopyaların ama bir türlü ütopyalara ulaşmamıza izin vermeyen distopyaların yaşandığı, her geçen gün "kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz" sorusunun sorulduğu ancak yine de mürekkep yalayan toplumların insan kanına susadığı dünyamızda neden hâlâ kan emici vampirler, insan etiyle beslenen yamyamlar yokmuş gibi tüm bunları birer korkunç fantazya olarak görüyoruz, bilmiyorum. Peki sizce insanlık, kendi elleriyle kurduğu bu distopyadan bir gün kurtulabilecek mi?
1000Kitap
Reklam
Reklam