Ortalama ama umut vadediyor.
6/10
·464 syf.··
2026 165. kitabı
Normalde yazarın kalemini seviyor olmama rağmen bu hikâyeye girmekte oldukça zorlandım. Hatta kitabın büyük bir bölümünde sanki her zaman okuduğum yazarı değil de bambaşka bir yazarı okuyormuşum gibi hissettim. Bunun en büyük sebebinin çeviri olduğunu düşünüyorum. Kitap boyunca sıkça yazım hatalarına rastladım ve bazı betimlemeler o kadar anlaşılmazdı ki yazarın ne anlatmak istediğini çözmekte zorlandığım yerler oldu. Bu durum okuma deneyimimi ciddi şekilde etkiledi. Özellikle yazarın diğer kitaplarındaki akıcılığı ve anlatım gücünü bildiğim için bu fark daha da belirgin hissedildi. Hikâye tarafına gelirsek, konu beni çok etkileyen ya da çok özgün bulduğum bir noktaya ulaşamadı. Genel olarak ortalama bir fantastik hikâye hissi verdi. Kötü değil ama beni heyecanlandıran ya da sürekli şaşırtan bir tarafı da olmadı. Bununla birlikte kitap tamamen başarısız da değil. Hikâye ilerledikçe açılıyor ve özellikle son bölümlerde tempo belirgin şekilde yükseliyor. Benim için kitabın en güçlü kısmı da finale yakın bölümler oldu. Sonlara doğru merak duygusu daha fazla çalışmaya başladı ve devam kitabına dair ilgimi artırmayı başardı. Sonuç olarak Fırtına ve Öfke benim için yazarın diğer eserlerinin gerisinde kalan bir kitap oldu. Çeviri ve editöryal sorunlar okuma deneyimimi olumsuz etkiledi. Hikâye ise ortalama seviyede kaldı. Yine de son bölümlerde toparlanan ve devamını merak ettirmeyi başaran, okunabilir bir ilk kitaptı. Küçük bir not: Serinin ikinci kitabında çevirmen değişiyor. İlk kitaptaki sorunların önemli bir kısmının çeviriden kaynaklandığını düşündüğüm için devam kitabına karşı oldukça umutluyum. Belki de bu hikâyenin potansiyelini daha iyi hissedebileceğim kitap asıl bir sonraki kitap olacak.
Fırtına ve ÖfkeJennifer L. Armentrout · Dex Yayınevi · 202494 okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·80 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:43
SPOİLER var gibi, kendimi tutamıyorum çünkü. Bu kitapla kendimi çok bağdaştırdım, konuya girmem gerekirse şunu söyleyebilirim. Bazen iyi niyetle yaptığımız şeylerden karşılık duyabiliyoruz özellikle biz kadınlar, bir erkeğe yardım ettiğimizde dışarıdan çok basitçe görünecek bir beklenti içine giriyoruz, bizi sevsin değer versin istiyoruz ve yardım edilen kişi aslında bize kendini tanıttığı kişi olmayabiliyor bir öfke anında onun aslında "zavallı biriymiş" gibi olduğunu hissediyorsun ve en çok da bu koyuyor. Birkaç ay önce bir erkekle tanıştım tesadüfi bir tanışmaydı yardıma ihtiyacı vardı, Mrs C. gibi kayıtsız kalamadım. Elimden geldiğince destek oldum, ortak oldum. Karakterimiz Mrs C'nin hissettiklerini hissettim ona daha fazla yardım edersem belki değerli hissettirir, kendimi işe yarar gibi hissederim sanmıştım. Evet beklenen şey oldu bana verdiği sözleri tutamadı çünkü aslında nişanlısını benimle aldatan riyakâr zavallının biriydi. İntihara sürüklenen aptal bir erkeğe yardım ediyorsunuz iyileştiğinde ilk önce sizi bırakıyor. Kocaman bir hayal kırıklığı. Eğer böyle bir şey yaşadıysanız veya yaşıyorsanız uzun bir süre insanlara aynı gözle bakamayacaksınız. Yardım ederken iki kez değil 7-8 kez tereddütte kalacaksınız. Kötü insanlar daima var olacaklar bunu kabul ediyorum, temkinli davranıp ruhumun iyiliğini korumaya devam edeceğim. Asla sizden biri olmayacağım.
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,9bin okunma
10/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:51
"Kelimeler güçlü ve garip şeylerdir, söylensin ya da söylenmesin." Bu kitaptaki kelimeler gerçekten güçlüydü, kalbime öyle çok yerde dokundu ki... Duygusal bir insan olmama rağmen (tipik yengeç burcu) okuduğum kitaplar beni kolay kolay ağlatamaz, çünkü anlatılanları zihnimizde canlandırıp aynı zamanda o duygu seline kapılmak her zaman mümkün olmuyor. Filmlerde ağlamak daha kolay mesela, çünkü karşımızda hali hazırda canlandırılan bir sahne var, hayal etmemiz gerekmiyor. Bu kitap beni hüngür hüngür ağlatmadı ama hikâyesi, anlatım tarzı ve değindiği duygular ile yüreğime işledi, empati kurdurdu ve hadi itiraf edeyim, gözlerimi doldurup, burnumun direğini sızlattı. 1960'larda Kanada'nın Nova Scotia bölgesinde yaşayan Mi'kmaq yerlilerinden olan Kızılderili beş çocuklu bir aile, her yaz sınırı geçerek Amerika'nın Maine eyaletindeki yaban mersini tarlalarında mevsimlik işçi olarak çalışmaya giderler.Ailenin dört yaşındaki en küçük kızı Ruthie,bu çalışma sezonlarından birinde kaybolur.Ailenin imtihanı Ruthie'nin kaybolması ile başlasa da, zorluklar birbiri ardına gelir ve adeta bir yaprak dökümü yaşanır. Biz bu hikâyeyi iki anlatıcıdan dinliyoruz. Birincisi, olaylardan en çok etkilenen, kaybolan kardeşini çok özleyen ve baskılanmış duyguları sebebiyle öfke kontrolsüzlüğü sorunu olan Joe,ikincisi ise hatırlayamadığı eski hayatının hayaletleriyle mücadele ederken bir taraftan da yeni hayatındaki baskıcı ve kontrolcü ebeveyninden yorulan Ruthie,şimdiki adıyla Norma. Bazı kitaplarda hiçbir karakter ile bağ kuramayan ben, bu kitapta hemen herkesle bağ kurdum ve birçoğunu kendi penceresinden bakınca haklı buldum.Ruthie'nin gerçek sevgi açlığı, annesinin yarım asır sakladığı minik botlar ve oyuncak bebek,Joe'nun engel olamadığı öfkesi... Aile, aidiyet, kökler... Geri
Yaban Mersini ToplayıcılarıAmanda Peters · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025193 okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2026 16. kitabı
Bu roman, dışarıdan basit bir “iki eski dostun buluşması” gibi görünse de aslında derin bir hesaplaşma, ihanet ve insan ruhunun çözülüşü hikâyesidir. Konusu Yaşlı bir general, 41 yıl önce hayatından aniden kaybolan çocukluk arkadaşı Konrad’ı yıllar sonra yemeğe davet eder. Bu buluşma bir “hasret giderme” değil, adeta bir yargılama gecesidir. General, o gece Konrad’a geçmişte yaşanan büyük bir ihanetin hesabını sormaya hazırlanır. Temel tema Kitap tamamen şu sorular etrafında döner: * Gerçek dostluk nedir? * İhanet affedilebilir mi? * İnsan yıllar sonra bile geçmişle hesaplaşabilir mi? Anlatım ve atmosfer Romanın en güçlü yönü olaylardan çok psikolojik gerilimdir. Büyük aksiyonlar yoktur; iki adamın konuşması, sessizlikleri ve hatıraları üzerinden gerilim yükselir. Mekân olarak eski, yalnız bir şato seçilmesi de bu kasveti güçlendirir. Márai’nin dili: * ağır ama şiirsel * düşünsel * iç monologlarla dolu Karakterler * General Henrik: Gururlu, kırılmış ve yıllarca içinde öfke biriktirmiş bir adam. * Konrad: Sessiz, mesafeli ve geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan eski dost. Kitabın gücü
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
El Kızı'nı bitirdiğimde içimde en çok kalan duygu hüzün oldu. Roman boyunca Nazan'ın yaşadığı yalnızlığa, çaresizliğe ve sürekli dışlanmasına tanık olmak beni derinden etkiledi. Onun için sık sık üzüldüm, hatta bazı bölümlerde çaresizliğine acıdım. Hacer Hanım ise uzun zamandır bir romanda karşılaştığım en öfke uyandıran karakterlerden biri oldu. Davranışlarını haklı çıkaracak bir neden bulamadım ve Nazan'a yaşattıklarını okurken sık sık sinirlendim. Romanın ortalarında hikâyenin yön değiştirmesi bana sanki iki farklı kitap okuyormuşum hissi verdi. İlk bölümde Nazan'ın hikâyesine öylesine bağlandım ki ondan uzaklaşmak istemedim. Bu yüzden kitabın sonunda en çok merak ettiğim şeylerden biri Hacer Hanım'ın akıbeti oldu; keşke yazar bu konuya biraz daha yer verseydi. Buna rağmen Orhan Kemal, karakterlerini ve onların duygularını öyle canlı anlatıyor ki kitap bittikten sonra bile Nazan'ı düşünmeye devam ettim. El Kızı, bende hüzün, öfke ve merhamet duygularını aynı anda uyandıran, unutulması kolay olmayan bir roman oldu.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma