Bağışlamak, bütün vazgeçme, kaçınma ve unutmaların toplamıdır. İnsanın korunmaktan değil, soğukluktan vazgeçmesi demektir. Bağışlamanın derin bir biçimi de, ötekini dışlamayı bırakmaktır, böylece burnu büyük olmaktan, görmezden gelmekten ya da soğuk bir şekilde davranmaktan vazgeçip, ne himayecilikte ne de yapmacıklıkta ısrarcı oluruz. Ruhsal psişenin, zoraki katlandığınız insanlarla birlikteyken zamanı ve hazır cevaplığı sıkıca denetlemesi, duygusuz bir manken gibi davranmanızdan evladır.
Bağışlama bir yaratma eylemidir. Bunu yapmak için zamanla değerini kanıtlamış birçok yoldan birini seçebilirsiniz. Şimdilik bağışlayabilirsiniz, o zamana kadar bağışlayabilirsiniz, gelecek sefere kadar bağışlayabilirsiniz , bağışlayıp başka şans vermeyebilirsiniz; eğer bir iki vaka daha yaşanırsa, bu tümüyle yeni bir oyundur. Bir şans daha verebilirsiniz, birkaç şans daha verebilirsiniz, birçok şans verebilirsiniz, koşullu şans verebilirsiniz. Bir kabahatin bir kısmını, tamamını ya da yarısını bağışlayabilirsiniz. Örtülü bir af tasarlayabilirsiniz, karar sizin.
İnsan bir gün bağışlayıp bağışlamadığını nasıl bilir? Olay karşısında öfke duymak yerine kederlenmek, o kişiye kızmak yerine onun için üzülmek eyleminde olursunuz. Tüm bunlara ilişkin herhangi bir şey anımsamama eğiliminde olursunuz. İşin başında bu kırgınlığa yol açan ızdırabı anlarsınız. Ortamın dışında kalmayı yeğlersiniz. Bir şey beklemezsiniz. Bir şey istemezsiniz. Bileğinize dolanıp size oradan oraya sürükleyen bir kement yoktur. Gitmekten özgürsünüzdür. "Bundan böyle hep böyle mutlu yaşadılar " ile sonlanmasa da , bugünden itibaren size illaki bekleyen taptaze " bir varmış bir yokmuş" duygusuna kapılırsınız.
Babamın öngörülemez ve gelişigüzel öfke nöbetleri herhangi bir durumu, durum ne kadar iyi olursa olsun potansiyel bir mayın tarlasına dönüştürürdü. Zararsız bir tespit ya da zıt bir ses tonu öfkesini tetikleyebilir ve hiçbir şekilde kaçışı olmayan patlamaları başlatırdı.
Birazdan Gülistan cama çıkacak, ona şöyle bir gülümseyecek, solundan kalkmışsa tatlı sert sövecek, dayanamayıp kafasından aşağı mama boca edecek. Karagöz dile gelse, ihtiyarlıkta öfke insanı kederden koruyabilir Gülistan, söv sövebildiğin kadar diye bağıracak.