Laçin, yanımıza geldiğinde Teoman ona doğru eğilip “Abla Umay, senin anarşistlerden birine âşık olduğunu söyledi.” dedi.
“Yürü lan kerkenez, ablam öyle bir şey demedi.” Dedi Ogeday sırıtarak.
Laçin aralarına katılırken, “Hâlâ dolandırıcılığa devam mı Ogi? Ayıp değil mi?” Diye sordu. “Utanmıyor musun?”
“Yo, utanmıyorum. Sadece vergilerimi geri alıyorum.”
Şahin Uçurmak: Dede Korkut Destanı'nda "şahin ve şahin ile av yapmakla ilgi çekici bilgiler bulunmaktadır
"Salur Kazan Tutsak Olup Oğı Uruz Çıkardığı Boyı Beyan Eder"
başlıklı bölüm şöyle başlamaktadır:
"Meğer hanum Tırabuzan teküri bigler bigi Han Kazan'a bir şahin göndermiş idi. Bir gece yiyüp içip oturur iken şahici başına aydur:
Mere sabah şahinleri al halvetçe ava binelim didi"
Şahin beslemek ve şahin ile av yapmak, çok eski bir Türk geleneği ve pratiğidir. Dede Korkut Destanı'nın teşekkül ettiği coğrafyanın hemen sınırlarında Mesudiye Esatlı Köyü'nde Oğuz öncesi Türklüğün ortaya koyduğu kaya üstü resim ve figürü olarak karşımıza çıkmaktadır"
Doğu Anadolu Bölgesi ile Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Osmanlı Dönemi'nde de şahin beslendiğini ve bundan vergi alındığını tahrir defterindeki kayıtlardan öğrenmekteyiz. Her şahin yuvasından 50 akçe vergi alan devlet, bu paraları cami ve zaviyelere vakfetmiştir.
Ayrıca günümüzde "atmaca" adıyla Rize ve Artvin'de bu geleneğin hala devam etmesi bizce memnuniyet vericidir.
Şahin Uçurmak: Dede Korkut Destanı'nda "şahin ve şahin ile av yapmakla ilgi çekici bilgiler bulunmaktadır
"Salur Kazan Tutsak Olup Oğı Uruz Çıkardığı Boyı Beyan Eder"
başlıklı bölüm şöyle başlamaktadır:
"Meğer hanum Tırabuzan teküri bigler bigi Han Kazan'a bir şahin göndermiş idi. Bir gece yiyüp içip oturur iken şahici başına aydur:
Mere sabah şahinleri al halvetçe ava binelim didi"
Şahin beslemek ve şahin ile av yapmak, çok eski bir Türk geleneği ve pratiğidir. Dede Korkut Destanı'nın teşekkül ettiği coğrafyanın hemen sınırlarında Mesudiye Esatlı Köyü'nde Oğuz öncesi Türklüğün ortaya koyduğu kaya üstü resim ve figürü olarak karşımıza çıkmaktadır"
Doğu Anadolu Bölgesi ile Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Osmanlı Dönemi'nde de şahin beslendiğini ve bundan vergi alındığını tahrir defterindeki kayıtlardan öğrenmekteyiz. Her şahin yuvasından 50 akçe vergi alan devlet, bu paraları cami ve zaviyelere vakfetmiştir.
Ayrıca günümüzde "atmaca" adıyla Rize ve Artvin'de bu geleneğin hala devam etmesi bizce memnuniyet vericidir.
Ben kaldım yavru balaban, kanat açamam
Uçsam diye davransam bir türlü uçamam
Yön bulduran, yol gösteren can kalmadı
Yavuz düşman koyar mı şimdi beni vurmadan?
Kurşunlar genç yüreğime saplandı
Günahsız temiz kanım su gibi aktı
Kansız kalıp kuruyup bayıldım
Karanlık hapse sıkıca kapattı
.
(Men qaldım jas balapan, qanat qaqpay,
Uşam dep umtılsam da damıl tappay.
Jön silter, jol körseter jan bolmadı,
Jawız jaw qoysın ba endi meni atpay?!
Qorğasın jas jürekle oğı battı.
Künèsiz taza qanım suwday aqtı.
Qansırap èlim qurip esten tandım,
Qaranğı abaqtığa berik japtı..)