Sessizliğin Sesi...
Puan vermedi·120 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 11:54
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü benim için yalnızca bir mahkûmun hikâyesi değil, insanın çaresizliğiyle yüzleştiği derin bir vicdan sorgulaması oldu. Kitabı okurken mahkûmun suçunun ne olduğunu hiç öğrenemedim. Aslında Victor Hugo’nun da bunu özellikle yapmış olabileceğini düşündüm. Çünkü bir noktadan sonra suçun ne olduğu önemini yitiriyor; geriye yalnızca ölümünü bekleyen bir insan kalıyor. Bir insan gerçekten yalnızca yaptığı tek bir şeyden mi ibarettir? Hayat öyle kırılgan ki bugün kimseye zarar vermeyen, sıradan bir hayat yaşayan biri, yarın kendisini bambaşka koşulların içinde bulabilir. İnsan bazen bulunduğu çevrenin, yaşadığı olayların, verdiği bir kararın ya da mecbur kaldığı bir durumun sonucunda hiç istemediği bir yere sürüklenebilir. Bu yüzden mahkûmun korkusunu, çaresizliğini ve anlaşılmama duygusunu okurken ona yabancı kalamadım. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de kalabalıkların tavrı oldu. Bir insan son saatlerini yaşarken, bazıları bunu izlenecek bir gösteri gibi görüyor. Oysa kimse bir gün o mahkûmun yerinde kendisinin ya da sevdiği birinin olabileceğini düşünmüyor. İnsanların bir anlık merak ya da zevk uğruna başka bir insanın ölümüne tanıklık etmeye gelmesi beni derinden sarstı. Dünyanın sustuğu değil, aslında mahkûmun konuştuğu; fakat kimsenin dinlemediği bir hikâyeydi bu. O konuşuyordu, korkularını anlatıyordu, yaşamak istediğini söylüyordu ama herkesin kulakları çoktan kapanmış gibiydi. Okurken kalbimde bir yerlerin kırıldığını hissettim. Mahkûmun suçlu olup olmadığını bilmiyorum, hatta yazar da bunu bize söylemiyor. Ama satırların arasında onun bir caniden çok, korkan ve yaşamaya tutunan bir insan olduğunu gördüm. Belki bu yüzden kitabın sonunda içimde güçlü bir adaletsizlik hissi kaldı. Çünkü bazen insanlar yargılanırken yalnızca
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
1/10
·440 syf.··
2026 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:02
Yine bir popüler kitap yine bir hayal kırıklığı. 440 sayfa boyunca hep aceba e. Kim diye merak ettim. Öğrenemedim çünkü söylemiyor. Ciddi merak uyandıran hiç bir unsur yok. Bir bağlayıcılık yok. 250. Sayfa ya kadar ümidim vardı hadi bi şeyler olacak diye. ama asla hiç bir şey olmuyor arkadaşlar. Kitabı okurken dedim ki aceba sadece ben mi beğenmedim. Kitabın incelemeleri eleştirilerle dolu. Yani roman mı yazmış sayıklamış mı belli değil. Hocasının metresi olan bir kız ve bu kız annesi ve anneannesi ile beraber yaşıyor. Anneside problem anneanneside. Konu bu. Bitirdim ama nasıl bitirdiğime şaşıyorum. Bide yazar tam bir solcu ve lgbt denen pis sapıkların düşünce özgürlükleri zırvalarının savunucularından. Aynı zamanda müslümanların dini nikah kavramını hafife alıyor. Aman bu gerici ve yobaz zihniyetten ve kitaplarından uzak durun. Bide kitabı romana benzese diyeceğim ki kurgusu güzel en azından romana benziyor. Ama hem konu berbat hem düşünce yapısı leş. Uzak durun :-)
Alıntı
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Üstesinden gelemediğimiz şeyler kitap yorumu Herkese merhaba sevgili okurlar.Bugün üstesinden gelemediğimiz şeylerin yorumunu yapmaya geldim.Öncelikle konusundan bahsedeyim.Naomi pislik nişanlısından düğünde kaçıp,pislik olan ikizinin ona mesaj atmasıyla yardıma ihtiyacı olduğunu düşünür ve bulunduğu kasabaya gider.Oradayken Tina-pislik olan kız kardeşi-arabasını ve parasını çalarak kaçar.Ardında daha önce hiç tanışmadığı yiğeni Wayley kalmıştır.Önce ne yapacağını bilemez.Parası,cüzdanı,telefonu herşeyi gitmiştir ancak yardımına kasabanın sakinlerinden biri olan Knox Morgan koşar.İlk başta her ne kadar kaba gibi görünse de daha başlardan itibaren Naomi'ye yardım eder.Her zaman ihtiyacı olduğunda yanında olur.İşler karışmaya başladığında annesini kaybettiği için ağır travması olan Knox,Naomiyi bıraksa da kalbi buna izin vermeyecektir.Öncelikle söylemeliyim ki Naomi'yi çok seviyorum.Daha ilk başlarda hemen Wayley'e sahip çıktı annelik yaptı.Bence benzersiz bir kadın.Herkesi kendisinden çok düşünmek zorunda kalması,kardeşi pislik birisi olduğu için kendisinin mükemmel olmaya çalışması çok sevdirdi kendini bana aynı zamanda üzdü.Her ne olursa olsun,birbirlerine kızsalarda Knox ile oturup konuştuklarında birbirlerini sevmeye devam etmeleri çok güzeldi.Küçük bir iyilik kadar iyi smut yazılmamıştı yani çok detaylı bir şekilde ilişkilerini öğrenemedim ama yine de hep bir arada olmalarını çok sevdim.Kapak tasarımı da aynı zamanda çok güzeldi.Knox'ın ona hep papatya diye seslenmesi çok tatlıydı :) Kısacası kitabı sevdim sadece biraz da olayların dışında olmasını ve ilişkilerini detaylı bir şekilde okumayı isterdim.Puanım 10 üzerinden 8.Eğer romantik kasaba kitaplarını seviyorsanız mutlaka öneriyorum :) İyi okumalar dilerim..
Üstesinden Gelemediğimiz ŞeylerLucy Score · Martı Yayınları · 2023681 okunma
Kalemi kuvvetli bir roman
Puan vermedi·528 syf.··
2026 17. kitabı
İnceden inceden kadın düşmanıymışsın Murathan. Kitabın başlarında hemcinslerimden soğuttun. Kitabın genelinde de kız çocuklarından. Bir sürü kadın karakteri ayrıntılı şekilde analiz etmişsin ve hepsi birbirinden sıkıntılı. Kitap boyunca Nermin’e “Heh, herkesler kötü, bir tek sen iyisin sanki.” desem de ben de çoğu zaman onun gibi hissediyorum. Biraz okuyan, düşünen, derinlere dalan insan o sığ insanların arasında yalnız kalıyor. Nermin’den farkım şu ki benim, içinde kendimi yalnız hissedebileceğim bir kalabalığım bile yok. İyi bir gözlemciymişsin. Kadınları, erkekleri, insanları iyi gözlemişsin. Karakterler iyi yazılmıştı, hepsi gözümün önünde canlandı resmen. Kitabı sesli kitap olarak dinledim. Keşke hayat, bu kitabın bir de yazılı basımını okuyacak kadar uzun olsaydı. İçinde not almak, araştırmak istediğim birçok konu, altını çizmek istediğim bir sürü cümle vardı. Sesli kitapların bu yönü eksik kalıyor maalesef. Küçük yaşta kalabalık ailelere maruz kalan kız çocukları sosyal anlamda daha başarılı oluyorlar. Küçük yaşta entrika çevirmeyi, sır saklamayı, laf taşımayı, bazen taşımamayı, mimik okumayı, hesap kitapla davranmayı öğreniyorlar. Ben akrabalardan izole yetiştiğim için hiçbirini öğrenemedim ve iş hayatında bunun eksikliğini çok çektim. Gerçi öğrendiğim kadarı bile beni insanımızdan tiksindirmeye yetti. Benim de çok tarzım değil ama kitabı okuyunca canım çekti; gidip kendime şöyle taşlı, ışıltılı, topuklu bir ayakkabı alayım bari. Spoiler on O kartvizite çok acıdım. Neyse, her şeyde vardır bir hayır Nerminciğim. Belki böylesi daha iyidir.
Yüksek TopuklarMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 20173,646 okunma
Puan vermedi·604 syf.··
2026 55. kitabı
·
596 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
Ankara Üniversitesi İlahiyat fakültesi serüveninin sonuna doğru yaklaşırken ilk Kur'an dersinde başladığımız hatmimiz bugün itibariyle bitti. Elhamdülillah. Her sayfasında öyle emek var ki. Şu sayfası bu sayfası. Siz okurken çocuk uyudu sayfası. Hamza kıraati halef rivayeti sayfası. Bu hayatta Allah'tan istemek diye bir şey var ve ben o hakkımın hepsini Allah'ım kitabını bana sevdir derken kullanmışım. Net. Hep sevdim. Okumayı söktüğüm günden beri okuyabilmeyi sevdim. Kitapları çok sevdim. Ama iş kainat kitabına bir türlü gelemedi. Gelmiyordu. Tamam dedim her şeyin bir yolu var ve ben o yolu bulamıyorum. Okumasını öğrendim ama sevmesini öğrenemedim. Onu öğrenemedikçe de daha kötü hissettim. Peki dedim bunun da okulunu görelim. Kimse bilmese inanmasa Allah biliyor. Sırf bu kitabı öğrenirim umuduyla gidip çok safça ilahiyat fakültesine yazıldım. Bunu böyle yazınca bana da inandırıcı gelmiyor ama inanç benim içimdeydi. Ne olursa olsun kaybolmadı. I oldu beter hissettim. II oldu acaba dedim ama yine o sevgiyi bulamadım. Ama III. sefer öyle birini tanıdım ki. IV. lütuf olur artık diyerek vedalaştığımı hatırlıyorum Akif hocamla. Kur'an IV seçerken hiç ümidim olmadan, zihnime o gelmeyecek blokları göndererek devam ettim. Bir baktım Âkif king. Allahım dedim gerçekten sen bir şeyi canı gönülden isteyince veriyorsun ama ben istemeyi bilmiyorum. Çok mutlu oldum. Oluyorum hâlâ. Gelmezse çok üzülüyorum ama kırılmıyorum. Çünkü biliyorum ki çok daha önemli bir sözü var. Verilmiş bir söz. Dersin önünde tuttuğu için değil. Şu ana kadar yapması gereken ders sayısını çoktan aştı bile. Gün aşırı ders yaptığı zaman kalbim mutluluktan resmen çatlıyor. Ben bir insana bağlanacak biri değilimdir öyle. Âkif hocanın aurası kesinlikle Kur'andan geliyor. O kadar doğal bir hali var ki. O kadar
Din
Kur'an'ı KerimKolektif · Seda Yayınları · 20152,986 okunma
PR MI, HOLLYWOOD ETKİSİ Mİ, KALİTE Mİ?
8/10
·293 syf.··
2026 42. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 12:28
Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Son dönemlerde vizyona giren filmiyle birlikte popüler olan Hamnet kitabını inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım! Normalde filmi olan kitapları önce okur sonra filmini izlerim. Fakat bu kitapta şartlar gereği önce filmi izledim. Malum, film çok fazla övüldü ve reklamı yapıldı; bu yüzden beklentim de oldukça yüksekti. Filmi beğenmekle beraber beklentimi tam karşılayamadığını söylemeliyim. Övüldüğü kadar muhteşem değildi bence. Sonrasında birçok arkadaşım kitabın çok daha iyi olduğunu söyleyince esere yine büyük beklentilerle başladım… Şu beklentimi yükseltmemeyi hâlâ öğrenemedim gitti :)) Peki kitap beklentimi karşıladı mı? Haydi hep beraber görelim… Öncelikle bir eleştiriyle başlamak istiyorum: Kitap (ve film) bize William Shakespeare ’in oğlu Hamnet’in ölümü ve bu trajedinin Hamlet eserine nasıl zemin hazırladığı üzerinden tanıtıldı. En azından yapılan PR çalışmalarından benim anladığım buydu. Hâl böyle olunca da çok heyecanlanmıştım. Fakat sonradan gördüm ki kitapta Shakespeare’in ismi bile geçmiyor. Agnes’in kocası, Hamnet’in babası, Latince öğretmeni gibi sıfatlarla ikinci plana atılmış. Bu durum beni rahatsız etti açıkçası… Tabii ki her annenin evlat acısı kıymetlidir fakat kitap herhangi bir kadının acısını konu alsa bu kadar okunur, filmi çekilir ve bu kadar ses getirir miydi emin değilim. Bunun bilinçli bir tercih olduğunu anlıyorum aslında; dünyanın tanıdığı bir figürü sadece bir baba ve eş olarak göstermek istemiş olabilir yazar. Ama o zaman da PR çalışmalarında neden bu kadar Shakespeare vurgusu yapıldı diye düşünmeden edemedim. Sonuçta yazar, Shakespeare’in hayatından yola çıkıp bu hikâyeyi kurgulamış ve bu ünlü ismin de etkisiyle geniş kitlelere ulaşmışsa bunun hakkını biraz daha vermeliydi bana göre. Gelelim
Edebiyat
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma