Ayinin gerekleri sırasıyla yerine getiriliyordu. Hiçbir şey anlamıyordum. Töreni hayranlıkla izliyordum. Sözleri anlamaya çalıştım ama anlatılanlar beni aştı. Tanrı bir taneydi, sonra iki oldu; Baba ve Oğul, ara sıra üç tane oluyordu; Baba, Oğul ve Kutsal Ruh. Kutsal Ruh kimdi? Bir kuzen mi? Birden panikledim, dört tane mi olmuşlardı? Chemlay' ın papazı bir de kadın ekledi: Meryem Ana. Birdenbire ortaya çıkan bu Tanrı bolluğuyla şaşkına dönmüştüm.
Allah'ım! Senden nimetinin tamamını, günahlardan korumanın devamını, her şeyi
kuşatan rahmetini, beden ve din afiyeti, güzel ve hoş bir yaşantı, ömrün saadetlisini, ihsanın tamamını, nimetlerin bütününü, en güzel ihsanlarını, lütfunun en yakın olanını istiyorum.
Allah'ım! Bizimle beraber ol; bizi terk ve helak etme! Ömrümüzü saadetle sona erdir; umduklarımız gerçekleştir; sabah akşam bizleri afiyetten ayırma; rahmetini ulaşacağımız yer kıl; affını günahlarımızın üzerine dök; bize ayıp ve kusurlarımızı düzeltmeyi ihsan eyle; takvayı bize azık et, bütün gayretimizi dinin için yap; sana dayandık, sana güvendik. Allah'ım! Bizleri doğruluk yolunda sabit kıl; kıyamet günü bize pişmanlık verecek şeylerden dünyada bizleri koru; günahlarımızın ağırlığını bizlerden hafiflet; bizleri iyilerin yaşantısı ile rızıklandır.
Kötü insanların kötülüklerini bizlerden uzaklaştır.Bizi, anne ve babamızı, kardeşlerimizi ve dostlarımızı rahmetinle cehennem
ateşinden
koru.
Yâ Azîz, yâ Gaffar, yâ Kerîm yâ Settâr, yâ Alîm yâ Cebbar, yâ Allah yâ Allah yâ Allah
Rahmetinle dileklerimizi kabul et, ey merhamet edicilerin en merhametlisi, ey evvellerin evveli ve âhirlerin âhiri ve ey hakiki kuvvet sahibi.
Ey yoksullara merhamet eden; ey merhamet edenlerin en merhametlisi.
İbadet edilmeye lâyık senden başka hiçbir
ilâh yoktur.
Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim.
Hiç şüphesiz ben kendi nefsime kötülük edenlerden oldum. Allah'ın salât ve selâm,, Efendimiz Hz.Muhammed'e (s.a.v), onun âline ve ashabının tümüne olsun.
Hamdolsun âlemlerin sahibi yüce Allah'a...
Bu baba, oğul ve kız yahut kız kardeş, üçü bir yerde bulundukları zaman baba oğul eğer Mihriban Hanım'ın bir çiçeğini veya eldiven giyişini beğenmeyecek olsalar kızcağızın üç gün üç gece ağlayacağını bildikleri için başına bir çiçek değil saksıyı giymiş olsa bile çok yakışmış olduğuna yemin etmeye mecburdurlar.
Herkesin bir şeye bağlandığını gördüm. Bazıları paraya, bazıları mal ve mülke, bazıları bir sanata ve mesleğe, bazıları da kendileri gibi insanlara bağlanıyorlardı.
İnsanın kırk beş yaşındayken böyle yirmi yedi yaşında bir oğul ve on beş yaşında bir kıza sahip olması ne büyük saadettir, ama size derhal şunu da hatırlatalım ki böyle saadet genellikle babalara mahsus olup anneler için bu saadet musibet sayılır.