Geçen hafta televizyonda bir turizm şirketinin reklamına denk geldim. “Çocuğum var diye tatile gitmekten korkuyorsanız, o iş bizde,” diyordu. Ve devam ediyor: “Mini Club var. Siz tatilinizi rahatça yaparken o, güvenli ellere emanet.” Kapanışı şöyle: Tatil fabrikasındaki mutlu anne baba, “Oh be!” diyorlar. Bu muameleyi o anne babaya yapsan çok bozulurlar. Erencan deminki baba olsun. “Tatile Erencanlarla gitmek istemiyor musun? O iş bizde. Sen gel otele, biz onları senden uzak tutarız. Maç yayınları ve bilardo var. Erencan’ın işi tamam.” Erencan, alınma abim ama sen bizi tatilde yoruyorsun.
Tatilde çocuktan kurtulma reklamı çok mu uçuk geldi? Atlayın arabanıza, en yakın alışveriş merkezine gidin. Hemen girişte çocuğu bırakma yeri var. Top havuzu, file labirent, kaydırak, uyduruk Lego’lar ve etkinlik masaları. Yeter ki biz rahat gezelim. Onlar bizim yerimize çocuğu oyalar.
How are you? We OK! But we have a problem. We have a big problem. We have a very very big problem. Me and Leyla (she is a my -girl- love) we can not come together. No together. So, impossible love. Love story. Giant's love. Like Shrek. Do you know Shrek? Anyway, if Leyla and I can together, it will be the end of World. I can hear that you say "oh my god!" We are the main causes of naturel disasters. Ups! Sorry :( But mukadderat (I can not translate it) I think that you have to help us. And if you save us, you save the World. Yes, it's weird. We want to buy spaceship from you. Leyla and I go to another planet by this spaceship. We will be happy there. If we have a child we will give your name to him or her: NASA! You happy? This spaceship is our bride car. I look forward to hearing from you soon. And İsmail Abi says that you don't work hard. Because sıyırırsın.
Best regards
Mecnun Ç. and İsmail A.
Sahte başlangıçlar, bir illüzyondur. Kendinden kaçmanın en süslü yoludur. Mesele sadece diyete başlamak ya da sigarayı bırakmak değil. Mesele, “mekân değiştirirsem kaderim değişir” sanrısı.“Bu şehirden gitsem düzelirim“ diyorsun. “Şu işi bıraksam rahatlarım“.“Bu ilişkiden çıksam kendimi bulurum.“ Bavulları topluyorsun, eşyaları koliliyorsun, biletleri alıyorsun. Gidiyorsun da. Yeni bir şehir, yeni bir ev, yeni bir manzara. İlk hafta harika. “Oh be,” diyorsun, “nefes aldım.” ama ikinci hafta, o bavulun dibinde saklanmış olan o tanıdık misafir kafasını uzatıyor: Sen.
Kendini de yanında götürdün çünkü. Kafanın içindeki o sesleri, kalbindeki o korkuları, ruhundaki o doyumsuzluğu gümrükten geçirdin. Onlar seninle geldi. Ve sen İzmir’in kordonunda ya da Londra’nın sisli sokağında yürürken, yine aynı kaygılarla, yine aynı yetersizlik hissi ile başbaşa kalıyorsun. Çünkü coğrafyada değişti ama iklim aynı. İklim sensin.