Başkalarına söyleyecek bir sözüm olabilmesi icin önce kendime söz geçirmem gerektiğine inanıyorum. Bana bugün, ne yapmalı? diye soracak olurlarsa, ancak, önce kendini düzeltmelisin, diyebilirim. Bir temel ilkeden yola çıkmak gerekirse, bu temel ilke ancak şu olabilir: Kendini çözemeyen kişi, kendi dışında hiç bir sorunu çözemez.
"... bedenin henüz o benzersiz ürperişin
tadını tatmamış, kalbin henüz lekelenmemiş, aklın henüz
hakikatin kalın duvarları arasına hapsolmamış. Alçaklık
kurnazlık, sinsilik henüz ele geçirmemiş ruhunu. Çünkü
henüz bu riyakârlıkları öğrenecek kadar çok yaşamadın..."
Hep birlikte inanacakları bir hikaye kalmayınca, hepsi tek tek kendi hikayesine inanmaya başlayacak, herkesin kendi hikayesi olacak, herkes kendi hikayesini anlatmak isteyecek. Kalabalık şehirlerin kirli sokaklarında, bir türlü çekidüzen verilemeyen çamurlu meydanlarında, milyonlarca sefil, başkalarının çevresinde bir mutsuzluk halesi taşır gibi taşıdıkları kendi hikayeleriyle uykudagezerler gibi hüzünle gezinecekler. O zaman onların gözünde sen O değil, Deccal olacaksın artık, Deccal de sen!