“Kişinin hem kendine hem toplumuna yararlı bir insan haline gelebilmesi için yalnız aklının değil, gönlünün de eğitilmesi lâzım.”
(Oktay Sinanoğlu)
İnsan, gönlünü eğitebilir mi? Önce "gönül" kelimesini hatırlayalım. Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. duyguların kaynağına "gönül" denir. Mecaz anlamda da "istek" anlamına gelir. Duyguların doğru şekilde yönetilmesi ve doğru tepkiler verilmesini mi kastetmiş acaba Oktay Sinanoğlu? İnsanı yanlışa sürükleyen unsur akıl mı yoksa duygu mu? Düşünce ve duygular, insan davranışını ortaya çıkarıyor.
Akıl yolu gösteriyor ama o yolda nasıl yürüyeceğimizi gönül belirliyor. Kalbin kötü veya temiz olması da gönlüm eğitilmesiyle ilgili. Gönlün eğitilmesi ne demek? Bana göre duyguların dizginlenmesi, nefsin kontrol edilmesi, asgari düzeyde empati kurulması, öfkenin ölçülmesi, kibrin törpülenmesi ve merhametin güçlendirilmesidir. Mesela bir insan çok bilgili olabilir ama başkasının hatasına sabır gösteremiyorsa bu durum gönlün eğitilmediğini gösterir.
Gönlün eğitimi insanlara ne kazandırır? Büyüklere saygı, küçüklere şefkat, farklı olana hoşgörü kazandırır. Bir başarının ardından başkalarını küçümsememeyi, bir kaybın ardından umudu kaybetmemeyi öğretir. Eğitilmiş gönül, iyiliği karşılık beklemeden yapar. Haksızlık gördüğünde öfkeye değil, adalete yönelir. Kendi çıkarı için değil, ortak fayda için düşünür. Gücü eline aldığında merhameti bırakmaz.
Son söz: Topluma yararlı insanın sadece doğru düşünmesi yetmez. Aynı zamanda doğru hissetmesi de lazım. Vicdanın canlı ve duyarlılığın diri olması gerekir insanın. Akıl rehberdir, hepimize lazım. Gönül de yön duygusudur, bu da hepimize lazım. Biri pusula, diğeri istikamettir. İkisi dengeli çalıştığında
insan hem kendisine hem çevresine
gerçek anlamda faydalı olabilir.