Tıp fakültesi ikinci sınıf fizyoloji dersinde nörotransmitter adı verilen, beyinde üretilen ve çeşitli fonksiyonları olan bazı maddeler anlatılır. Seratonin bunlardan biridir. Seratonin anla-tılırken bu maddenin görevlerinden birisinin beyinde mutluluk oluşturduğu söylenir. Tüm öğrencilerin aklında aynı soru vardır: "O zaman seratonini artırırsak mutlu oluruz?" Evet, aynen de öyledir, modern tıp mutlu olmayı seratonine bağlamıştır. Son-raki sınıflarda "depresyon" anlatılırken önceden zihni hazırla-nan bizlere sebep olarak "seratonin" eksikliği yeniden hatırlatılır. Sonra farmakoloji (ilaç) dersinde depresyon ilaçları anlatılırken seratonini yükseltmek gerektiği ve çeşitli mekanizmalar ile bunu artıran ilaçlar olduğu söylenir. Artık mezun olunduğunda for-mül bellidir: mutsuz olana seratonin ilacı yaz! Sanki yağı azaldı-ğında takviye yapılması gereken bir makine gibi davranılır insan bedenine. İnsan bedeni, maalesef doktor adaylarına sadece kitap üzerinden öğretildiği için, sanki bir makinenin kılavuzunu oku-yup, kılavuza göre üzerinde ayar oynaması yapar gibi davranmak kaçınılmaz hâle gelir.
"Ve bilgisizliğin sana değil ırkına, ümmetine belâ oluyor. Öğren, oku öğren, danış öğren, bilenle düş kalk, senden az bilen sana gelsin, sen ona değil senden çok bilene git."
Yaptığın işin arasında, sürekli oku ve danış bilgelere
Yaşamını ılımlı geçirmek için ne yapman gerektiğini;
Yönlendirmesin ve ezmesin diye seni, ne doymak bilmez hırs,
Ne de yararsız şeylere duyduğun merak ve umut.