Yani emek var evet… Asssla emeğe saygısızlık etmek istemem ama kitap baştan aşağı OLMAMIŞ. Bir kere ellerinde müthiş bir konu var, arka kapağı okuyunca “Vaaay inanılmaz duruyor” diyorsunuz ama o konu nasıl hiç edilir onu da görüyorsunuz. Yazarın yazarlıkla uzaktan yakından alakası olduğunu düsünmüyorum. Oturmuş da aklına eseni karalamış sanki. Hiç beğenmedim. O kadar akmadı ki okumakta zorlandım. Kitabın bir bölümünde de çok fazla cinsellik var. Fakat bu sağlıklı bir ilişki değil. Sapkınlıklarla dolu. Yani koca koca adamların ortaokullu kızlara hayran olmasını veya liseli kızların bir kız arkadaşlarını “prens” diye idealleştirmelerini okuyorsunuz ve ne alaka diye sorup duruyorsunuz. Sürekli tekrara düşmesi de bayıyor. Bir cinayetler dizisi var ama asla bunun üzerinde durulmuyor. Sanki ortada ölen 3 insan yokmuş gibi yemekler, seks ve katilin ne kadar seksi bir kadın olduğu konuşulup duruluyor. Kitabın sonlarına doğru da Ortadoğulu, kimyon kokan bir kadın tasviri var. Evet baya böyle anlatılıyor. Kendisi Türk’müş. Tam bir komedi… Ortadoğu söylemi bile politik ama yazarımızın bunu bildiğinden şüpheliyim.
Gercekten konunun güzelliğine yani bir kadın katil ve 3 kurbanı konusunun hatrına 4 puan veriyorum ama anlatım çok kötü ya. Hani yazar cidden anlatmak istemiş de anlatamamış gibi. O kadar yavaş ki her şey… Hiç heyecanlanmıyorsunuz, asla heyecan yok. Bolca bel altı, bolca yemek var. Karakterlerin derinliğine inme çabası bile zayıftı. Karakterlerin sadece yan karakter kalmayıp hepsine hikaye yazılmasını takdir ediyorum ama asıl meselemiz olan katilin derinliği çok az. Asla zeki, sizi şaşırtacak bir katil karakteri yok. Olayı anlatan gazeteci de asla öyle biri değil. Şaşırtmayacak yani sizi. Hiçbir olaya “Aaaa nasıl?” Diye heyecan duyamayacaksınız. Hele polisiye
Haziran ayı programımızın ikinci haftasında inceleyeceğimiz modern bir kült: Dövüş Kulübü. Tüketim çılgınlığına, modern sistemin insanı tek tipleştiren çarklarına ve kimlik arayışına distopik, yeraltı bir pencereden bakan bu sarsıcı eserin künyesi ve sinematik detayları şu şekildedir:
Kitap Künyesi
Kitap Adı: Dövüş Kulübü (Fight Club)
Yazar: Chuck Palahniuk
Orijinal Basım Yılı: 1996
Türkiye'deki Yayıncı: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: ~224 (Baskıya göre küçük değişiklikler gösterebilir)
Çevirmen: Elif Özsayar
Tür: Roman / Yeraltı Edebiyatı / Psikolojik Kurgu
Film Künyesi
Film Adı: Fight Club (Dövüş Kulübü)
Yönetmen: David Fincher
Vizyon Yılı: 1999
Başroller: Brad Pitt (Tyler Durden), Edward Norton (Anlatıcı), Helena Bonham Carter (Marla Singer)
Süre: 139 Dakika
IMDb Puanı: 8.8 / 10
Kitap ile film arasındaki anlatım dili, son kısımlardaki kurgusal farklılıklar ve David Fincher'ın beyaz perdeye aktardığı o eşsiz kaotik atmosfer, yazılı analizlerimiz için harika bir malzeme sunuyor. Bireysel okuma ve izleme sürecinizde Tyler Durden karakterinin sosyolojik alt metnine dikkat etmeyi unutmayın!
Keyifli okumalar ve iyi seyirler dileriz.
SENTEZ ENTELEKTÜEL OTURUM | AYIN KİTABI
KİTAP KİMLİĞİ
Kitap Adı: Dövüş Kulübü (Fight Club)
Yazar: Chuck Palahniuk
Tür: Kurgu
Sayfa Sayısı: 224
Odak Noktası: Tüketim Çılgınlığı, Kimlik Karmaşası, Nihilizm ve Modern Yabancılaşma
Soru: Yazarın bu eserde inşa ettiği düşünce dünyası, bugünün modern insanı için bir "çözüm" mü sunuyor, yoksa sadece "sorunu" mu derinleştiriyor?
Cevap: Palahniuk, mobilya kataloglarında kaybolan modern insanın uyuşmuşluğunu yıkmak için şiddeti, acıyı ve dibe vurmayı bir uyanış yöntemi olarak sunar. Ancak Tyler Durden'ın vaat ettiği bu "özgürlük", sistemi yıkmaya çalışırken kendi faşizan
Her şeyin çok hızlı tüketildiği, sürekli bir yerlere yetişmeye çalıştığımız şu günlerde Okçu’nun Yolu kısa bir mola oldu. Küçük bir kitap ama sayfaları çevirirken insanı durup düşünmeye zorluyor. Ana konu ok, yay, kiriş ve hedef olsa da hayatı okumak için güzel metaforlar.
Kitap aslında basit bir okçuluk hikayesi gibi görünse de tamamen hayatın provası gibi. Coelho orada oku "niyetimiz", yayı "irademiz", hedefi de "varmak istediğimiz yer" olarak tanımlıyor. Hedefe giden yolun bizzat kendisinin önemli olduğu üzerinde duruyor.
Hepimiz hayatın koşturmacası içinde bir şeyleri başarmaya, o hedef tahtasının tam ortasını vurmaya öyle odaklanıyoruz ki... Oysa usta diyor ki; gözün sadece hedefte olursa, o okun yaydan çıkışındaki zarafeti, rüzgarı, kendi kalbinin ritmini kaçırırsın.
Bizlerde kimi zaman planlarımızın, hedeflerimizin peşinde öyle çok geriliyoruz ki bir yay gibi, kendimizi yıpratıyoruz. Ya da hata yapmaktan, ıskalamaktan korktuğumuz için elimizdeki oku fırlatmaya hiç cesaret edemiyoruz. Kitap "yolda olmanın", hata yapsan bile o süreçle terbiye olmanın güzelliğini hatırlattı.
Bazen sadece durmak, nefes almak ve niyetimizin temizliğine güvenerek o oku serbest bırakmak gerekiyor mesajı çıkıyor.
Büyük iddiaları olmayan, kısa sürede okunabilen bir kitap. Neredeyse yarısı çizmelerle dolu. Kitaplarla kalın.
Okçu'nun YoluPaulo Coelho · Can Yayınları · 20217,7bin okunma
Hepimizin duymaya en çok ihtiyacı olduğu cümle bu, değil mi sevgili anneler? Çocuklarımızı yetiştirirken en temel ve kritik konularda çelişkiye düşüyor; etrafımızdaki insanlardan yükselen binbir farklı "çatlak sesle" boğuluyoruz.
İşte bu kitap, tüm o kafa karıştıran seslere bir son verirken içimize adeta su serpiyor. Üstelik işin uzmanı bir anne olan Saniye Bencik Kangal’ın o dostane anlatımıyla, tam bir sohbet havasında!
Bu kitapla annelik serüvenimizin başında, yani hamilelik sürecimizde tanışacak kadar şanslıysak ya da minik yavrumuzun tüm ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kendimize ayırabildiğimiz o kısıtlı, altın değerindeki zamanlarda; haydi, çaylarımızı veya kahvelerimizi tazeleyelim ve bu kitabı okuyalım
İşte annelik serüvenimizin her aşamasına dokunan başlıklar:
Korkma! Kucakla
Korkma! Güvenli Bağlanır
Korkma! Ağlar
Korkma! Kendine Zaman Ayır
Korkma! Uyur
Korkma! Alışır
Korkma! O Bir Kaşif
Korkma! Paylaşır
Korkma! Tanısın
Korkma! Bırakır
Korkma! Tuvalete Alışır
Korkma! Oyna
Korkma! Teknolojiye Sınır Koy
Korkma! Artık Okullu Oldu
Korkma! Cevapla
Korkma! Tekrar Oku
Korkma! Sınır Koy
Korkma! İletişim Engellerini Kaldır
Korkma! Özgüveni Gelişir
Profilimdeki linkten Instagram'a beklerim. Kitap incelemelerimin görsel ve video içeriklerini Instagram hesabımda paylaşıyorum.
Bu neydi yaa. Öncelikle alacakaranlık seviyorsan acil bu kitabı almaya koşar mısın?(!) 2 günde bitirdim ve çok güzel ilerliyor, film gibi. Fantastik romantik bir kitap.
Okuduğum da ne alakası var dediğim bir çok başlıkla karşılaştım -ekonomi, edebiyat, beşeri sistemler vs - lakin okumaya başladığım da bize ve topluma lazım olan değil olması gerekenleri sıralamak ile kalmamış aynı zaman da reçeteyi de sunmuştur oku anla gör yaşa