10/10
·660 syf.··
2026 57. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Merhaba kitap dostlarım! Harry Potter serisinin 4. Kitabını bugün itibarıyla bitirmiş bulunmaktayım. “Harry Potter ve Ateş Kadehi” 660 sayfalık macera ve fantastik dolu bir kitap. Kahraman sayımız bu kitapta artıyor ama herbirine hemen aşina oluyorsunuz. Serinin bu kitabında, okul yılı boyunca şampiyonların yerine getirmesi gereken üç görev var. Normalde 3 şampiyon ismi seçilirken bu sene ateş kadehinden 4 isim çıkıyor. 4. İsim Harry Potter. Kendi isteği dışında bu görevlere katılmak zorunda kalıyor. Ve türlü türlü tehlikelerle dolu görevleri yerine getirmeye başlıyorlar. Her görevde ayrı heyecan yükleniyor. :) Harry Potter’ın alnındaki yaranın durmadan acıması can sıkıyor. Acaba neden durmadan acıyor? Yaklaşan tehlikelerin habercisi mi? Okurken film izler gibi okuyorsunuz. Henüz filmini izlemedim ama:) Azmettim kitaplardan sonra izleyeceğim inşallah. Seriye henüz başlamadıysanız, başlamak için neyi bekliyorsunuz? Şimdiden keyifli okumalar! :)
1000Kitap
Harry Potter ve Ateş KadehiJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202336,3bin okunma
7/10
·352 syf.··
2026 75. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:10
Haruki Murakami' nin popüler İmkansızın Şarkısı isimli kitabında 68-70 li yıllarda Japonya'da geçen son derece depresif/melankolik bir hikaye ele alınmış. 17 yaşında Vatanabe isimli bir delikanlının yaşadığı olaylar kendi ağzından bizlere aktarılıyor. Arkadaşının intiharı ile başlayan olaylar zincirinde yaşadığı ilişkiler, okul/iş/yurt arasında sıkışmışlığın getirdiği buhrama rağmen hep iyimser kalmaya çalışan ve herkese karşı duygu ve düşüncelerini olduğu gibi aktaran bir baş karakterimiz var. Tabi çarpık ilişkiler ve bolca intihar.. Yani okumayan çok şey kaybetmiş olmaz diye düşünüyorum. Edebi anlamda anlatıma bayıldım.
1000Kitap
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201514bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·275 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
​Zaman geçmiyor, biz değişiyoruz" diyor Zeze. Aslında sadece biz değil; yoldaşlarımız, dostlarımız ve hayata tutunduğumuz dallarımız da bizimle birlikte dönüşüyor. Bazen en büyük hayat arkadaşımız, en kıymetli aile bireyimiz ya da ruhumuzu emanet ettiğimiz o can dostumuz, yalnızca hatıraların tozlu raflarında kalıyor. ​Zeze’nin büyüme sancılarını iliklerine kadar hissettiren bu ikinci kitapta anlıyoruz ki; büyümek biraz da vedalaşmayı öğrenmektir. Belki de olgunluğun ilk adımı, birini sonsuzluğa, hayatın akışına ya da geride kalana uğurlayabilmektir. ​Şeker Portakalı, benim için her zaman hayatımın ilk beş kitabı arasında sarsılmaz bir yere sahip olmuştur. Açıkçası devam kitaplarının, ilk eserin yarattığı o büyülü atmosferi yakalayamayacağına dair önyargımla başladım okumaya. Ancak bu kitap beni yanılttı. Şeker Portakalı hâlâ zirvedeki yerini korusa da, bu devam metni; geçiş döneminin yarattığı o karmaşık duyguları ve içsel sancıları büyük bir ustalıkla, tane tane işlemiş. ​Yine de naçizane bir eleştirim var: Zeze’nin okul dönemindeki huysuzluklarına ayrılan yer, anlatının temposunu zaman zaman düşürmüş. O bölümlerin yerine, karakterin yeni evine ve yeni dünyasına uyum sağlama sürecini, o adaptasyonun sancılı ama bir o kadar da büyüleyici hallerini daha çok okumayı isterdim. Yine de Zeze'nin o hüzünlü serüvenine eşlik etmek, okur için kıymetli bir deneyim.
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,9bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 56. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:01
“İnsan ders almak isterse bir elma ısırığından da ders alır...” Elma Isırığı kitabını bitirdiğimden beri aklım Hikmet’in o bitmek bilmeyen dürüstlüğünde ve yaşadığı zorluklara rağmen hayata karşı sergilediği o sarsılmaz duruşunda. Hikmet’in Batman’daki yatılı okul yıllarından Antalya’ya uzanan o zorlu serüvenini okurken, hayatın bazen ne kadar acımasız olabildiğini ama karakteri sağlam olanın tüm bu fırtınalara nasıl göğüs gerebildiğini yakından gördüm. Özellikle yatılı okulun o soğuk gecelerinde, o küçücük elma ısırığıyla başlayan nezaketin, bir insanın tüm geleceğini ve dünyasını nasıl değiştirebileceğine şahit olmak gerçekten çok etkileyiciydi. Hikmet’in Antalya’daki talihsiz günlerinde uğradığı haksızlıklara ve yaşadığı hayal kırıklıklarına içim gitse de; tüm o yokluklara ve engellere rağmen, abisi Salih’in desteğiyle okuma aşkından vazgeçmeyip sonunda o çok istediği öğretmenlik mesleğine kavuşması bana o kadar iyi geldi ki... Kitap boyunca “bu kadar da olmaz” deyip isyan ettiğimiz anlar çok fazla ama Hikmet’in özündeki o saf iyiliği ve dürüstlüğü hiçbir şartta kaybetmemesi, hepimize örnek olacak cinsten. “Okumak sadece okulda olmaz; insan ancak kitap ile yaşar ve onda nefes alır.” Sahi, sizce de insanın hayatındaki en büyük dönüm noktaları bazen böyle küçücük, beklenmedik bir tesadüfle mi başlar, yoksa biz aslında her şeyimizle kendi hikayemizin mimarı mıyız? Sizin hayatınızda da o küçücük dokunuşuyla her şeyi değiştiren, dönüp baktığınızda “iyi ki olmuş” dediğiniz o elma ısırığı anlarınız, hikayenizde iz bırakan insanlar var mı? Son olarak şunu söylemek isterim ki; bazen bir kitabın kapağını kapatıp derin bir nefes aldığınızda, içimizdeki o umut ateşinin aslında hiç sönmediğini fark ediyorsunuz. Hikmet’in hikayesi bana bir kez daha hatırlattı: Dünyayı
Elma IsırığıBehçet Gülenay · Okur Kitaplığı · 202143 okunma
6/10
·176 syf.··
2026 40. kitabı
#aylardankasımgünlerdenperşembe "Ama șimdi artık o kadar yorgunum ki ne başkasını ne kendi iç sesimi dinleyecek gücüm var. Nasılsın, rahat mısın, iyi misin gibi sorulara dahi cevap vermemek için gözlerimi kapalı tutuyorum." Merhaba kitap severler bugün size Semra 'un tavsiyesi üzerine uzun zamandır kalemini merak ettiğim @benaysekulin 'e ait bir eser ile geldim. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Atatürk'ü anlatan bir eser. Ancak hep bildiğimiz, okuduğumuz eserlerin aksine bu kitapta hayatına sığdırdığı siyasi, askeri olaylardan ziyade iç dünyasına, çocukluğundan gençliğine, gençliğinden Cumhuriyetin ilk yıllarına ve hayatının son günlerine kadar geçen sürecte yaşadığı duygulara değinilmiş. Özellikle hastalığının son anlarında yatağında yatarken geçmişe dair duyduğu özlem ve pişmanlıklarını okumak ilgi çekiciydi. Çünkü siyasi ve askeri yönünü başta okul olmak üzere bir çok yerden okuyoruz ama iç dünyasını, hissetmiş olabilecekleri bizler için hep bir soru işareti olarak kalacak ve bu konuda yazmak bence cesaret istemiştir. Dolayısıyla beklentim yüksek bir şekilde okudum eseri. Kitabın en çok hoşuma giden yanı çocukluğunun olduğu kısımlardı orada okula olan sevgisi ve arzusu gerçekten hissediliyordu. Sonrasında Dimitrina ve Lütfiye ile olan ilişkilerine hakim değil eserde duygularla okumak ilgimi çekti. Ancak kitapta hafızlığın gerici bulunması, dini eğitimin yerilmesi ve başta annesi olmak üzere kardeşi ile diğer kadınlar üzerinden sanki aşağılar bir üslupla bahsediyormuş gibi yazılması beni çok rahatsız etti. O nedenle sonrasında dini terimlerin ve kadınlarla ilgili olumlu yazıların samimiyeti bana geçmedi. #engelsizokurlaokuyoruz
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,493 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 64. kitabı
Herkese merhabalar, sürükleyici bir manga yorumuyla geldim, Bahar Fırtınası ve Canavar. İlk bakışta klasik bir “serseri çocuk ve kendi halinde sakin kız” hikayesi gibi görünüyor. Zaman zaman bize bir yaz gençlik dizisi izliyormuşuz gibi hissettirse de temelde insanların dışarıdan göründüğünden çok daha fazlası olduğunu ve davranışların arkasında mutlaka bir yaşanmışlık bulunduğunu sürükleyici ve espirili bir hikayeyle anlatıyor. Tabii ki hikaye bir orta okul ve lise öğrencisi arasında geçtiği için ergenlik çağlarındaki yalnızlık, anlaşılma ihtiyacı ve aşka olan o saf ve dramatik bakışımızı bize hatırlatıyor. Kaya karakteri, çevresi tarafından bir “serseri” gibi görülen ,"yalnız, kimsenin kabul etmediği, kabul edenin de çıkarı için kabul ettiği" bir karakter olarak görünse de hikaye ilerledikçe onun sadece anlaşılmayı bekleyen, kendi içinde mücadele eden ve hayatındaki zorluklar sebebiyle sert birine dönüşmek zorunda kalmış biri olduğunu fark ediyoruz. Ranko karakteri ise sakinliği, dilinden düşürmediği "huzur" arayışı ve biraz da tedirgin duruşuyla karşımıza çıkıyor. Kitap boyunca sık sık "yalnız kalmaktan" bahsediliyor. “Arkadaşın olabilirim ama yalnız kalmak istemiyorsan...” cümlesi aslında hikayenin temel noktalarından biri. Ranko bunu sadece basit bir arkadaşlık teklifi olarak söylemiyor. Kaya'yı serseri tavırları nedeniyle yargılasa ve ondan korksa da devamlı olarak onu merak etmekten, onu iyiye yönlendirmeye çalışmaktan kendini alıkoyamıyor. Bu tavırları nedeniyle Kaya’nın kötü çevresiyle arası açıldıktan sonra, Kaya yalnız kaldığı için Ranko kendisini suçluyor ve bu cümleyi kuruyor. Aslında bu cümle Kaya’nın ilk kez gerçekten kabul edildiğini hissettiği anlardan biri ama Kaya bu teklifi kabul etmiyor, çünkü aralarındaki ilişki arkadaşlıktan daha
Bahar Fırtınası ve Canavar - Cilt 1Miyuki Mitsubachi · Athica Yayınları · 20265 okunma