Matematik + Bilim + Gönül
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:44
Dil bir milletin hafızasıdır. Dil şüphesiz ki bir milletin kimliğidir. Dilini kaybeden milletler önce geçmişlerini hemen arkasından tüm geleceklerini yitirirler. Bir toplumun vazgeçilmezi olan Dil konusunda verdiği mücadele ile ön plana çıkan dahi profesörün çeşitli zamanlarda ortaya koyduğu demeç ve görüşlerinden oluşan muazzam bir çalışmayı okumuş bulunmaktayım. Her satırından ayrı bir keyif aldığım bu eser, beni aynı zamanda büyük bir karamsarlığa ve umutsuzluğu da itti. 26 yaşında profesör olan Oktay Sinanoğlu başta Amerika olmak üzere tüm dünyayı kendine hayran bırakmıştır. Yaptığı çalışmalar ile dünya bilim tarihine damgasını vurmuştur. Ülkesine döndüğünde de ülkesinin dilini kurtarmak için verdiği mücadele ile tüm dikkatleri üzerine çekmiştir. Yazarımız 1953 yılında Atatürk'ün kurduğu Türk Eğitim Derneğinin Yenişehir lisesinden mezun olmuştur. Amerika'da Berkeley ve Yale üniversitelerinde eğitim almıştır. Türkiye'de Türkçe aldığı eğitim ile üç sınıf birden atlayarak Amerika'da üniversiteyi kısa sürede bitirmiştir. 1954 yılından itibaren ülkemizde yabancı dille eğitim veren okullar eğitime başlamış. Hızla yabancı dille eğitim yaygınlaşmıştır. Yazar birçok söyleminde yabancı dille eğitimin ancak sömürge devletlerinde olacağını ifade eder. Yabancı dille eğitim ile iki kuşak sonra Türkçenin biteceğini ortaya koymaktadır. Tarihten iki örnek ile düşüncelerini temellendirir. Romalıların Keltlere kendi dillerini zorla öğreterek onları nasıl asimile ettiğini anlatır. Aynı zamanda İngilizlerin İrlandalılara kendi dillerini öğreterek onları asimile ettiğini hatırlatır. İngilizcenin asla bilim dili olamayacağını ifade eden yazar, İngilizcenin terim türetme konusunda çok zayıf olduğunu ortaya koymaktadır. İngilizcenin yüzde altmışının Latince, yüzde yirmisinin Fransızca,
Bye Bye TürkçeOktay Sinanoğlu · Bilim & Gönül Yayınevi · 20195,7bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 23:57
Aydınlanma'nın getirdiği özgürlüklerin aynı zamanda disiplin sistemlerini de icat ettiğini ileri sürer Foucault. Daha fazla hak ve özgürlük, daha fazla gözetim, sınıflandırma ve kayıt ile aynı pakete dahil olarak gelir. Kazanımlar, yeni yönetme tekniklerinin gelişmesine sebep olarak iktidarın bir şekilde çatlaklardan içerisi sızmasına engel olunamayacağını gözler önüne serer adeta. Kapitalist ekonominin büyümesini bu süreçten bağımsız okuyamayız. Disiplinci iktidarı gerektiren böylesi bir ekonomidir; öngörülebilir, hesaplanabilir, verimli ve yönetilebilir insanlar üretmek için bedenin disipline edilmesi gerekir. Bunu sağlayan ise fabrikalar, okullar, kışlalar ve hapishanelerdir. Foucault'nun iktidarın yasalarla işlediği düşüncesine karşı çıkması, üzerine düşünmemiz gereken bir başka nokta. Ona göre iktidar büyük oranda hukukun dışında, gündelik hayatta işler: Not verme sistemi, performans değerlendirmesi, psikolojik testler, sınıflandırmalar vs. yoluyla disiplinci iktidar işler. Bu haliyle iktidarı yalnızca yasaklayan, ceza veren olarak değil, insanları, kurumları, bilgileri ve normları üreten bir şey olarak görmek gerekir. İktidar biçim değiştirmekte, eskinin cezalandırıcı iktidarı dönüşüm geçirmektedir. Ama bu onun insancıllaştığı anlamına gelmez, yalnızca daha incelikli hale gelir. Modern birey de iktidar tekniklerinin bir ürünü olarak çıkar karşımıza, nitekim neyin normal olduğunu belirleyen de iktidardır. Modern birey, insanları daha faydalı, verimli ve yönetilebilir hale getirmeyi amaçlayan disiplin tekniklerinin ürünüdür. Sınavlar, koğuş düzenleri, modern hapishaneler, bunların hepsi insanları disipline ederek modern bireyi üretir. Hapishanelerin suçu azaltmak için var olduğuna ilişkin inancı reddeden Foucault, asıl amacına ulaşmakta hapishaneleri ve benzer
Hapishanenin DoğuşuMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 20261,382 okunma
Reklam
Puan vermedi·328 syf.··
2026 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 15:36
Halide Edip Adıvar ın otobiyografi si diyebiliriz. Yazar hem kendi hayatını kendi gözünden hem de Osmanlı İmparatorluğu nun son döneminin siyasal ve sosyal yönlerini, halkın yaşadıklarını, doğu- batı ikililiğini anlatmış. Çocukluk dönemini ama kendi ağzıyla değilde 3. Tekil şahıslar vasıtasıyla anlatıyor. Çocukluğunu o dönemin imkanlarkna göre yokluk içinde geçirmemiş. Bolluk içinde eğitim yönünden donanımlı geçirmiş. Sarayla da babasından dolayı bağlantılı geçirmiş. Sarayı da görmüş. Sadece o dönemde aile hayatı çok dalgalı düzensiz geçmiş. Kitabın adı da Çocukluğunda yaşadığı Mor Salkımlı Ev den geliyor. Anne sevgisi çok görmemiş çünkü annesini küçük yaş da kaybetmiş. Ona daha çok anneannesi bakmış. Ona da Haminne diye hitap etmiş. Kitaba bu adı verme sebebi bence de o çocukluğunun geçtiğş evi unutmak istememesi. Babası Edip Bey dir. Küçüklüğünden beri gerek evde gerek de okullarda kaliteli hocalardan eğitim almıştır. Rumca, Arapça, Fransızca bilmektedir. Piyano çalar. Kendini çok yönlü bir şekilde geliştirmiştir. İlk evliliği öğretmeni olan ve aralarında çok yaş farkı olan Salih Zeki Bey le olmuştur. Çocukları da olmuştur. Sonraki evliliği Adnan Adıvar ile olmuştur. Milli mücadeleyi desteklemiştir ve isyancıların hedefinden kaçmak için Mısır a gitmiştir. Orada da boş durmamıştır. Oradaki farklı bölgelerde okullar açmıştır. Destek olmuştur. Özellikle kız çocuklarının okumasını çok istemiştir. Tüm bunları yaparken de bazen hümanist tavır takınmıştır bazen de milli mücadeleyi destekleyici tavrını belli etmiştir yani taraflı olmuştur. Milli Mücadeleyi desteklemesi ve bu yçnden etkilenmesinin sebepleri Ziya Gökalp ve Yısuf Akçura olabilir. Yazar düşüncelerini belirtirken insanı sprgulamaya yönlendiriyor. Direk bilgi vermemiş bu da hoşuma gitti. Bend earaştırma isteği
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,691 okunma
8/10
·384 syf.··
2026 176. kitabı
Üstün Başarı #okudumbitti Acar Baltaş’tan okuduğum ilk kitaptı ve açıkçası yazarın sade, anlaşılır ama bir o kadar da sağlam duran kalemini çok sevdim. Üstün Başarı, isminden dolayı ilk bakışta sadece ders çalışma ya da sınavlara hazırlanma kitabı gibi görünebilir; ama aslında bundan çok daha fazlası. Kitap başarıyı yalnızca yüksek notlar, iyi okullar ya da parlak kariyerler üzerinden anlatmıyor. İnsanın kendi potansiyelini tanıması, onu hayata geçirmesi, öğrenmeyi sürdürebilmesi ve bunu yaparken ruhsal dengesini de koruyabilmesi üzerine çok güzel bir yol haritası sunuyor. Bu yönüyle hem öğrenciler hem anne babalar hem de kendini geliştirmek isteyen herkes için okunabilecek bir kitap olmuş. En sevdiğim tarafı, “hadi motive ol, her şeyi başarırsın” gibi havada kalan cümlelerle ilerlememesi oldu. Daha gerçekçi, daha uygulanabilir ve insanı suçlamadan düşündüren bir dili var. Erteleme, odaklanma, sınav kaygısı, öğrenilen bilgiyi kalıcı hâle getirme, hedef belirleme gibi konulara değinirken insan ister istemez kendi alışkanlıklarını da sorguluyor. Ben okurken bazı yerlerde “Evet, ben bunu biliyorum ama uygulamıyorum” diye düşündüm. Özellikle öğrenmenin sadece masa başında geçirilen saatlerden ibaret olmadığını göstermesi çok kıymetliydi. Duygusal denge, olumlu tutum, anlam duygusu ve kişinin kendini tanıması da başarının bir parçası olarak ele alınmış. Bu bakış açısı kitabı kuru bir çalışma rehberi olmaktan çıkarıp daha bütüncül bir kişisel gelişim kaynağına dönüştürüyor. Anlatımı akademik terimlerle yorucu hâle gelmeden ilerliyor. Sanki alanında çok deneyimli biri karşınıza oturmuş da size sakin sakin “Bak, başarı böyle bir şey; acele etmeden, kendini tanıyarak ve doğru yöntemlerle ilerleyebilirsin” diyormuş gibi. Bu samimi ve güven veren tonu çok sevdim. Bence
Üstün BaşarıAcar Baltaş · Doğan Kitap · 2026322 okunma
6/10
·192 syf.··
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
Sosyal medyada ve çevremde son dönemlerde adını sıkça duyduğum genelde okuyanların övgüyle bahsettiği bir kitap Geri Verilen Kız yani Arminuta. Kitap kısaca tek çocuk olarak özenle deniz kenarı bir evde dans dersleri güzel okullar mükemmel kıyafetler ve ilgiyle büyütülen bir kız çocuğunun birden sen bizim çocuğumuz değildin seni gerçek ailen geri istiyor diyerek aslında gerçek anne babası olan uzaktan kuzenlerine geri gönderilmesini anlatıyor. Bu evde bir sürü çocuk, mahremiyet algısının olmaması, annenin çok çocuktan bunalmış, babanın ise sıklıkla çalışıyor moduyla evde olmadığı, sefalet ve yoklukla tanışması işleniyor. Kitap boyunca bu kızın ismi hiç olmadı o Arminuta'ydı, yıllarca bir yalanı yaşamış mantıklı bir açıklama yapılmadan bizim bununla işimiz bitti der gibi geri verilmiş, geldiği evde kız kardeşi dışında bağ kuramamış bir kız çocuğu. Benim beğendiğim kısım Arminuta'nın duygusal dalgalanmalarını patlamalarını kabullenmemelerini zorundalıklarını okuyucuya hissettirebilmesiydi yazarın. Ama açık konuşmak gerekirse uygun olmayan farklı durum ve kısımlarda vardı tabii. Kardeşler arası cinsel ilgi, evde şiddetin günlük hal halini alması vsvs. Kitabın konu açısından ilgi çekici olması kitabı kurtarmış bence. Yoksa üslup çok sokak ağzıydı, içerik zenginleştirilebilirdi, olay örgüsü sonlandırılabilirdi. Genel anlamda Arminuta'nın bazı bölüm sonlarında geleceğe gitmesiyle kız kardeşiyle bağının devam ettiği ve okuyabildiği gibi çıkarımlar yapsakta genel anlamda "eh işte " denilebilecek bir kitaptı.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,179 okunma
10/10
·156 syf.··
2026 56. kitabı
#arzununokudukları #okudumbitti #yorum The Kitap Yayınları The Kitap Yayınları @iremhattat @sukriyealtntas @paragraffkafasi #pofidikajankedi Herkese merhabalar Okullar kapanmaya yaklaşmışken, çocuklar için okuma listelerinin başında olması gerekn bir kitap yorumuyla geldim. POFİDİK - AJAN KEDİ... Pofidik ve casus arkadaşlarının gizemli ve gülünçlü hikayesi... En mutlu eden haber ise devamının yakında gelecek olması.. Çocukların sıkılmadan okuyacaklar bol resimli bir kitap. Bir sonraki sayfaya heyecanla geçecekler. Bizim ajan Pofidik biraz alışılmışın dışında bir ajan Biraz tembel biraz yemeğe fazla düşkün ama iyi ajan kriteri diye bir kriter yok ne de olsa Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz. Yine yeniden farklı kitap yorumlarında buluşuncaya kadar mutlu kalın kitaplarla kalın
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202636 okunma
Reklam
Reklam