Kitapla ilgili düşüncelerime geçmeden önce kitabın adı ve kurgudaki yeri hakkında laflayalım, ne dersiniz?
Herhangi bir sayının on tabanına göre logaritması ondalık bir sayıdır. Bu ondalık sayının tam kısmına karakteristik, ondalık kısmına ise MANTİS ya da Mantissa adı verilir.
Elde var metafor 1
Mantis : Grekçe kökenlidir ve Kehanet anlamına gelir.
Bu da metafor 2
Fowles neler düşünmüştü, bilemem!
Ama bana düşündürdükleri için yazdığım alan yetmez!
Geleyim kitaba :
Postmodern roman türünün en şaşaalı metinlerinden biri olan Mantissa yazarın kullandığı teknik açısından biraz karmaşık ama müthiş bir okuma deneyimi vaad ediyor.
Anıştırmalar, atıflar, tiratlar ile yazar vermiş coşkuyu
Bir roman yazarı olan kahramanın bir hastane odasında kimliğine dair hiçbir şey anımsamayarak uyanmasıyla başlıyor roman.
Gerçeklik algısını yitirmiş gerçekle hayalin arasında kalmıştır. Yazar bu algıyı okuruna tüm metin boyunca yansıtır.
Nasıl mı?
Yunan mitindeki esin perileri müzlerden (Musalardan) biri olan; lirik şiirlerin ilham perisi, ismi 'Eros' kelimesiyle aynı kökten gelen ve 'arzulanan' anlamına gelen ERATO bu romanda bir karakter olarak karşımıza çıkar.
Ve yazar ile ilham perisi arasında edebiyat, aşk ve erotizm dolu diyaloglar ortaya çıkar.
Yazar esin perisini kılıktan kılığa sokar. (doktor, feminist, burjuva eliti, punkçı, geyşa, otoriter bir peri )
Müzler tanrıça oldukları için kadın - erkek ilişkisi dahilinde ilerlemesi beklenen romanda Fowles yapacağını yapar ve muazzam bir ters köşe ile rolleri tersine çevirir.
Bittabi ki neler olduğunu yazmayacağım!
M.B. der ki : Kadın- erkek ilişkilerinde denge/dengesizlik hallerine dair hiç böylesi bir metin okumamıştım.