İnsanlara en popüler şarkıların sözlerini, eyalet başkentlerinin isimlerini veya lowa'da geçen sene ne kadar mısır yetiştiğini hatırlayarak kazanacakları yarışmalar vereceksin. Onları yanmaz verilerle dolduracaksın, 'gerçekleri' boğazlarına tıkıştıracaksın, öyle ki kendilerini tıka basa doymuş ama onca veri sayesinde kesinlikle 'zeki' hissedecekler. O zaman, düşündükleri hissine kapılırlar...
Ne
de olsa bütün nefretler aynı yere dökülürdü: Yarına. Bekleyebilirdi. Bekleyecekti. Ben de onunla
bekleyecektim. Ne de olsa gerçek bir korkaktım. Ve nefret, korkakların intikamıydı.
Adalet tanrıçası Justitia’nın göz bağından bayraklara kadar, her şey bir kumaş meselesiydi... Hâlâ çıplak kalabilmiş birkaç Amazon yerlisinin yüzlerindeki o huzur, kumaşsızlıktan geliyordu.
Fakat yine de surasi dogru ki bu sistemde kadin devamlı kendini satmak istiyor; bazen bilinçli, çogunlukla da bilinçsiz olarak. Her kadinin kendini mal olarak gördügünü iddia etmek istemiyorum ama istisnalarin kaideyi bozduklarni varsaymaya da cesaret edemiyorum. Kadinlari bu konuda caresiz kalmakla suçluyor da degilim. Fakat bu kendini sergilemeler, bu kibirle, kaba saba bir isveyle kurumlanmalar ölüm derecesinde üzücü; özellikle de kadin zor bir ise kalkistigini, daha güzel, daha ucuz, daha heyecan verici kadinlar oldugunu biliyorsa.