Nasıl bir "Yaşamak"tı o öyle ya..
Kitap aşırı derecede duygu yüklüydü. Uzun zamandır bunkadar duygulandığım bir kitap olmamıştı.
Yazar gezdiği yerlerden birinde tarlasını sürmekte olan bir çiftçiyle karşılaşıyor. Adam ile sohbet etmeye başlıyor. Adamın adı Fugui ve kitabın baş kahramanı.
Çocukluk ve gençlik yıllarında ağa babasının yanında mükemmel imkanlarla yetişmiş. Evlenmiş bir de kızı olmuş ama kumar, alkol, karı kız her ayak var anlayacağınız. Sonraları kumarda atalarından kalan tüm toprakları kaybediyor. Ama bu Fugui'nin malesef ilk kaybedişi.. sonrasında babasını toprağa veriyor. Küçük bir kulübede annesi karısı ve küçük kızıyla hayata tutunmaya çalışırken zorla askere götürülüyor geldikten sonra da annesini kaybediyor. Sonra oğlu oluyor ve maalesef oğlu ölüyor ki beni en çok etkileyen ölümlerden biri, derken kızını, damadını, karısını ve en son da torununu kendi elleriyle toprağa veriyor.
O dönemin Cin yönetiminin halkı, çiftçiyi, köylüyü nasıl ezildiğini anlatmasıyla eleştirel bir bakış açısını da yansıtmış yazarımız. Hatta bu sebeple kitap yazıldığı bölgede yasaklılar arasında.
Ben zevkle okudum ve bana sevdiklerimin kıymetini hala nefes alıyorken anlamak gerektiğini, hayatta hiç birşeyin garantisi olmadığını gösterdi. Kalemine sağlık Yu Hua...
Kitapla kalın