Zamanı, ben'in zamanını, içsel zamanı yaşama şekilleri yıllarla değişir ve bununla eşzamanlı olarak da, mutlu olma şekli değişir. Bunlar, Arthur Schopenhauer'in önemli kitaplarından birinde muhteşem bir şekilde betimlenmiştir:
Gençliğin gözüyle bakıldığında, yaşam sonsuz uzunluktaki bir gelecektir; yaşlılık gözüyle ise, oldukça kısa bir geçmiştir.
Mutluluk, mutluluk deneyimi, aşkla, zevkle, başkaları tarafından sayılmak ya da takdir kazanmakla pek de ilintili değildir; en çok, kendini tamamen kabul etmekle, Nietzsche'nin "Neysen o ol" diyen aforizmasında ifade edilen şeyle ilintilidir.
Günümüzdeki anlayışın mutluluk kaynağı olarak kabul ettiği şeyler her fırsatta, her durumda ve her yolla istenmekte ve aranmakta; bazı ilaçlar, bazı antidepresanlar da, çoğu zaman işe yaramaz birer havai fişek olmaktan öteye gidemeyen, zafer haline getirilmiş bir mutluluğa ulaşmanın aracı ve yolu olarak
kullanılmaktadır.