İnsan denilen yaratığın zihninde yer etmiş olan; kendi renginin, inancının ve siyasetinin en doğrusu, en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip olduğuna inanmasını sağlayan o yaygın dar görüşlülük, Ruth'da da vardı .
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir sürü kitap okudu ama içindeki huzursuzluk azalmak yerine daha da büyüdü. Her kitabın tek tek her sayfası bilgi âlemine açılan birer gözetleme deliğiydi. Okudukları açlığını daha da arttırdı.
Popüler oldu olalı hem merak ettiğim hem, fazla popülerliği kitabı gözümde bayağılaştırmış olacak, 'bi ara okurum' diye diye ötelediğim bir kitaptı Kürk Mantolu Madonna. (Çoğunluğun zevkine uyan şey bayağıdır düşüncesi bana nereden gelmiş? Bu kibir midir? Bunları ayrıca değerlendirmek lazım, neyse ki konumuz bu değil.)
Bazı kitaplar insanda iz bırakır, uzun zaman geçse ve ayrıntılarını hatta konusunu bile tam hatırlayamasanız, yaşattığı duyguyu hatırlarsınız. İşte Kürk Mantolu Madonna benim için böyle bir kitap oldu. İnsanlar arasında anlaşılmadan, anlaşılmaya çabalanmadan, bir ruhu olduğu hatırlanmadan, cansız bir varlık gibi muamele edilerek yaşamak acı fakat bundan daha acı olanı, yüreğinde bu dünyada geçmesi mümkün olmayan bir yarayı bir ömür taşıyıp da ondan bahsetmene değecek birini bulma ümidinin dahi olmaması, kendi içine gömülmek. Hikayesini okuduğumuz Raif Efendi de işte bu ümitsizlikle yaşayan; daha doğrusu ruhunun cenazesini çoktan kaldırmış olmasına rağmen, bu dünyada vadesini doldurmak beklentisiyle, cesedini sürükleyip duran bir insan. Onun inkisarını ruhumda bu derece duyabilmemi sağlayansa, karakterle kurduğum özdeşliklerin yanında, şüphesiz Sabahattin Ali'nin usta kalemi.
Özetle; okudum, beğendim, şimdi ben de "herkes" gibiyim.