Annesiyle hapiste bulunan küçük Barış’ın, daha önce hapiste bulunan fakat çıkmış olan İnci’ye yazdığı mektupları okuyoruz bu romanda.
Barış çok zeki aynı zamanda sorgulayan bir çocuk. Mektupları okurken zaten fark ediyorsunuz. Mektuplarında içeride yaşanan her şeyi İnci’ye mektuplarında anlatıyor. Bu mektupların çoğu ise içeriğinden dolayı İnci’ye ulaşamıyor.
Buhranlı bir dönemi Barış’ın yani bir çocuğun ağzından okumak beni ciddi anlamda duygulandırdı. Çocuğun aslında neden orada olduklarını anlamaması, gökyüzünü tam anlamıyla bilmemesi, yaşadığı belirsizlik bir sarılma isteği uyandırıyor insanda.
Romanın sonunda sadece Barış’ın değil bizim de dediğimiz bir şey var aslında; Uçurtmayı vurmasınlar. Uçurtmalar hep uçsun.