Ulusların Düşüşü Üzerine
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 449. kitabı
Bazı kitaplar bilgi verir. Bazıları ise dünyaya bakış açınızı değiştirir. Ulusların Düşüşü benim için ikinci gruba giren eserlerden biri oldu. Kitap, yıllardır tartışılan çok temel bir soruya cevap arıyor: Neden bazı ülkeler zenginleşirken bazıları yoksulluk döngüsünden çıkamıyor? İlk akla gelen cevaplar coğrafya, doğal kaynaklar, kültür veya iklim olabilir. Ancak Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, yüzlerce yıllık tarihsel örnekler üzerinden bambaşka bir noktaya odaklanıyor: kurumlar. Onlara göre ülkelerin kaderini belirleyen en önemli unsur, sahip oldukları kapsayıcı ya da sömürücü siyasi ve ekonomik kurumlardır. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, tek bir görüşü kabul ettirmeye çalışmaması oldu. Farklı ülkelerden, farklı dönemlerden örneklerle okuyucuyu düşünmeye davet ediyor. Her bölüm, tarihin yalnızca geçmişi anlatmadığını; bugünü ve geleceği anlamak için de güçlü bir laboratuvar olduğunu gösteriyor. Bu kitabın benim için ayrı bir anlamı daha var. Yıllar önce Daron Acemoğlu'nun bir konferansına katılma fırsatı bulmuştum. Anlatımındaki sadelik, derinlik ve düşünce sistematiği beni o gün de etkilemişti. 2024 yılında James A. Robinson ve Simon Johnson ile birlikte Nobel Ekonomi Ödülü'nü aldığını öğrendiğimde gerçekten çok mutlu oldum. Bu ödülün, yıllarca emek verilmiş güçlü bir düşünce sisteminin karşılığı olduğunu düşündüm. Bugün geriye dönüp baktığımda, Nobel Ödülü alacak bir bilim insanını önceden dinlemiş olmanın da benim için güzel bir anı olduğunu hissediyorum. Ulusların Düşüşü, yalnızca ekonomi kitabı değil; tarih, siyaset bilimi, sosyoloji ve kurumsal yapıların kesişiminde duran çok disiplinli bir eser. Ekonomiye ilgi duyanlar kadar, "Bir toplum neden gelişir?" sorusunu merak eden herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Düşünce
Ulusların DüşüşüJames A. Robinson · Doğan Kitap Yayınları · 20133,585 okunma
Evdeki Tuhaf Olaylar-Josh Malerman
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 21:11
Korku kadar insana yaşadığını hissettiren bir şey daha var mıdır? Bir çocuk bir gecede büyümemeli. Olay Yeri Kitap Kulübümüzde Haziran ayının son kitabı olarak Evdeki Tuhaf Olaylar kitabını okudum. Kitap sekiz yaşındaki Bela'nın Öbür Anne isimli kötü bir varlığın,"Kalbine girebilir miyim?" diye sormasıyla başlıyor . Bu durumu anne ve babasına belli etmemeye çalışıyor. Çünkü kötü varlığın onlara zarar vereceğini düşünüyor. Fakat zaman geçtikçe öbür anne sabrını yitirmeye başlıyor ve kötü şeyler yapıyor. Kitap benim için çok hızlı akan bir kitap oldu. Ve çok beğenerek okudum. Korku anlamında beni germedi ama Bela'nın ailesinin ilişki durumu beni etkiledi. Çünkü çocukken bende aynı sorunları yaşamıştım. Bela ve babasının her diyaloglarını çok hoşuma giderek okudum. Ve kitap da çok fazla anlam çıkardığım yerler oldu. Küçük bir çocuğun yaşadıkları ve aslında güvende olması gereken ailesinin yanında o güveni ve masumiyeti zamanla kaybediyor. Son sahnelerde Bela'ya o kadar üzüldüm ki. Küçücük çocuğun o yaşta öğrendiği gerçekler çok yıkıcıydı. Kitapta en problemli karakter bence anne karakteri. Çünkü kızına gereken değeri vermiyor ve yaşayamadığı hayattan ötürü içten içe çocuğunu ve eşini suçlandığını düşünüyorum. Zamanla anne ve baba karakterleri sürekli tartışmaya başlıyor. Bela ise küçük yaşta bunları görerek etkilenmeye başlıyor.Korku bireysel bir şey olduğu için kitabı okurken etkilenen insanlar olabilir. Ama bence herkesin bu kitaba bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kitap sadece 8 yaşındaki bir çocuğun ağzından yazıldığı için neyin gerçek neyin hayal gücü olduğunu sorguluyoruz.Bir süre etkisinden çıkamayacağım bir kitap olacak . Kitaba puanım:9/10
1000Kitap
Evdeki Tuhaf OlaylarJosh Malerman · Olimpos Yayınları · 202689 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi
Brooklyn Düşleri — J.M. DeMatteis & Glenn Barr Brooklyn Düşleri, bir çocuğun iç dünyasına yapılan rahatsız edici ama bir o kadar da dürüst bir yolculuk. DeMatteis baştan uyarıyor: bazı yerler yalan, bazıları gerçek. Ama o yalanlar bazen gerçekten daha dürüst hissettiriyor. İtalyan baba, Yahudi anne, Brooklyn'in sert ve renkli atmosferi — zaten bu karışımın kendisi başlı başına bir drama zemini. Kimlik, aile, kayıp ve arayış temaları birbirine o kadar organik bağlanmış ki okurken nerede bitip nerede başladıklarını anlayamıyorsunuz. Glenn Barr'ın çizimleri ise hikayenin ruhunu taşıyan şey. Karakterleri ve mekanları nesnel bir gözle değil, Carlin'in zihninin süzgecinden çiziyor. Boyutlar, oranlar, yüz ifadeleri — hepsi duygusal bir gerçekliği yansıtıyor. Bu yaklaşım okuyucuyu farkında olmadan karakterin zihnine çekiyor. Anlatım doğrusal değil, zaman atlar, gerçekle hayal iç içe geçer. Çizgi roman okumaya alışkın olmayanlar için zorlayıcı olabilir. Ama bu karmaşa kasıtlı — depresyonun kendisi de böyle çalışıyor zaten. Sürükleyici, katmanlı ve akılda kalıcı bir eser.
Brooklyn DüşleriJ. M. Dematteis · Arka Bahçe Yayıncılık · 201842 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 20:40
Nietzsche'de olsan reddedilebilirsin, kırılgan bir tarafın olabilir, kendini tanımak için acıyla ciddi anlamda yüzleşmen gerekebilir ve özgürlük arayışın hiç bitmez.Ayrıca manüplasyon taktiği bir noktaya kadar işe yarar sevgili Nietzsche :)
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470,1bin okunma
10/10
·216 syf.··
2026 5. kitabı
En beğendiğim kitabı olabilir. Belki de en beğendiğim kitap da olabilir. Sonunda bir şeyleri anlamış diye düşündüm. Ged ve Tenarı beraber görmek baya iyi geldi.
TehanuUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20172,711 okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Bir sır bir hazine beş farklı kişilik Osmanlı zamanında hırsızlık için bir araya gelirse en fazla ne olabilir Merhaba kitap dostları çok eğlenerek ve aynı zamanda acaba ne nasıl olacak diye sorgulayarak okuduğum bir kitabın yorumu ile sizlerleyim Kitabımız, şahsına münhasır ayrıca zamanın siyasi ve çalkantılı döneminde her biri bir yere savrulmuş beş karakterin bir sırrın ve hazinenin peşine düşmesi için bir araya gelip plan doğrultusunda işe koyulmalarını anlatıyor. Ekip, hazinenin peşine düşüyor düşmesine ama bu sırada birbirleri için ve kendileri için de yeni durumlarla karşılaşıyorlar. Plana sadık kalmak ilerlemek varken duyguların devreye girmesi ve başlarına gelenler sebebiyle de macera içinde macera yaşıyorlar. Yazarımız, çalınacak kaşıkçı elmasını bir metafor haline getirerek insanların neyi neden çaldığını ve her zaman maddi nesnelerin değil duyguların da çalınabileceğini okutuyor bizlere. Hırsızlık çetesi biraz da toplumu gösteriyor. İnsanların hırsları, tutkuları ve kişilikleri neleri yaptırır neleri yaşatır sorularına cevap buluyoruz sayfalar arasında. Sayfaları çevirirken bir sır için neler yapılabilir, dışarıdan başka görünen insanların aslında içinde farklı kişilikleri barındırdığını görüyoruz. Aslında yazarımız kim nelerden vazgeçebilir ve bu konuda insanlar ne kadar ileri gidebilir bunu gösteriyor bizlere. Karakterlerin değişimleri, gösterdikleri tepkiler öyle güzel ve şaşırtmacalıydı ki okurken sırıtarak okudum. En umulmadık karakterin yaptıkları ve kesin halleder dediğimiz karakterin işleri curcuna etmesi de ayrı bir ironiydi. İskender Pala sadece bir tarih polisiye romanı değil, bu iki olguyu arka plana alarak metaforlar üzerinden insanların iç dünyasını okutuyor bizlere. Duyguların aslında hiç hafife alınmaması gerektiğini, bazen insanın en
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,492 okunma