Bu konu çok duyarlı bir konu; iki yüzü keskin bir kılıç. Bir yandan körü körüne öykünme, öte yanda "kültür devrimi" yapıyoruz diye ya da "kültürümüzü koruyoruz" diye bir kısırlığın içinde debelenip çabalama.
Sevgili okuyucu, aslında kavgalarımızın çoğunun altında yatan birçok sorun, birbirimizi yeterince tanımamamızdan kaynaklanıyor. Her iki cinsiyet de olaylara kendi açısından baktığı için gördüklerini kendine göre yorumluyor. Oysaki beynimizdeki yapılanmanın farklı gelişmesi, aslında günlük hayatımızda yaşadığımız birçok anlaşmazlığın temelini oluşturmaktadır. O nedenle eğer birbirimizin beyinlerini yeterince iyi tanırsak davranışlarımızı da bu doğrultuda oluşturabilir ve birbirimize daha fazla tolerans gösterebiliriz.
Diyalektik yönteme inanmak başka şeydir, bu yöntemin, filan ülkede uygulamasını Türkiye'ye aktarmaya kalkışmak başka şeydir. İkincisine yeltendiniz mi, hoş geldin Ohannes Efendi!