811 Ramazan
Elveda! Şehr-i Ramazan. Daha dün gibi; öğretmenimizin süsleme yaparken Ramazan sevincini yaşadığımız gün. Dün ve bugün arasında geçen yirmi dokuz gün. Nasıl yaşadık? Ne aldık, ne verdik? Geçen ömrümüzden kalanının üstüne ne koyduk? On bir ayın sultanı gördüğümüz, hatırını saydığımız, Rabbimizin kullarına olan şefkatinin, bağışlamasının ve nimetinin zenginliği ile anılan rahmeti bol, bu güzel ay bize ne bıraktı? Sorduğum sorularda çoğul dili kullandığıma bakmayın. Hepsini kendisine sordu, ben, demekten imtina eden gönlüm. Cevabı da çoğul olsun o halde: Ümit ediyoruz ki; içinde barındırdığı orucunun, iftarının ve sahurunun bereketi, teravihinin inşirahı, kadrini ve kıymetini dünyalık ölçekler ile ölçemediğiğimiz Gece'sinin nuru ile biz fanilere hem dünyalık hem ahiretlik hazine bırakmış olsun. Adı... HUZUR!... Ve ardı BAYRAM. Mübarek olsun. Sevil Şentürk 19.3.2026 📝📸
Ramazan
Ölçek ve Ölçeğin dozu:
--- 1. Başlangıç Noktası: İnsan Her Şeyi Aynı Derinlikte Kavrayamaz En temel, tartışmasız yerden başlayalım. İnsan: Aynı anda sınırlı sayıda ilişkiyi gerçekten anlayabilir, Sınırlı sayıda neden–sonuç bağını zihninde canlı tutabilir, Sınırlı bir zaman ve bağlam aralığında sorumluluk hissedebilir. Bu bir eksiklik değil, insan olmanın yapısıdır. Yakınındaki bir insanın: Ses tonunu, Yüz ifadesini, Çelişkisini, Niyetindeki dalgalanmayı aynı anda algılayabilirsin. Ama binlerce, milyonlarca insanın olduğu bir düzende bunu yapamazsın. Orada artık başka bir şey gerekir: soyutlama. İşte ölçek dediğimiz şey tam burada başlar.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
- İSLAM AKİDESİ
Bu Akide Evrenseldir ve Zaman Aşımıyla Değişmez! “O hâlde (ey Resulüm), gerçek Müslüman (muvahhid) olarak kendini dine doğrult (başka şeye iltifat etme); Allah’ın (cc) dinine ki, insanları onun üzerine yaratmıştır (zira herkes hak dini kabul edebilecek bir yaratılıştadır). Allah’ın (cc) yarattığı bu dini değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. İşte dosdoğru din budur. İnsanların çoğu (hak dinin İslâm olduğunu) bilmezler.” Akidenin sabit ve değişmez oluşu, Allah (cc) katından olmasından kaynaklanmaktadır. Rasulullah (sav)’in vefatıyla birlikte vahiy kesildi ve naslar hiçbir değişikliğe uğramadan günümüze kadar ulaştı. Bunlar hiçbir nesih ve tebdil kabul etmez. Böyle bir girişimde bulunan kimse ise küfre nispet olunur. İnsan, sınırları belli olan bu akide çerçevesinde kalben, ilmen, fikren gelişip istediği gibi hareket eder. Fakat bu çerçeveyi aştığı takdirde, yörüngesinden çıkıp başka bir yıldızla çarpışmaya doğru giden bir yıldıza benzer: Hem kendisi parçalanır hem de başkasını parçalar. Mutlaka insanların her zaman müracaat edecekleri, kalplerinin mutmain olarak ve rahat bir şekilde kabul edebilecekleri değişmeyen kıstaslar, ölçekler olması gerekmektedir. Din, ahlâk, kanun ve nizamlar da dâhil olmak üzere, hayatta her şeyin bir gelişme süreci içinde olduğunu söyleyenler, insanlığı büyük bir anarşiye doğru sürüklemektedirler. Bu durumda neye nasıl hüküm vereceğimizi tespit etmemiz zorlaşır. Bunu bir misalle açıklayacak olursak: Zinanın haramlığı ve çirkinliği, Allah (cc) katından inen bütün dinlerde sabittir. Bu hükümde herhangi iki din çelişkiye düşmez. Biz elimizdeki ölçekle zinanın çirkin ve kötü olduğuna hükmedersek, nesillerin zihninde bu hüküm bu şekilde yerleşir ve kalpler bu şekilde terbiye olur. Fakat dinin ve kanunların sabit olmayıp devamlı bir gelişme
Alıntı
BU DA CABASI 🥴 Caba meyhanelerde sofranın sonunda "mastori" (tezgah başında duran kişi) tarafından ücretsiz olarak ikram edilen rakıya verilen ad. Bir tür "yolluk"... Yakın zamana kadar uygulanan "rakının cabasını verme" geleneği, eski ve yeni ölçekler arasında oluşan farkın dostça paylaşılması esasına dayanır.. Klasik meyhanelerde sofraya gelen rakının ölçüsü "karafaki" idi. 20. yüzyılla birlikte şişenin yaygınlaşması, karafaki ile şişe ölçüleri arasında farklar oluşmasına yol açtı. Bu durum 1950'li yıllarda daha da belirginleşti. İçkili yerlere "sınıf" düzenlemesi getirilmiş, yiyecek ve içeceklerin gramaj ve fiyatları belediyelerce tespit edilip matbu olarak işletmenin en görünen yerine asılmıştı.. Buna göre, bir "tek" rakının fiyatı üçüncü sınıf lokanta ile turistik yerler arasında değişebiliyordu, ama ölçüsü her yerde aynıydı; bütün öteki alkollü içkiler gibi 4 cl. olarak sabitlenmişti. Akşamcı rakı tiryakilerinin şaşmaz ölçüsü iki "duble" rakı 16 cl.dir, eski ölçekle bir karafaki rakıya tekabül eder. İki karafaki rakı 32 cl. ettiğine göre, her 35'lik şişede 3 cl.lik fark oluşur. Bu fark, içki tevzi tezgahında görevli mastorinin payıydı; ister kendi içer, isterse dostlarına ikram ederdi. Başka bir deyişle, son rakı mastorinin gönlünden geliyorsa, "rakının cabası", meyhanecinin (barba) deposundan geliyorsa "yolluk" adını alırdı.. Öte yandan, Erzurumlu Aşık İbrahim'in şu dizeleri "caba" kavramının ölçü hesapları başlamadan çok daha önce eski meyhane jargonuna yerleştiğini gösterir: "Doldur be mastori, doldur be barba Bir de tezgahından aşıka caba.." ✍️: Vefa Zat
"Eğer çirkinlik diye bir şey varsa, o da gözlerimizdeki önyargılı ölçekler." Halil Cibran
Eğer çirkinlik diye bir şey varsa, o da gözlerimizdeki önyargılı ölçekler Halil Cibran
1000Kitap