Prof. Dr. Acar Baltaş, sınav ve dersler açısından başarılı olmanın yollarını genel hatlarıyla çiziyor.
Hem öğrencilerin hem öğretmenlerin hem de anne-babaların okuyabileceği oldukça yararlı ve pratik bilgiler içeren bilimsel temelli bir kitap. Her ne kadar 1995 yılında yazılmış olsa da içerdiği bilgilerin çoğu günümüzde de geçerli.
Kitap 7 bölümden oluşuyor:
- Başarıya Giden Yol
- Başarının On Beş Anahtarı
- Verimli Ders Çalışma Programı
- Sınav Kaygısıyla Başaçıkma Programı
- Ölçekler
- Etkin Öğretmenlik
- Öğrenmenin Bilimsel Temeli
Turizm ve yiyecek içecek sektöründe hizmet kalitesini ölçen ölçeklerin incelendiği bir kitap. Bu konuda araştırma yapacak olanlara faydalı olacaktır. Tavsiye ederim
Steinbeck mükemmel bir romancı. Romanın öğelerini öyle güzel bir oran ve zamanlamada sunuyor ki okuduğum diğer tüm romanlardan farklı olarak biri tarafından yazıldığını tamamen unutuyorum. "O anı yaşatıyor" demeyeceğim, "kitabın dünyasına giriyoruz" demek de tam olarak karşılamayacak. Ortaya yeni bir tanık olma biçimi çıkmış ve bu kendi gözünle görmek kadar doğal bir süreç gibi. Bitmeyen Kavga da aynı şekilde düşünmeme neden olmuştu. O yüzden artık kitap özelinde değil, Steinbeck için söyleyebiliyorum.
Bir yazarın anlatmak istediği bir şeyin olması şüphesiz pek mühim. Bu şeyi kendisi ne kadar derinden hissediyor, ona ne kadar yürekten inanıyorsa kitap da o kadar güzelleşiyor. Ha evet, bu meseleye kör kütük bağlanıp işin tadını kaçırmak da hiç olmayacak şey değil ama Steinbeck bu uçurumun yanından bile geçmiyor.
Birden çoğa, çoktan bire gitmenin türüdür roman. Gazap Üzümleri de bunun hakkını veriyor. İnsanlık tarihi kadar eski meseleler üzerinde dönüp duruyor. İki insan yan yana gelirse kendiliğinden ortaya çıkacak bir konu işlediği: hak. Fakat meseleyi o kadar yapıtaşlarına bölmeye gerek yok. Kitapta anlatıldığı hali dahi tekrar edip duruyor insanlık tarihinde. Birileri yüzünden göç etmek zorunda kalmak. Fakirlik ama ölesiye... Ortadan kaldırılabilecekken sürüp giden fakirlik... Uzağa gitmeye gerek yok. Ülkeye gelen Suriyelilerin kaçak ve daha düşük ücrete çalışmaları... Hem bu sefer başka bir ülkeye göçülmüş. Dil farklı, her şey daha çetrefilli. Ölçekler farklı olabilir ama iş için, karnını doyurmak için zorla gitmek hep var. Murat var köyde. Benden 6 yaş büyük. İki çocuğu var. Yaz boyu akşamüstü voleybol oynadık, düğünlerde eğlendik. Geçen gün gördüm. Gidiyoruz yarın dedi. Antalya'ya gidecek, serada çalışacak. Kirada mısınız diye sordum, işçi evlerinde kalıyoruz
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Doppler Doppler’i okurken, insanın dağdaki yaşamı ile insanlardan izole bir varoluş arasında yaşadığı karmaşık duyguları, toplumun başarı dayatmasını anlamlandırmaya çalıştım. Ancak insanın doğada yaşaması, beraberinde biyoçeşitliliği bozma ve doğaya daha fazla yük olma ihtimalini de barındırıyor. İnsan, kapitalist sistemin tahribatından kaçarak doğaya dönmek isterken, acaba bu dönüş sürecinde doğaya daha fazla yük bindirip biyoçeşitliliği bozma tehlikesi yaratıyor mu? Tabii bu düşünceyi, yeryüzü kaynaklarını çok hızlı tüketmemizin doğa ile insan arasındaki makası açması şeklinde yorumluyorum. Bunun için başka tatmin biçimlerine, başka haz kaynaklarına, özellikle de bilgi edinmeye ve içsel yaşantımızı geliştirmeye öncelik tanımamız gerektiğine inanıyorum. Yaşadığı ve kendini kuşatan modern dünyadan kaçmak, tüm sorunları gerçekten ortadan kaldırır mı? Modern insan çeşitli stresler içerisinde debelenip duruyor; bu durum onu, bulunduğu ortamı terk ederek yalnızca geçici bir rahatlama sağlayan bir konuma sürüklüyor. Günümüzde de çok sayıda kampçı veya günübirlik metropolden ayrılan insanları gözlemliyoruz. Günlük koşturmacaların dağınık yığını hâline gelen hayatlardan uzaklaşmak isteyen insanlar görüyorum. Ama insanın içsel çatışmaları, duygusal yükleri ve sosyal bağları sadece kaçmakla çözülemez. Peki çözüm ne? Aradığımda sevginin eksikliğini görüyorum. Sevgi, insanın kendi dışındaki nesneler dünyasına ya da ötekinin varlığına inanmasını öğretir. Çoğu savaş veya toplumsal çalkantı sırasında insanlar günlük yaşamlarına devam etmekte; sevişmekte, dış görünüşlerine özen göstermektedir. Ama insanın kendi içindeki kargaşa, toplumsal kargaşadan çok daha ürkütücüdür. Doppler’in hoşnutsuzluk duyduğu şeylerin başında, her şeyin ve neredeyse her şeyin satılık olması gerçeği
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,7bin okunma
Bu kitap bir kılavuz. Çarpık düşüncelerinizi bulmanıza yardımcı olarak daha iyi hissetmenize olanak sağlıyor. "Çarpık düşüncenizin olmadığını düşünüyorsanız, çok mutlu ve iç huzuru yakalamış bir insansınız demektir; aksi halde çarpık düşüncelerinizi fark etmiyorsunuzdur" diyor yazarımız, tam olarak kelimeleri bunlar olmasa da.
Kitabın içinde çeşitli ölçekler var; ne kadar depresyondasınız, ne kadar öfkelisiniz vb. Bunlar, literatüre uzaktan temas eden psikoloji okurları için el feneri niteliğinde. Meselenin neresindesiniz onu görmenizi sağlıyor. Bence çok önemliydi. Bu psikoloji kitaplarının işe yarayabilmesi için işin mihenk taşı, empati yapabilmek bence. Olmazsa, olmuyor. Hastalarıyla diyaloglarını paylaşması, her meseleyi ayrı ayrı açıklayışı buna yaradı. Empati yapabildim ve anladım. Uygulama biraz daha zor tabi ama aklıma yattı en azından.
Örneğin ben, okuduğum her kitapla ilgili muhakkak bir şeyler yazmak için kendimle anlaşmıştım fakat hem okumaya zaman ayıramamdan hem de uzun zamandır düşünsel herhangi bir faaliyette bulunmamamdan (bu da çarpıtma, nasıl düşünmezsin ki ölmüş olman lazım) ötürü yazacağım şeyin çok kötü olacağını, tatmin olmayacağımı, silmek isteyeceğimi düşünüyordum. Bu kitabın peşi sıra da bu düşüncelere teslim olmazsın be kızım deyip kendimi zorlayarak yazıyorum bunları. Fena gitmiyorum bence yeterli.
Okumaya değer, tavsiye ederim.
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 202415,5bin okunma
Günümüzdeki ilişki tavsiyelerinin adeta bombardımanına maruz kalan ama içinden neyi alması gerektiğini bilmeyen, üstelik iyice kafası karışan okur arkadaşlar; evet bu kitap o aradığınız kitap.
Kitabın en güzel yanı aslında deney ve gözlemlere dayanması. Yani bu kitapta sırf yazarın doğrusunu, toplumun sorgulamadan uyarak bizden de aynısını beklediği değerleri, evrim kavramının suistimal edile edile yalnızca belli bir cinsiyet rolüne yaradığı bir tavsiyeler görmüyoruz. Ayrıca bu kitabın aslında psikoloji eğitiminde de okutulduğunu buna rağmen hiç de ağır olmadığını, okurken çok şaşıracağınızı ve keyif alacağınızı söylesem? :)
İçeriğe gelecek olursam, henüz bebeklik evresinde bakım verenimizle kurduğumuz bağlanma stilinin ileriki hayatımızda romantik partnerlerimize uygulandığı bilgisiyle adım atıyoruz bağlanma stillerine. Yani birincil bakım vereniniz anneniz ise, annenize bağlandığınız şekli aslında ilerideki partnerinize bağlanırken de gösteriyorsunuz. Bu bağlanma şekilleri de temelde güvenli ve güvensiz olmak üzere ikiye ayrılıyor. Yani annemize her zaman güvenli bağlanmayabiliyoruz. Tabi bunların hiçbiri patolojik durum değil, son derece doğal diyor Amir Levine
Kitapta hangi bağlanma stiline sahip olduğunu anlamanız için ölçekler bulunuyor. Önce kendimizi tanıyıp öyle çıkıyoruz yola. Bizi ne çekiyor? Ne rahatsız ediyor? Aslında ne istiyoruz? Sonrasında günlük hayattan ilişki örneklerini inceliyoruz, bu örneklerden ziyadesiyle bulunuyor.
En sonda ise, bağlanma stilinize göre ne yapmanız gerektiğini, ilişki içinde sıkıntıya sebep olacak taraflarınızı nasıl törpüleyeceğinizi ve derinlikli, anlamlı ilişkileri kendinizi paralamadan nasıl bulabileceğinizi görüyorsunuz.
Kafamda ampul değil ampuller yakan bir kitap oldu benim için. O kadar çok alıntı kaydettim ki bir 30