Söyleyene değil söyletene bak Nedir, anlamadım sende bu ayak Dön de aynada haline bir bak Bozuk bir şiir gibisin ne ölçü var ne de uyak KK
Ölçü ve istikameti bilen düzenli ve huzurlu yaşamış olur huzur istiyorsak istikameti bilelim
Din

Özlem Koyun

@Ozlem_52
·
Yeniliğe çok açık değildi. Düzenli yaşamayı severdi.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Eşitlik denen şeyin herkesin toplumda eşit haklar alması demek olduğu neden erkeklerin zoruna gidiyor mesela ben bunu anlamıyorum?Kadın hakaret küfür ettiğinde asla haklı değil ama o noktaya bir kadın kolay gelmez kimse kimseyi de kandırmasın.Yani bu tahrik olayları da can sıkıcı kadının toplumda aktif rol alması zoruna giden erkekler var yazık.Trafikte araç kullanımından tut işine gücüne herşeye.Japonya gelişmiş deniyor sürekli ama beni şaşırtan erkek ve kadınlar aynı işte aynı ücrete tabi tutulmuyor erkek fazla alıyormuş.Aynı iş yükü bir de ne kadar komik bir durum.Dünyanin bircok yerinde bu böyle.Esitlik söz konusu zaten olamıyor.Ama bir erkeğin de kadınla kendini bir tutup yarıştırması çok komik erkeğin güçlü yaratılışlı olması onu aşırı yüceltmez adam eder.Kadına nazik eder ama nerde.Ayni erkek kardeşlerimin benimle yarışması gibi ama onları da suçlayamam yerken birşey tam ölçü yeriz dhdhd hala öyle ya da hep iddialasmak vardır.Bir kere babam o kız çocuğu ya sen getir yoruluyor fln dediğinde bir an düşündüm ama güzel birşey eş tutmamak ama herşeyin yeri ve ölçüsü var.Kücükken flndi dediğim.Ama erkek bedenen daha iyidir kabul etsin herkes bu kötü bir durum değil eğer adamsa.Şu da var bazıları diyecek kimi kadınlar da güçlü diyebilir evet herşeye yetişir kadın gücünün üstünde çalışır işte bu olay batıyor onlara da.Kadının doğumunun zorluğu sonra vücut durumu hakkında gönderiye heh buna da birşey bulurlar diye yorum atan bir embesile kaç tane adamın laf anlatamadığını da varsayarsak zaten.Bir de bu kadınların kimisi hem sınav hem bebek uğraşıyorlar.
Dionysus ve Apollon
Yunan mitolojisinde Apollon ve Dionysos (Dionysus), insan doğasının ve evrenin birbirine zıt ama birbirini tamamlayan iki farklı kutbunu temsil eder. Bu iki tanrı arasındaki karşıtlık, sadece mitolojik bir unsur değil, aynı zamanda felsefe ve sanatta da (özellikle Friedrich Nietzsche tarafından) derinlemesine incelenmiş bir temadır. Müziğin, okçuluğun, kehanetin ve güneşin tanrısı olan Apollon, insanın rasyonel ve kontrollü yönünü simgeler. Uyum, denge, mantık, yasalar ve netlik Apollon'un alanıdır. "Her şeyde ölçü" onun temel felsefesidir. Sınırları, formları ve bireyin kendi benliğinin farkında olmasını (bilinci) temsil eder. Kusursuz biçimler, heykel, mimari ve planlı bir estetik anlayışıyla bağdaştırılır. Olaylara dışarıdan, sakin ve objektif bir gözle bakmayı simgeler. Dionysus (Roma mitolojisinde Bakkhos) ise şarabın, partilerin, tiyatronun, esrikliğin ve doğanın tanrısıdır. İnsanın karanlık, hayvani ve içgüdüsel yönünü sembolize eder. Tutku, kaos, esriklik (kendinden geçme), sınırsızlık, toplumsal normları yıkma ve doğayla bir olma’yı temsil eder. Sanatta ki karşılığı Tiyatro (özellikle trajedi), ritmik ve vahşi danslar, insanı kendinden geçiren sert müziklerdir. Zihin yapısı olarak Bireysel sınırları unutup bir bütünün (doğanın veya kalabalığın) içinde kaybolmayı, duyguları en uç noktada yaşamayı söyler. Antik Yunan kültürüne göre kusursuz bir yaşam veya sanat eseri, bu iki gücün dengesinden doğar. Sadece Apollon olursa hayat çok mekanik ve ruhsuz; sadece Dionysus olursa tamamen yıkıcı bir kaos haline gelir. İkisi birlikte var olmalıdır. Mr D
Güvenmek aldanmaktır.. ölçü-tartı izafî Mert-namert, güzel-çirkin, eksi-artı izafî Çoğunun cebindeki kimlik kartı izafî Abdurrahim Karakoç
KERTENKELELER DE DANS EDEBİLİR!..
Dünya giderek küçülüyor. Kütlesinde bir değişim olmuyor belki. Fakat iletişim/ulaşım imkânlarının gelişmesiyle uzaklıklar yakınlaşıyor. Gitmeler-gelmeler, söylemeler-duymalar, etkilemeler-etkilenmeler artıyor. [...] Âhirzamanla ilgili hadîsleri tefsir edenler "deccalin kırk günde dünyayı dolaşması" veya "öldüğünde bir şeytanın bunu dünyaya işittirmesi" gibi rivâyetleri de bu eşikten analiz ederler. Yâni, Efendimiz aleyhissalâtuvesselâm, gayb-âşinâ gözüyle bize âhirzamanda ulaşılacak iletişim/ulaşım imkânlarını sezdirmiştir. Elbette edeb-i peygamberîye yakışır bir tesettürle. Dikkatli nazarların aşabileceği bir billûrlukla. Bunlar da mûcizesidir. Yâni, haberi hakikat-i nübüvvetinin bir delili, örtmesi sırr-ı imtihanın bir gereğidir. Tabiî, ıskalamayalım, böylesi imkânların bedelleri de oluyor. Nasıl bedeller? Bu konuda fehmimize yardımcı olacak bir hadis-i şerif var. Aleyhissalatuvesselam bir mecliste ashabına buyuruyor: "Sizler karış karış, arşın arşın öncekilerin yolunu izleyeceksiniz. (Onların yaşayışlarını ölçü edineceksiniz.) Hatta küçük bir kertenkele deliğine girecek olsalar siz de onları takib edeceksiniz. Sorduk: Yâ Rasulallah! (İzlerini takib edeceğimiz bu topluluklar) Yahudiler ve hristiyanlar mı olacak? Buyurdu: Ya başka kimler olacaktı?" (Buhari, Enbiya 50; Müslim, İlm 6) Her imkanın bir imtihanı var. Ahirzamanda gelişen iletişim/ulaşım imkânlarının da bedeli toplumlar arasındaki etkileşimi arttırması. Evvelemirde bunun sadece hasenâtı gözümüze görünüyor. Fakat, kaçırmayalım, seyyiâtı da var. Çünkü hâkim/baskın kültür dediğimiz şey sonuçta imkanları da yönetiyor. **Hani şöyle bir söz vardır: "Medyanın gücü yoktur. Gücün medyası vardır!" denir. Bunun hakikatini yaşadıklarımız üzerinden de okuyabiliriz. Öyle ya. Bugün küresel medyayı kim
Tefekkürât