Descartes'tan Bergson'a kadar gelen fikir silsilesinin feyizli iklimi içinde yoğrulmuş bir yetiştirme sistemi, dış çizgileriyle bir başka aleme tatbik edilemez. "İki kere iki dört eder" hakikatinin bile İngilize, Fransıza, Almana, Amerikalıya ve Türke göre değişik birer cephesi vardır. Kökü Şarka ve İslam ideolocyasına bağlı Türk cemiyeti, Avrupalılaşmak diye bir hadise karşısında kaldığı günden beri azametli bir maarif meselemiz var. Meselenin tarihi Tanzimat'ın başıdır.
İlk Osmanlı Maarif Nazırından beri bu mesele; ya üstün körü tedbirler almayı bilmiş açıkgöz şahıslar elinde örtbasa uğrayarak yahut hiçbir şeyin farkında olmayan basit idare adamları elinde patlak vererek bugüne kadar geldi. Bilhassa arada harf inkılabı, tarih harmanı ve dil ihtilali gibi hadiselerle, tam bir kıyametten tam bir nizam doğurmaya mecbur edilmiş bir nezaket kazandı.
Ben iddia ediyorum ki; kendi zaman ve mekanı içinde fevkalade bir sistemin mümessili olan medreseden sonra, Tanzimat'la başlayıp Meşrutiyet ve Cumhuriyet'le devam eden maarif idarecileri, hele son 15 sene içinde, emrivakiler karşısında apışmış birer hamarat veya tembel mankenden başka bir şey olamamıştır.
Kök davası tamamen müşahhas olan öbür vekaletler arasında, kök davası tamamen mücerret olan Maarif Vekaleti; ya rejimin yüzünü güldürücü bir kahramana yahut da işi oluruna bağlayıcı bir vurdumduymaza muhtaçtı. Birinci takdirde ön vekalet, ikinci takdirde de arka vekalet olmaya mahkumdu. Nitekim seri halinde ikinci soydan mümessillere sahip olmuş ve becerikli vekaletler manzumesi içinde ikinci cinsi temsil edegelmiştir.
Maarif meselemizin kökünü ve çapını müdrik olarak bu makamı kabul edecek şahıs benim nazarımda bir kahramandır.
Ölçü:
__Son derece muğlak bir intikal davasının sistemini temsil