Kör testere meselesi: Mirzabeyoğlu'na "sokaktaki adam"ın kafasındaki soruyu, "şayet bir gün iktidara gelirlerse, solcuları, kâfirleri kör testerevle kesip kesmeyeceklerini" soruyoruz. Cevabı, "bunu söyleyen kendi kendini korkutuyor. Düzenin karakterize ettiği bir tip var. Özellikle sol, Müslümanlar karşısında fikir geliştiremediği için, motive ettiği tiplere yöneliyor. Çember sakallılar da korkunç olarak empoze ediliyor. Neticede ne oluyor, senin İslâma zararın dokunuyor, ama düzene hizmet ediyorsun, yani yıkacağını da yine sen yaşatıyorsun" Mirzabeyoğlu buradan yola çıkarak şöyle bir tahminde de bulunuyor: "Eskiden nasıl birtakım hadiselerde solun karşısına sağı diktiler, bugün de İslâmî gelişimin karşısına solu dikmek isteyebilirler. Yani herkesi birbirine kırdırma politikası"... Peki seçim yoluyla, demokratik kanallardan geçerek iktidara yönelmek mümkün değil mi?.. Mirzabeyoğlu'nun bu mevzuya cevabı biraz yuvarlak: "Bu, strateji meselesidir. Her şeyin bir yolu vardır. Her zaman dürüst davranamazsın. Kendini bazen gizlemek zorunda kalabilirsin ve sonra ortaya çıkarsın. İktidara gelmek için demokratik yolların olması fark etmez. Önemli olan, gerektiği yerde gerekeni yapmak". Demokrasiye getirdiği yorum ise hayli ilginç: "Demokrasi bir teamül rejimidir. 3. dünya ülkelerinde demokrasi olmuyor, olmaz da... Çünkü demokrasiyi doğuran şartlar vardır. Meselâ dünyanın hiçbir yerinde Batı'daki kadar fert hürriyeti karşısında bu kadar tedirginlik yoktur, çünkü dünyanın hiçbir yerinde de insanlar, Batı'daki kadar çile çekmemiştir". Kumandan, bu açıdan bakıldığında İslâm'ın sanıldığı kadar demokrasiye ve hürriyete uzak olmadığını da ileri sürüyor: __"İslamî düzen çerçevesinde diğer ekalliyetlerin yaşaması, teamülî olarak görülmüş bir hadisedir. Yahudiler
Sayfa 542 - Ağustos 1994, “NOKTAYI GÖRDÜNÜZ MÜ?”, Vâridât: Noktalamalar, İbda Yay.
Ölçüler ve Anlayış
"Demokrasi bir teamül rejimidir... 3. Dünya ülkelerinde demokrasi olmuyor, olmaz da... Çünkü demokrasiyi doğuran şartlar vardır. Meselâ dünyanın hiçbir yerinde Batı'daki kadar fert hürriyeti karşısında bu kadar tedirginlik yoktur. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde de insanlar Batı'daki kadar çile çekmemiştir... (...) Ama hiçbir rejim de kendisini yıkıcı hiçbir şeye müsaade etmez... Ölçü budur..." Bu cümleler, Ak-Doğuş adlı bir İslâmî grubun "Kumandanı" Salih Mirzabeyoğlu'na ait. Kanunî bir yayın organına da sahip olan Ak-Doğuş'cular, şeriat düzenini getirmek için silahlı mücadele gerektiği fikrini savunuyorlar. Ve komutanları Mirzabeyoğlu da, Nokta'nın "Seçim yoluyla demokratik kanallardan geçerek iktidara gelmek mümkün değil mi?" sorusuna yukarıdaki cevabı veriyor... Hafta içinde yapılan bir dizi operasyon sonucu silâhlı sağ terör ve şeriat örgütleri, kamuoyunun odak noktası hâline gelmişti. Bu hafta Nokta'nın kapak sayfalarında yer alan Ak-Doğuş grubu da, şeriat düzenini getirmek için silahlı mücadelenin şart olduğunu vurguluyorlar ama şimdilik hiçbir silahlı eyleme karışmadıklarını söylüyorlar. Mirzabeyoğlu ve grubun liderlerinin görüşlerine sayfalarımızda yer verirken "gizli bir terör örgütünü ortaya çıkarmak veya afişe etmek" mantığıyla hareket etmedik. Amacımız, İslâmî devleti silâhlı mücadele yoluyla kurmaktan başka bir çare görmeyen bir grubun düşünce tarzını, bakış açısını ve bunların nasıl insanlar olduğunu kamuoyuna aktarmaktı. __Silâha ve teröre her zaman karşı çıkan, tam demokrasiyi savunan ve bu kelimenin kapsadığı her düşüncenin açıkça sergilenmesi gerektiğine, hatta ister sağ, ister sol amaçlı olsun, silahlı mücadele felsefesindekilerin bile ifâde özgürlüğüne inanan biz NOKTA çalışanları için Ak-Doğuş grubunun düşüncelerini kamuoyuna
Sayfa 536 - Ağustos 1994, “NOKTAYI GÖRDÜNÜZ MÜ?”, Vâridât: Noktalamalar, İbda Yay.
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"İslamiyet'e hizmet et! İslamiyet'e hizmet, hem gaye, hem maksat ve hem de hayattır. Sen bir mü'minsin. Ölçü ve âhenk içinde yaşamaya mecbursun! Şunu unutma ki ailenle, çocuklarınla, muhitinde olan her hal ve hareket, Allah'ın bize gönderdiği ölçülere göre kıymet alır. En düz, en sağlam yol "sünnet-i seniyye" dir. Bu büyük caddeye gir ve sağa sola sapmadan, yan tarafta hırlayan ve zıplayanlara ehemmiyet vermeden! 'İslamiyet'e hizmet' yolunda ilerle ve bir mü'min olarak yaşa! Zevcenin, hoşuna gitmeyen tarafları varsa onlara da sabret: Zira buna mukabil Allah, sana başka hayırlar verir."
Sayfa 234·Kitabı okuyor
Din
Ne kadar uzaktan geliyorsun diye sordum, "Uzaklığımın ölçü birimi henüz icat edilmedi." diye cevap verdi.
Sayfa 65·Kitabı okuyor
Alıntı
Ölçü bozulmuş
Başka bir örnek verirsek; parlamentoya giren kimselere “Bu şirktir, neden buraya giriyorsunuz?” diye sorduğunuzda cevap olarak "Doğrudur, bu şirktir. Fakat Müslümanların güçlü olabilmesi için parlamentoda temsil edilmeleri gerekir." diyorlar. Aynı adamlara "Genelevlerdeki kadınların da davete ihtiyacı var, oraya giderek zina yapıp sonra da davet yapılması gerekir." veya "Meyhanede içki içen kimselerin de davete ihtiyaçları var, oraya giderek içki içip sonra da davet yapılması gerekir." dediğinizde adamlar hemen köpürüyor ve "Öyle şey mi olur! Davet için genelevlere giderek zina yapmak veya meyhanelere gidip içki içmek mi olurmuş?" diyorlar. Fakat şunu düşünmüyorlar: Şirk; zina ve içkiden daha tehlikelidir. Dikkat edilirse şirke gösterilmesi gereken tepki haramlara, haramlara gösterilmesi gereken tepki de şirke gösteriliyor. Bu durum, günümüzde ölçülerin bozulduğunun en açık delillerindendir.
Sayfa 110·Kitabı okuyor
1000Kitap
Âşık kendi hakikatini kurar. Gerekirse yalanlarıyla kurar. Kurduğu, kurabileceği her cümlenin öznesi sevdiği kadındır, kafasında gezen her kelimenin doğruluğu, sevdiği kadını kendisine yakınlaştırma gücü kadardır. Hayatında öyle ya da böyle yer tutan herhangi bir şeyin hakikatini belirleyen tek ölçü, o şeyin, sevdiği kadının kalbine dokunabilmesini mümkün kılmasıdır. Bu dünyada erişebileceği tek menzil o kadının kalbidir. Yol, sevdiğin kadının kalbine gidiyorsa yoldur. Onun dışında sadece çıkmaz sokaklardan ibarettir.
Sayfa 115 - Profil Kitap (Komser Esat'ın Gayet Derin Aşk Meselesi)·Kitabı okuyor
Alıntı