sanırım uygulamada yapılan son güncelleme ile 'yeni okur'luk kalkmış.. şu an sadece okur, sıkı okur kategorileri var.. kaldı ki bu iki kategori arasında birinciden ikinciye geçiş de oldukça kolay.. sıkı okur olmak için, -yedi ve üzeri okur puanı olmalı, -uygulamaya kayıt süresi otuz gün ve üzeri olmalı, -üç ve üzerinde kitap incelemesi olmalı, -on beş ve üzeri kitap alıntısı olmalı, -okunan kitap sayısı yirmi ve üzeri olmalı.. uygulama kullanıcısının sıkı okur olması için önündeki -bence- tek geçici engel uygulamaya kayıt süresinin otuz gün olmasını beklemek.. bunun dışında diğerlerinin hepsini aynı gün içerisinde yapabilir.. bunu neden belirttim, şunun için; uygulamada -sanırım- son güncelleme sonrası uygulama özellikleri hususunda sıkı okurlara tanınan haklar, verilen özgürlükler şu şekilde, -sayılar günlük bazda- -içerik resmi yükleme - 150, -okur etiketleme - 50 -mesaj isteği oluşturma - 25 -mesaj resmi gönderme - 700 -sesli mesaj gönderme - 400 -vidYolu mesaj gönderme - 150 -yorum yapma - 600 -okur takip etme - 500 -gönderi beğenme - 5.000 -gönderi tekrar paylaşma - 400 -gönderi alıntılama - 300 -profil resmi yükleme - 150 -iletiye resim ekleme - 150 -vidYo yükleme - 20 -ileti paylaşma - 250

Grekov Kafkayevski

@Grekov_Kafkayevski
·
uygulamanın 'size özel' bölümüne, 'popüler' bölümüne, popüler bölümünün en yeniler, yükselenler, öne çıkanlar, ilgi görenler alt başlıklarına yarım saat bi' saat bakındım.. uygulama iyice 1000kitaptan 1000stagrama dönüşmüş.. neyse şiNdilik ara verip tekele gideyim.. konu özelindeki düşüncelerimi ilerSi günlerde daha detaylı yazarım.. ✍🥂
Kitap Yorumu | Aylardan Kasım Günlerden Perşembe Selamm. Söze nasıl başlanır bilmiyorum ama Atatürk’e ait bu zamana kadar lise çağlarımdan beri bir sürü kitap okudum. Ama okuduğum kitaplar onun daha çok siyasi hayatını anlatan eserlerdi. Bugün size Atatürk’ümün biraz daha özel hayatına, onun gelişim sürecine odaklanacağımız bir kitap ile geldim. Ayşe Kulin, muazzam bir yazar ve bizlere de şahane bir kitap bıraktı. Bazı kitaplar yalnızca bir hayat hikâyesini anlatmaz; satırları arasında bir milletin hafızasını, umutlarını ve acılarını da taşır. Aylardan Kasım Günlerden Perşembe, tam da böyle bir eser. Ayşe Kulin, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamını çocukluk yıllarından başlayarak son günlerine kadar uzanan etkileyici bir anlatıyla okura sunmakta. Ancak bunu klasik bir biyografi diliyle değil; duyguların, özlemlerin, mücadelelerin ve insan olmanın ağırlığının hissedildiği güçlü bir kalemle yapıyor. Kitabı okurken yalnızca büyük bir liderin hayatına tanıklık etmiyorsunuz. Meraklı gözlerle dünyayı keşfetmeye çalışan küçük Mustafa’yı, idealleri uğruna mücadele eden genç subayı ve omuzlarında bir milletin kaderini taşıyan o kararlı insanı da yakından tanıyorsunuz. Tarih kitaplarında birkaç satırla geçen olaylar, Ayşe Kulin’in anlatımında ete kemiğe bürünüyor ve okurun zihninde canlı sahnelere dönüşüyor. Kitap yorumu; Beni en çok etkileyen nokta Atatürk’ün yalnızca başarılarının değil, insan yönünün de görünür olmasıydı. Gücünün ardındaki yorgunluğu, kararlılığının içindeki kırılganlığı ve her şeye rağmen vazgeçmeyen ruhunu hissetmek, kitabı çok daha anlamlı kılıyor. Ayşe Kulin, bu eserle Atatürk’ü yeniden anlatmaktan çok, onu daha yakından hissettirmeyi başarmış. Kimi hayatlar yaşanır ve biter, kimi hayatlar ise tarihe dönüşür. Bu kitap, tarihe dönüşen bir ömrün ardındaki
Reklam
Robin Hood'un 12. yüzyıldan günümüze uzanan evrimi, aslında muktedirlerin ve dönemin sosyo-politik dinamiklerinin, kitlelerin dilindeki bir anlatıyı nasıl manipüle edip kendi çıkarlarına göre "evistleştirebileceğinin" kusursuz bir simülasyonu. Sınıfsal Kimliğin Değiştirilmesi (Özgür Çiftçilikten Soyluluğa) ​İlk Dönem: İlk yazılı kaynaklarda Robin Hood, bir aristokrat değil, köylünün bir tık üstünde yer alan özgür bir çiftçidir (yeoman). Radikaldir, doğrudan kurulu düzene ve yozlaşmış kurumlara (kilise ve toprak sahipleri) başkaldırır. ​Kırılma (16. Yüzyıl ve Sonrası): Üst sınıflar ve devlet aygıtı (örneğin VIII. Henry) figürü benimsedikçe, sistem için tehlikeli olan bu "haydut" kimliği törpülenir. Karakter, haksızlığa uğramış soylu bir figüre (Sir Robin of Locksley) dönüştürülür. Bu yapısal değişiklik, anlatının yıkıcı gücünü elinden alır; çünkü artık sorun sistemin kendisi değil, sistem içindeki bazı "kötü aktörler" (Prens John gibi) haline gelir. Ahlaki Griliğin İdealize Edilmesi (Katil Hayduttan Aile Dostu Kahramana) Özgün Efsane: Erken dönem baladlarında Robin, ahlaki açıdan gri, çıkarları için şiddete ve cinayete başvurmaktan çekinmeyen, manipülatif bir ortaçağ düzenbazıdır. Yoksullara yardımı birincil amaç değil, sistem karşıtlığının doğal bir yan ürünüdür. Modern Dönem: 19. yüzyıl Viktorya dönemi ahlakçılığı ve 20. yüzyıl Disney sineması, karakteri tamamen sterilize ederek "zenginden alıp fakire veren" fedakâr bir halk kahramanına, hatta çocuk kitaplarının sevimli bir figürüne indirger. Anlatıların Manipülasyonu ve Günümüz Sosyolojisi Robin Hood efsanesinin bu iki ucu arasındaki uçurum, günümüz dünyasındaki "anlatı inşası" (narrative building) ve sosyal medyanın yarattığı kabilecilikle doğrudan örtüşüyor. İnsanlık, karmaşık ve gri olan gerçekliği kabul
Felsefe
"Gönül, derdiyle hemhal oldukça dermanına yaklaşır."
1000Kitap
Ah, Önyargılarım!
24/02/24 Nepal( Pokhara ) himalaya Ateş başında üç kişi oturuyorduk. Dolunay tam olarak tepemizde, sessizce ateşi körüklemek için arada bir bambu ve çeşitli ufak tefek kuru otları ve yaprakları ateşin çevresine yerleştirirken, odunun ateşinin kızgınlığında daha küçük parçalara ayrılırken ki çatırtısıyla hummalı alevlenen odun kemiklerimi dahada ısıtmasından dolayı mesut bir şekilde hissediyordum, mehtabın ağaçların ve dağların üzerindeki beyaz loş ışınlarının yansıması karanlığın silüetini aydınlatıyordu, dingin kuş sesleri ve uzaktan gelen köpeğin ısrarlı havlayışlarıyla, doğanın esrarengiz müziğini kalbimim en derinlerinde hissediyordum ve birkaç dakika bu sükunet sürdü ve Yazar: “Açıkçası ben Nepal de ustruplu bir Hippi ile tanışamadım; demem o ki, bir gün bahçede otururken rastgele birisi geldi ve hiç sormadan direk içeri bahçeye geldi ve “oturabilir miyim?” dedi! Parasının olmadığını ve kalacak yere ihtiyacı olduğunu sordu ve “”seni bir süre misafir edebilirim”” dedim! Bir süre benim yerimde kaldı yemek içmek hiç bir şeye para da harcamadı ancak benim yerim olmasına karşı kendi keyfine göre davrandı, düzenledi hatta rahatsızlık vermeye başladı bu durum ve vizesinin süresi dolduğundan dolayı gitmek zorunda kaldı ve gitti! Rainbow’cu ya da Hippi olabilirsin ancak bu parasız yaşamayayım, sistemden uzağım diyerek başkalarına rahatsızlık vermek! Bunu doğru bulmuyorum! Son cümlesini kararlı şekilde söyledi ve haklı olduğunu bekler bir tavırla hafifçede sırıtarak kibarca bir pişkinlikle: Nepal’ de hippilerle çok fazla böyle deneyimim oldu! Dedi! Karşısında ateşle uğraşan kadın ateşin kor aydınlığından parlayan gözlerle Yazarın yüzüne baktı ve kadın öncelikle yazarın ne demek istediğini doğru mu anladığı, yani cümleleri idrak etmeye çalışıp bu sözlerden sonra,
Edebiyat
"Kötü biri olamamak bir yana, herhangi bir şey olmayı da beceremedim: Ne kötü ne iyi, ne alçak ne namuslu, ne kahraman ne de haşerenin biriyim. Şimdi bir yandan köşemde pinekliyor, bir yandan da acı, faydasız bir teselliyle avunuyorum: Zeki insanlar asla bir baltaya sap olamaz, olanlar yalnız aptallardır. Evet efendim, on dokuzuncu yüzyıl adamı en başta karaktersiz olmalı, böyle olmaya manen mecburdur; karakter sahibi, çalışkan bir insansa oldukça dar kafalıdır." Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar
Reklam
Reklam