“Artık inançlı bir hristiyan değilim ben... Benim için cennet ve cehennem yok...Cehennem diye bir şey varsa da korkmuyorum , çünkü sabahtan akşama kadar geçirdiğim saatlerden daha kötü olamaz... küçük bir oda düşünün, güneşin sımsıcak ısıttığı, özelikle öğle güneşinin ateşler saçtığı.. küçük bir oda, içinde sadece masa, sandalye ve yatağın olduğu... masanın üzerinde bir saat ve bir tabanca... masanın önünde bir insan , saatin saniye koluna bakmak dışında başka bir şey yapmayan insan... yemek yemeyen , içki ve sigara içmeyen, heyecansız bir adam...bu adam... iyi dinleyin; üç saat boyunca önündeki beyaz sayfadan ve kadranın tik taklarıyla dönen küçük koldan gözünü ayırmadı... o günü böyle geçirdim, sadece bekledim, bekledim, anlamsız , hayvani içgüdülerle , bu öfke ve delice inatla kuşanmış bir amok koşucusu gibi...