Sessizliğin Sesi
Bir gün bir adam köyde dinlenmek için bir saman yığınının üzerine uzanır. Uykuya daldığında, ceketinin cebindeki pahalı saatin yere düştüğünden haberi olmaz. Uyandığında saatinin kaybolduğunu anlar ve uzun süre arar. Fakat devasa saman yığınının içinde küçücük bir saati bulmanın ne kadar zor olduğunu fark edip köyün çocuklarını yardıma çağırır. Saati bulana ödül vereceğini söyler. Haberi duyan yirmiye yakın çocuk büyük bir hevesle saman yığınına hücum eder. Bağrış çağrış, telaş içinde samanlığı altüst eder, her yeri dağıtırlar. Ancak tüm çabalara rağmen saat bulunamaz. Sonunda çocuklar saatin burada olmadığına karar verip dağılırlar. Ümidini kaybeden adam da gitmek üzereyken, tüm bu olanları sessizce izleyen bir çocuk yanına yaklaşır: — Bana beş dakika vakit verirseniz saatinizi bulurum, der. Adam tereddüt etse de kabul eder. Çocuk dağılmış samanların ortasına geçer, yere oturur ve gözlerini kapatır. Etrafı derin bir sessizlik kaplar. Birkaç dakika sonra çocuk ayağa kalkar, birkaç adım atar ve samanların arasından saati çıkarıp sahibine uzatır. Şaşkınlıktan dona kalan adam sorar: — Bunu nasıl başardın? Çocuk gülümseyerek cevap verir: — Ben hiçbir şey yapmadım. Sadece herkes konuşmayı bıraktığında, saatin kendi tıkırtısını duydum...
Duygu ve Düşünce
Benim en yakın arkadaşım kitaplarımdır. Mesela evde bazen hanım misafirler olur. İş çıkışı hiç gelmem eve. Giderim bir çay kahve içebileceğim, tatlı yiyebileceğim (tatlı önemli, o olmazsa olmaz) bir mekana. Tatlımı (tatlıları güzel olan bir yer seçerim 😂) , çayımı söylerim, bir yandan da kitap okurum. Kitaplarım varsa hiiiç sıkılmam. Canım kitaplarım 📚📖 Rabbim iyi ki sizi bana dost/yâr/yâren kılmış 😍😍😍 hepinizi çok seviyorum ❤️❤️
1000Kitap

Tâhir Ceyhun Yıldız

@tahirceyhunyildiz
·
İnsanlar olmayınca canı sıkılıyor. İlla kahve, illa kalabalık, illa bir toplantı istiyor. İlla kulübe gidecek. İnsanlara bu kadar düşkünleşmek, onlarla bu kadar ünsiyet etmek iflasın alametidir.
Sayfa 79 - Server Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
kızılderililer sonbaharda yeni seçilen kabile büyücüsüne gitmiş ve kışın soğuk geçip geçmeyeceğini sormuşlar. modern dünyanın adetleriyle yetişmiş genç büyücü eskilerin sırlarından bihabermiş ve ve kışın nasıl geçeceği konusunda hiçbir fikre sahip değilmiş. ne olur ne olmaz, işi sağlama alayım diye düşünen genç büyücü, kabile üyelerine soğuk bir kışa hazırlanmalarını salık vermiş. birkaç gün sonra aklına gelmiş, meteoroloji müdürlüğü'ne telefon açmış ve soğuk bir kış bekleyip beklemediklerini sormuş. görüştüğü meteorologsa kışın sahiden soğuk geçeceğini düşündüğünü söylemiş. bunun üzerine büyücü kabileyi toplamış ve daha fazla odun depolamalarını buyurmuş. aradan birkaç hafta geçmiş. büyücü meteorolojiyi bir kez daha aramış. meteorolog bu sefer ''çok soğuk bir kış olacağa benziyor,'' demiş. büyücü bunun üzerine kabilesini yine toplamış ve bu sefer ormanda ne kadar yakacak odun, dal, kıymık bulurlarsa toplamalarını söylemiş. yine birkaç hafta geçince meteoroloji işleri'ni bir kez daha aramış ve durumu sormuş. meteorolog bu kez çok heyecanlıymış. ''gelmiş geçmiş kışların en soğuğu olacak, öyle görünüyor,'' demiş. büyücü, '' ciddi misiniz?'' demiş. ''nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz.'' meteorolog bir an duraklamış ve ''kızılderililer,'' demiş. ''çılgınca odun topluyorlar!'' Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer
BİR KAVMİ SEVEN ONLARDANDIR
Hicrî üçüncü asırda yaşamış olan evliyâdan Ali bin Muvaffak rahimehullâh şöyle anlattı: Bir sene binekli olarak hacca gidiyordum. Yolda, yürüyerek hacca giden dervişlerden zikir ehli bir topluluk gördüm. Hacca onlarla birlikte yürüyerek gitmek istedim ve bineğimden indim, yerime başkasını bindirdim. On iki mil kadar dervişlerle beraber yürüdüm. Sonra ana yoldan ayrıldık ve sapa bir yerde konakladık. Gece, rüyamda ellerinde altından leğen ve gümüşten ibrikler bulunan bazı kimselerin geldiğini gördüm. Yaya olarak yol alanların ayaklarını yıkıyorlardı. Hepsini yıkadılar, bir tek ben kaldım. Onlardan biri, diğerlerine, “Bu da onlardan değil mi?” diye sordu, “Onun mahmili ve bineği vardı” dediler. Tekrar, “Hayır, bu da onlardandır, çünkü cân u gönülden isteyerek onlarla birlikte yürüdü.” dedi. Sonra benim de ayaklarımı yıkadılar. Hissettiğim bütün yol yorgunluğu, bir anda benden kayboluverdi. (Sâlihlerin Hikâyeleri, Fazilet Neşriyat) YÜKSEKLERE ÇIKTIKÇA SICAKLIK AZALIR Yükseklere çıktıkça, giderek Güneş’e yaklaşıldığı için sıcaklığın artması gerektiği düşünülebilir. Ancak Güneş, yaklaşık 150 milyon kilometre uzaklıktadır. Bu mesafenin sadece birkaç kilometre azalması, Güneş’ten alınan enerji miktarında mühim bir değişikliğe sebep olmaz. Yeryüzü, Güneş’ten gelen ışınları emer ve bu enerjiyi, ısı olarak atmosfere yayar. Dolayısıyla, ısının ana kaynağı, aslında yeryüzüdür ve yerden uzaklaştıkça, bu ısının tesiri azalır. Çünkü yükseklere çıkıldıkça atmosferdeki basıncın düşmesi ile sıcaklık azalır. Atmosferin alt katmanlarında (yani deniz seviyesine yakın yerlerde) hava yoğunluğu daha fazladır. Yoğun hava, ısıyı daha iyi tutar. Yükseklere çıkıldıkça atmosfer inceldiği için hava basıncı düşer, atmosferin sıcaklığı, muhafazası azalır. Çünkü düşük basınçta, hava genleşir,
Bazen olmuyor zorlamanın da bir anlamı olmaz bırakıp gitmeyi biliceksin
i
Tatlı şeyler anda saklıdır özenilen şeyler genelde güzel olmaz.