Açlık İnceleme
4/10
·160 syf.··
2026 5. kitabı
Kitabımız İskandinav edebiyatına ait olup dönemin soğukluğunu, insanların açlık halinde bile birbirine yardım etmeyişini gözler önüne seriyor. Kitabı okuduğum zaman karakterin başından geçenlere verdiği tepkileri, gurur duygusunu bu kadar yoğun bir şekilde gösteriyor olması doğrusu beni şaşırtmıştı. Karakterin bir yandan yazarın kendi hayatı olması ve şaşırdığım "bu kadar da olmaz" dediğim olayları birinin yaşamış ve en gerçekçi haliyle kaleme alması beni epeyce şaşırtmıştı. Kitapta karakterin bir yere kadar sabredip bir yerde ise yaratanına isyan etme durumu var. Bazı okuyucuları rahatsız edebilir, bunun bilincinde okuyun. Ben yazarın artık o açlık ve yokluk duygusundan ne yapacağını bilemeyip akıl dengesinde sorunları olduğuna yormuştum. Kitabı okuduktan sonra "okumasam olurdu bu muydu?" dedim. O yüzden okumayı düşünenler bir özetini okusalar da yeterli olacağını düşünüyorum, gereksiz zaman kaybetmeyin ama merak ettim okuyacağım diyorsanız keyifli okumalar.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
8/10
·152 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:30
Roman, sağlık sorunu nedeniyle birkaç günlüğüne Marsilya'ya gitmek zorunda kalan bir çocuk ile yıllardır mesafeli olduğu babasının birlikte geçirdiği üç güne odaklanıyor. Tedavi süreci için 48 saat uyumaması gereken başkahramanın ve babasının 2 gece boyunca yaşadıkları olaylarla hikayemiz ilerliyor. Başlangıçta kırılgan bir ilişkileri olan baba ve oğulun adım adım dönüşmesi ve birbirlerini tanımaları oldukça başarılı bir şekilde yansıtılmış. Bu açıdan fazlasıyla beğendiğimi belirtmeliyim. Ayrıca bu dönüşümü öyle büyük, yıkıcı ve ya mutlu olaylarla değil tam tersine çok sıradan, kahramanları bir şehrin sokaklarında gezdirerek ve birkaç yeni kişiyle tanıştırarak yapıyor. Bu açıdan hareketli bir olay örgüsü bekleyenler için fazla sakin gelebilir. Özetle, aile bağları, büyüme, affetme ve iletişim üzerine düşündüren; kısa sürede okunan ama uzun süre zihinde kalacak bir roman. İnsanın hayatını değiştiren şeyler hep büyük olaylar olmaz, bazen sabahın üçünde edilen birkaç dürüst cümle her şeyi değiştirebilir.
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,043 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zihin-Beden Bütünlüğü Olmaz ise İlişkiler de Yürümez.
Puan vermedi·552 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Normal Efsanesi perspektifinden baktığımda, zihin ve beden arasındaki o kopmaz bağın, boşanma gibi köklü bir değişim sürecindeki rolünü çok daha derinlemesine hissediyorum; burada mesele sadece iki insanın anlaşamaması değil, aslında biyolojik bir sistemin, yani insanın, toksik bir çevreye karşı verdiği hayatta kalma mücadelesidir. İlişkiler, zihnimizin dünyayı algılayışını ve bedensel tepkilerimizi şekillendiren en önemli "içsel çevreler"dir; dolayısıyla düşüncelerimizin, değerlerimizin ve hayata bakışımızın eşleşmediği bir ortamda, bedenimiz bu durumu sadece bir "fikir ayrılığı" olarak değil, sürekli bir tehlike sinyali olarak algılar. Zihnimiz, kendisini olduğundan farklı göstermek zorunda kaldığı veya değerlerinin sürekli yok sayıldığı bir ilişkide, "savaş ya da kaç" moduna girer; bu da otonom sinir sisteminin sempatik dalını kronik olarak aktif tutarak, bedenin sanki fiziksel bir saldırı altındaymış gibi sürekli adrenalin ve kortizol salgılamasına yol açar. Bu hormonların uzun süreli etkisi kan basıncını yükseltir, sindirimi yavaşlatır ve bizi enfeksiyonlara karşı savunmasız kılar. Normal Efsanesi'nde vurgulanan en çarpıcı noktalardan biri olan bastırılmış duyguların fiziksel maliyeti, bir ilişkide kendi özgünlüğünü ifade edemeyen bireyde bu enerjinin birikmesine ve vücutta kronik enflamasyona sebep olarak otoimmün hastalıklardan kansere kadar uzanan süreçlerin önünü açmasına neden olur. Bu nedenle boşanma, sadece mutsuzluğun bitişi değil, kişinin kendi biyolojik sağlığına ve özüne duyduğu o derin saygının, yani hayatta kalma dürtüsünün bir sonucu olarak bedenin kendi bütünlüğünü geri kazanma çabasıdır. Zihin, uzun süredir uyumsuz olduğu o toksik çevreden ayrılma kararını verdiğinde aslında bedenini yıllardır hapsolduğu o "stres fabrikasından" kurtarmayı hedefler
Edebiyat
Normal EfsanesiGabor Mate · Hep Kitap · 2023378 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2017 55. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2017 00:00
Geçenlerde 1999 yılında Furkan Yayınlarından çıkan Prof. Dr. Ahmet Yüksel ÖZEMRE’ye ait olan bir kitabı tetkik etme imkânı buldum. Kitabın ismi, “Kur’an-ı Kerim ve Tabiat İlimleri Tenkidi Bir Yaklaşım” idi. Özemre, birçok çarpıcı başlıkla kısa ve öz Kur’an-ı Kerim ile tabiat ilimlerinin ilişkisini ele alırken bu hususta yapılan yaygın yanlışları bilim adamı hüviyetini dini ilimler konusundaki derin müktesebatını birleştirerek ortaya koyuyor. 2008 yılında Rahmet-i Rahman’a kavuşmuş bulunan Ahmet Yüksel Bey, Türkiye’nin ilk atom mühendisi olması hasebiyle pozitif ilimler konusunda Türkiye’de muteber bir mevkie sahip. Dini ilimler sahasında yazdıklarıyla da ne denli bir derinliğe sahip olduğunu ortaya koymuştur. Kitabın ilk bölümünde tabiat ilimleri üzerine yazdığı makalelerle “ilim”, “pozitif ilimler”, “bilimcilik ideolojisi”, “model” ve “senaryo” kavramlarını açıklar. Bir ihya hareketi olarak başlayıp daha sonra “aklın” “sünnetin” de Kur’an ayetlerinin de üstünde ve onları sorgulayabilen bir konumda tutulduğu düpedüz Dinde Reform Hareketi’ne dönüşen “modernist akım”ın yaklaşımlarını tenkit eder Özemre. Bilhassa Kur’an’ın Çağdaş İlmi Tefsiri projesinin zahiri bütün füsununa ve cazibesine rağmen “anlamsız ve tehlikeli bir ütopya” olduğunu iz’an ve fehamet sahiplerine gösterir. Modern müfessirlerin kendi hevâ ve heveslerine göre tevil etmeye çalıştığı müteşâbih ayetlerin teviline ilişkin edepten söz eder. Kur’an’da beyan edilen mucizelerin rasyonel görünümlü zorlama açıklamalarının anlamsızlığını açıkça ortaya koyar. Kitapta modern müfessirlerin fazlaca itibar ettikleri “Big Bang Senaryosundan” da bahsetmektedir. Öncelikle “senaryo” kelimesinin; hakkında kesin bilgi sahibi olamadığımız olayların, olabildiğince bir sebep-sonuç ilişkisi gözeterek,
Kuran-ı Kerim ve Tabiat İlimleriAhmed Yüksel Özemre · Furkan Yayınları · 19994 okunma
10/10
·74 syf.··
2026 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:30
Dönüşüm bir solukta okuduğum ve beni içine çeken bir kitap oldu.Yazarın bize anlatmak istediğini anladığımızda çok etkilenerek okuyacağımız fakat anlamadığımızda ise ben ne okuyorum diyeceğimiz bir kitap. Kısaca konusuna değinmek gerekirse ana karakterimiz olan Gregor Samsa'nın bir sabah böceğe dönüşmesi ile başlıyor ve biz kitap boyunca insanların Gregor'a karşı tavrını okuyoruz. Gregor şu zamana kadar ailesi için çalışmış,çabalamış ve ailesini seven onlara bağlı bir karakter.Yine işe gideceği bir sabah uyandığında bir bakıyor ki böceğe dönüşmüş,burada beni en çok etkileyen şey böyle bir değişime rağmen Gregorun umrunda olan tek şeyin işe geç kalmış olması oldu,bir böceğe dönüşmektense işe geç kalmamak onun için daha önemliydi. Ailesinin Gregoru gördüğü kısımdaki tavırları da dikkat çekiciydi özellikle babası Gregora karşı tiksinti ve nefret içerisindeydi,annesi yıkılmıştı,kızkardeşi ise ilk başlarda onu hala abisi olarak görsede ondan tiksiniyordu ve zaman geçtikçe onu abisi olarak görmeyi de bıraktı ki bence Gregora en büyük yıkımı yaşatan da kızkardeşiydi. "sevgili anneciğim,sevgili babcığım,bu böyle devam edemez.Belki siz farkında değilsiniz ama ben farkındayım.Şu yaratığın önünde ağabeyimin adını telaffuz etmek istemiyorum,bu nedenle tek bir şey diyeceğim:bundan kurtulmanın bir yolunu bulmalıyız.Biz insan olarak ona bakmak,ona tahammül etmek konusunda elimizden geleni yaptık,sanırım kimse bizi bu konuda en ufak bir şekilde suçlayamaz." işte kız kardeşinin bu sözleri bardağı taşıran son damlaydı.Kızkardeşi Gregorun onları anlamadığını savundu oysaki kitap boyunca bir şeyleri anlayan tek kişi Gregordu ve ailesi onu hiç anlamadı,Gregoru yaraları,acıları,yalnızlığı ve tutsaklığıyla baş başa bıraktılar en sonunda Gregor daha fazla dayanamadı ve herkese göre
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,9bin okunma
Şerife Bacı
10/10
·176 syf.··
2026 6. kitabı
İstiklal Yolunda Kahraman Bir Türk Kadını ​İstiklal Yolunda Kahraman Bir Türk Kadını Şerife Bacı adlı romanın Şerife Bacı'nın şahsında Türk kadınının kahramanlığını destansı bir anlatımla ebedileştirmesi Türk tarihi ve edebiyatı için önemli bir adım olmuştur. Bu bağlamda Şerife Bacı'nın destansı kahramanlığının anlatıldığı bu romanın, Türk milletinin her bir ferdi tarafından okunmasının gerekliliğini vurgulamak kaçınılmazdır. ​Murat BAŞESGİOĞLU ​"... O sırada oda kapısının önünde ayakta bekleyen Şerife atıldı: 'Ben gelirim Muhtar Emmi, ben gelirim. Hem bizim öküzlerin huyunu benden daha iyi bilen olmaz. Sürer götürürüm. Madem bize ihtiyaç var, madem asker cephede mermi bekler, madem vatan kurtulacak, elbet gelirim. Muhtar Emmi, madem yavrular vatansız kalmayacak, madem biz camimizden, namusumuzdan emin olacağız, elbet gelirim.'" ​İşte Türk kadınının fıtratını yansıtan cümleler böyle dökülmüştü Şerife'nin dudaklarından... ​Her alanda değer üreten Türk kadını savaşlarda da kahramanca mücadele etmiştir. Bu mücadele sürecinde bizzat savaşlara katılmanın yanında, cephe gerisinde hastanelerde hasta bakıcı ve hemşire olarak, fabrika ve atölyelerde mermi ve cephane üreterek, cephedeki askerlere mermi taşıyarak, askerlerin dikim ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılayarak önemli görevler ifa etmişlerdir. Türk kadınlarının düşmana karşı efsaneleştiği dönemlerden biri de Millî Mücadele dönemidir. ​İstiklal Yolunda Kahraman Türk Kadını Şerife Bacı da işte bu mücadelenin genç bir kadının ruhunda uyandırdığı destansı bir kahramanlığın sonraki kuşaklara miras kalan değerli hatırasının bir romanıdır.
Şehit Şerife BacıMuharrem Kaşıtoğlu · Pozitif Yayınları · 2023180 okunma