Bir gün seni unuturum sandım,
meğer insan unutmuyor;
sadece acısına alışıyormuş.
Adını daha az anıyor,
ama geceleri yine aynı boşluğa bakıyormuş.
Balkonda unutulmuş bir sandalye gibi kaldı içim,
kimse oturmadı üzerine.
Rüzgâr geldi, toz geldi, yıllar geçti;
ama senin yokluğun
hep ilk günkü kadar taze kaldı.
Bazen kalabalık bir caddede yürüyorum,
her yüz sana benziyor uzaktan.
Yaklaştıkça anlıyorum ki
insan en çok, geri gelmeyecek olanı arıyormuş.
Bir mektup yazdım sana, göndermedim.
Çünkü bazı kelimeler ulaşmak için değil,
yalnızca insanın içinde ölmemek için yazılırmış.
Ben de onları susturamadım.
Şimdi biri bana “Nasılsın?” diye sorduğunda
“İyiyim,” diyorum.
Kimse bilmiyor ki bazı insanlar
en büyük yalanlarını
en sakin sesleriyle söyler.
Ve eğer bir gün yolun benim geçtiğim sokaklara düşerse,
başını kaldırıp gökyüzüne bak.