Olgunluk ve acılarla doğmak zorunda bırakılan çocukların hikayesi. Kelimeler arasında sahneleri tahayyül etmeniz kitap sonunda okudum mu, izledim mi diye sorgulatır insanı.
Hislerini o kadar güzel yansıtmış ki tadını bilmediğim ve hiç bilmek istemediğim hislerin tadını aldırdı bu kitap bana.Babalar hep var olsun.Çünkü onlarsız bir dünya düşünemiyorum.Hele ki kız çocukları için yerleri çok ayrı.(Tabi her baba için değil yorumum.)
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
"Burada ölen yalnızca bedenimdir; ki zaten ölümlüydü , ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz. Düşüncem yaşayacak."
Erdal Öz; Deniz, Yusuf ve Hüseyin ile aynı ceza evinde kalmış. Deniz ve Yusuf ile gizlice konuşarak banka, adam kaçırma olaylarını detaylarıyla birlikte yazmış ve bizlere aktarmış. O sırada Hüseyin savunma yazdıği için onunla konuşma fırsatı olmamış.Deniz, Yusuf ve Hüseyin darağacına yürürken bile fikirlerinden vazgeçmemiştir. Saygıyla anıyoruz!
Bir kız çocuğu; doğduğu evde önce babasız kalmış, sonra annesi onu görmeyi unutmuş, babalığı dövüp sövmüş, zengin bi eve hizmetçi diye satmış. O evde başına gelmeyen kalmamış. Ama hiç dur diyememiş kimseye, yapma diyememiş çünkü başkaldırı nedir hiç bilmemiş. İtaat etmiş hep. Öleceğini öğrendiğinde bile bir kelime edememiş hakime mahkeme salonunda, işlemediği bir suçtan hem de. Oysa suçu olmayan tek kişi oyken.
O hakim, çocukluğundan beri horgörülen. Herkesin sidikli dediği, kokan bi çocuk o da. Ne bilsin o yaşlarda kendine bakmayı. Ev denemeyecek bi evde kendine bakacak hali olmayan annesi ona da bakamamış, temizleyememiş, giydirememiş. Ama o şanslı sayılanlardanmış bir şekilde bulmuş yolunu, kurtulmuş o evden. Onu aşağılık görenler önünde ceket ilikler olunca bu gücü sevmiş belli ki. Çocukluğunun hıncını da, aşağılanmanın nefretini de önündeki biçareden çıkarmış. Kadınlara ölesiye kinli zaten, anasında başlamış bu kini. Karısında devam etmiş ama onlara gücü yetmemiş zamanında.
Diğeri de kendini yeni keşfeden, kimliğini bulmaya çalışan yeniyetme. Düşünmeden soyunmuş kurtarıcılığa. Kendine bi karakter arayışında, olan yine kadına olmuş sonunda.
Toplumun utancı deriz, ama kimse toplumun bir parçası olduğunu kabul etmez. Herkes parmakla diğerini gösterir. Kendimize bakmayı hatırlatan bir kitap...
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Diğerleri gibi olamamak, peki bu diğerleri kim? O bir insan değil mi? O bir birey değil mi? Kimi veya neyi ötekileştiriyoruz. Kendini ondan veyahut şundan üstün gördüğün şey ne?
Şöyle diyor kitap da;
"Doğdukları andan itibaren solmuş ve kurumuş olan canların ve her gün gözlerini geçen zamana ve boşluğa dikmeye mahkum olanların yarattığı duygu..."
"Bana ne olacağı önemli değil, henüz dünyaya gelmemiş bazı insanların hayatına bir şeyler katabilirsem eğer, kendimi binlerce kez normal bir hayat yaşamış gibi hissedeceğim.
Bu da bana yeter."
#Algernon'a#Çiçekler
Bu kitabı okurken beni en çok etkileyen şey anlatılan hikâyelerden çok, yazarın kırılganlığını saklamadan ortaya koyabilmesiydi. Ben de babasını kaybetmiş biri olarak bazı satırlarda kendimi gördüm, bazı satırlarda ise yalnız olmadığımı hissettim. Sanki bir kitap okumaktan çok, aynı yaralardan geçmiş biriyle sessiz bir sohbet etmiş gibiydim. Bazen bazı kitaplar olay anlatmaz; bir duyguyu taşır. Mide Ağrısı benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kırılganlığın güçsüzlük değil, insan olmanın en gerçek hâli olduğunu hatırlatan bir kitap.
Mide AğrısıAyça Derin Karabulut · Literatür Hayat Yayınları · 2026200 okunma