Puan vermedi·308 syf.··
2021 32. kitabı
Hüseyin Nihal ATSIZ. 1905 yılında İstanbul'da dünyaya gelen öğretmen, Türkolog, şair ve yazardır. Türk tarih ve edebiyatında "milliyetçilik" denilince akla gelen ilk isimlerden biri olmuştur. Döneminin fikir dünyasındaki yeri ve kavgaları gerek yaşadığı dönem gerek öldükten sonra tartışma konusu olmuştur. Bunların belki en ünlüleri Sabahattin Ali'yle olan komünizm ve sosyalizm kavgasıdır. Atatürk hakkındaki söylemleri ve cumhuriyet karşıtlığı daha az bilinen ve bence üstünde konuşulması gereken meseledir. Okuduğum incelemelerde âdeta "Kemal'im yapmaz!" deyip yazarı savunmak isteyenler de olmuş fakat okuduğum kaynaklar ne yazık ki yazdıklarımı doğruluyor. Yazarın hayatına dair verdiğim bu kısa bilgilere ara verip bu kitabı nasıl bulduğumu anlatmak istiyorum. Liseye başladığım dönemde (2015 yılına gidiyoruz) İnstagram'da karşılaştığım bir şiir beni kalbimden vurmuştu. Şiiri "Geri Gelen Mektup" adıyla şarkıya uyarlanmış şekilde dinlemiş olmanız mümkün. Ben de şiiri okurken müzik platformlarına koşup şarkıyı dinlemeye gitmiştim. "Geri Gelen Mektup"un, yazarın öğretmenlik yaptığı sırada karşılıksız aşka tutulup yazılan bir şiiri olduğu söylentisi de var. Kitapta otobiyografik unsurlar olduğu ve bu şiir vakasına değinen bir sahne içerdiği için bana mantıklı bir iddia gibi geldi. Takdir okurun. İşte o şiir: "Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu... Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse... Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
7/10
·112 syf.·
2025 30. kitabı
Durum hikayesi yazmak bence olay hikâyesi yazmaktan daha zor. Olay hikâyesi yazdığında okuru hikâyeye bağlamak daha kolayken durum öyküsünde daha zor olduğunu düşünüyorum. Olay öyküsünde bir sürükleyicilik, merak unsuru varken durum öykü çok durağan bir şekilde sıradan herhangi bir şeyi anlatabilir ve bundan ötürü de okuru hikâyeye bağlamak zorlaşabilir. Sait Faik Abasıyanık aslında hep belli temalar çerçevesinde ilerleyen, bu temaların çerçevesinde okura hayattan bir kesit sunuyor. Bu bazen İstanbul'un semtlerini anlatan, bazen bir balıkçıyla alakalı, bazen toplumsal bir meseleye parmak basan, denizi anlatam, deniz sevgisini okura işleyen, bazen hiç alakamızın olmadığı ve ne okudum ben şimdi diyeceğimiz kesitler oluyor. Bu kitapta da yukarda bahsettiklerim yer alıyor aslında. Ben yer yer çok severek okudum, bazılarında anlam veremedim, bazı öyküleri çok anlamlı buldum. Zaten genele baktığımızda Sait Faik Abasıyanık okumayı ya seversiniz ya sevmezsiniz. Ortası olan bir yazar değil bence. Ya okur ve tüm yazdıklarını okumam lazım dersiniz ya da okudum daha da okumama gerek yok dersiniz. Ben genele baktığında olay öyküsü okumayı daha çok seviyorum ama durum öyküsünde bu kadar başarılı bir yazarı da ıskalamak istemediğimden okumaya devam edeceğim bir isim kesinlikle. Ayrıca bir yorum okudum ve orada ilk hikâyelerdeki Palto karakterini Oğuz Atay'ın Olric tiplemesine benzetmişler. Okurken benim de aklımdan geçen bir şeydi bu. Bana Olric'i anımsattı kesinlikle. Güzel bir anımsama oldu benim için:) Uzun lafın kısası durum hikayesi severler okusun mutlaka.
Edebiyat
Alemdağ’da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · Doğan Kitap · 202513,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·724 syf.··
2025 8. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2025 22:57
Selim'in "Derimin altındaki karışıklığı bilmeden yargılıyorsunuz beni." Cümlesiyle incelememe başlamak istiyorum. Hepimizin çift şeritli bir dünyası var. Dışarıya karşı çok güçlü bir profil sergilerken, çoğu zaman kendi içimizde ne fırtınalar kopuyor oysa. Bu yüzden insanları anlamak için düşüncelerini okumayı ne çok isterdim. Belkide o zaman Selim gibilerini kaybetmezdik. Gerçi çoğu zaman bizde bir Selim olmuyor değiliz. Hepimizin yüreğinde bir Selim gömülü muhakkak. Hiç bir yere sığamamak hiçbir şeye anlam yükleyememek bizide bir Selim yapmıyor mu sanki? Selim Işık henüz yirmili yaşlarında okumayı, edebiyatı, şarkı yazmayı seven genç bir mühendistir. Yaşadığı iç çekişmeler onu bu genç yaşlarında intihara sürükleyip hayattan çekip alır. İntihar haberini gazeteden öğrenen yakın arkadaşı Turgut Özben bu acı haberle büyük bir buhran yaşar. Turgut Özben, evli iki çocuk babası ve Selim'le aynı fakülteyi bitirmiş bir mühendistir. Selim'in ölümünü kolay kolay kabullenemeyen Turgut, Selim'in ölüm nedeni araştırmaya koyulur. İlk işi Selim'in yakın arkadaşlarıyla tek tek konuşup bilgi toplamak olacaktır. Zamanla kendi benliğinden ödün veren Turgut Özben bu araştırmalar sırasında hayali bir karakter olan Olric'le tanışır. Eşi Nermin'e dahi anlatamadıklarını bu hayali dostuyla paylaşır. Bu eseri okumadan önce bütün hikayenin Olric'le döndüğünü düşünüyordum. Ancak zannedilenin aksine birkaç bölümde Turgut'la karşılıklı diyaloglarda yer alıyor. Hikaye tamamen Selim'in ani kaybına anlam veremeyen yakın arkadaşı Turgut'un kabullenmeyişi ve bu intiharın nedenini araştırmaya yönelik bir eser. Araştırmalarda Selim'in yakın arkadaşlarıyla tek tek tanışan Turgut Özben, Süleyman Kargı'dan Selim'e ait yazılan şarkıları, Esat'tan Selim'in çocukluk hikayesini, Metin.. ve Selim'in sevgilisi
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2025 12. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2025 23:19
Arkadaşının intihar haberiyle sarsılan Turgut Özben’in yıkılmasıyla birlikte arkadaşının ölümüne giden yolun izini sürmeye başlıyor, ondan daha fazla iz bulabilmek için. Arkadaşlarıyla görüşüyor Selim’in; Süleyman Kargı, Burhan, Metin, Esat ve sevgilisi Günseli. Süleyman Kargı’nın evinde Selim’in yazdıklarını buluyor ve onları okumaya başlıyor. Selim Dün Bugün Yarın isimli bir şiir yazmıştır devamına da Süleyman Kargı’nın açıklamalarını ekler ve Disconnectus Erectus’tan yani Tutunamayandan burada bahseder. İkinci bölüme geçtiğimizde Olric burada karşımıza çıkar. Turgut’un hayali kahramanı ya da birebir kendisi de diyebiliriz. Burada aynı zamanda küçük bir kağıt parçası gelir Turgut’a Selim’in bir arkadaşı olduğunu ve görüşmek istediğini belirtir ve bu bir kadındır. Esat ve Aysel ile tanışır Esat’tan Selim’i dinler. Burada Selim’in hangi kitaplarla tanıştığını, Wilde’a olan hayranlığını, Gorki’yle tanışmasını, aynı zamanda Selim’in çocukluğunu, gençliğini de okuruz. Selim’in hassas yapısını bir çok yerde gördüğümüz gibi burada da görürüz. Bir başka arkadaşı olan Metin ile iletişime geçer Turgut ve ona Selim’in intiharının haberini verir ve Selimle yaşadıklarını ona anlatmasını ister. Metin zarfın içinde bir mektup göndermiştir Turgut’a. İkisinin aynı kıza aşık oluşunu ve Selim’e yaptıklarını anlatır Metin. Turgut burada tek tek Selim’e yapılan haksızlıkları ortaya çıkardığını söyler. Üçüncü bölüme geçtiğimizde Günseli Ediz dahil olur. Selim’in sevgilisi. Beraber yaşadıklarını anlatır Günseli ve bu kısımda bilinçakışı tekniğiyle Günseli, Turgut ve Selim’in üçünün bir arada konuştuğu noktalama işareti olmayan bölümleri okuruz. Bu kısmı okumak zorlayıcı olabilir. Dördüncü bölüme geçtiğimizde Turgut artık bu olaylarla birlikte kendini bulabilmeye de çalışıyordu aynı
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Disconnectus Erectus
9/10
·724 syf.··
2025 2. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 00:00
Tutunamayanlar hakkında bir şeyler yazmak çok zor. Romanın kendisi gibi bir inceleme yazmayı düşündüm, muhtemelen ben istemesem de tıpkı romanın kendisi gibi parçalanmış bir inceleme okuyacaksınız. Romanı okumaya başladığım ilk andan itibaren karşıma çıkan şey parçalanmış, bölünmüş, olay örgüsü diye bir şeyden bahsetmenin pek mümkün olmadığı koca bir metindi. Oğuz Atay bunu bilinçli olarak yapmış; geleneğe aykırı, yepyeni bir şey ortaya koymuş. Atay, eskinin klasik roman anlayışını yıkmak için dev bir adım atmış, armut piş ağzıma düş mantığıyla okura her şeyin altın tepsinde sunulduğu, okurun kafasını yormaya hiç gerek duymadığı, olayların birbiri ardına sıralandığı, çatışmanın kuvvetli olduğu, net bir sona bağlanan o bildiğimiz romanlardan bambaşka bir şey yazmış. Nitekim onu kimse anlamamış. Korkuyu Beklerken’de de dediği gibi, “Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı.” Evet, Oğuz Atay’ın eserleri o dönem anlaşıl(a)mamış, kitabını güç bela yayımlatmış, onu anlayan azınlık da Oğuz Atay’a yetmemiş. Anlaşılamamaktan da fazlasıyla yakınmış. Kitabını yayımlatabildikten 6 yıl sonra da vefat etmiş. Oğuz Atay’a ve eserlerine olan ilgi ise 80’li yılların ortasından itibaren artmış. Ömer Madra’nın gayretleriyle eserleri tekrar basılmış, Oğuz Atay ve eserleri üzerine incelemeler yapılmış, tezler hazırlanmış. Ne yazık ki Atay, eserlerinin şöhretini göremeden çok erken bir vakitte göçmüş. Türk edebiyatında Tutunamayanlar benzeri bir başka roman bulmak çok güç. Kullanılan teknikler düşünülürse benzerliklerin olduğu eski dönem romanları var. Fakat bunların hiçbiri Tutunamayanlar gibi değil. Abdülhak Şinasi, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yusuf Atılgan gibi isimlerde modernizm özellikleri olsa da Tutunamayanlar hem yapı hem üslup bakımından tam bir modernist roman
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
9/10
·479 syf.··
2025 10. kitabı
Tutunamayanlar'da da bu hissi yaşamıştım, burada da vardı. Bir ortaklık. Fakat sende olanı bie başka kişide, hayatta görmek değil, ikisinin bütünleşmesi. Tüm yaşananlar benim hayatıma aitmiş gibi hissediyorum okurken. Normalde boş geçen bir günün ardından üzüntü duyacağım ama birkaç sayfa okuduysam bu kitaptan bunu hissetimiyorum. Çünkü o sayfalara sığacak kadar "yaşamış" oluyorum. Anlatımın farklı biçimlerde olması çok hoşuma gidiyor. O özgürlük, geçişlerin son derece doğal gelmesi. Bir de birine hitaben konuşulan yazıları çok seviyorum. İlla mektup olmasına gerek yok bunun. Bakın iç ses de olabiliyor. Tutunamayanlar'da Olric burada albay...
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma