Bunun hakkında biraz bir şeyler yazacağım ;
Satranç oynamayı severim bu oyunu hep çok ilginç bulmuşumdur . Stefan Zweıg ın bu oyun hakkında söylediği şu sözler beni çok etkiledi bu nedenle , …hiçbir yere varmayan bir düşünce , hiçbir hesaplaması olmayan bir matematik , hiçbir yapıtı olmayan bir sanat , hiçbir maddesi olmayan bir mimari … kesinlikle öyle ama kitapta dikkatimi çeken şey bu oyunun büyüleyiciliğinden ziyade despotizmi , dugusuzluğu ve sadece kazanmayı sembolize eden dünya şampiyonu Czentoviç’e karşı , özgün ve insancıl çıkmazları olan acı çekmiş Dr.b nin oyunu ve gemideki diğer yolcuların Dr.B nin kazanması için tüm benlikleriyle onun tarafında oluşları ! Aslında insanlığın despotizme karşı oyunuydu bu ama sonuçta insanlık yenilmese de kazanamadı da ! Ve Stefan Zweıg tam bi dahiye yakışır şekilde nazi Almanyasını , despotizmini Czentoviçle özdeşleştirerek eleştiriyor gerçekten bayıldım . Mükemmeldi
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
Bir yerlerde kendimi bulmuş , çoğu zaman kaybetmiş olabilirim . Aslında bu kitabı eleştirecek ne edebi , ne felsefi ne de psikoanaliz bilgim var . Sadece kitap okumayı seven okuduğunu yorumlayabilen biri olarak kitabın ana düşüncesinin ; zamanının acımasız , karşı konulamaz yıpratıcığı ve hızı , saplantılarımızın kaynakları yada nietsche nin tanımı ile anlamı ve insanın kendini tanımadan harcadığı farkına vardığında ise artık çok geç kalınmış ömrü olduğunu söyleyebilirim . Ve tabii anda kalmanın ; geçmişin esiri geleceğin kölesi olmadan bu anı yaşayabilmenin önemi en önemlisi de bu bence . Bu ağır konular romandaki karakterlerin zaten var olan ağırlıklarıyla birleşince çok yoğun çok düşünme gerektiren bir kitap haline geliyor haliyle . Ama bir o kadar da zevkli bir okuma deneyimi . Hele nietzsche nin o nerdeyse hepsini not ettiğim afrodizmaları ( özlü sözleri işte ) inanılmazdı .
Son olarak bazılarını kızdırabilecek kitapla alakasız nietzsche ile ilgili bir tespitim var . Hiç bir insan bu kadar üst düzey bir zeka ve yaşamın
sırlarını bu kadar derinlemesine algılama ile kendinden üst bir varlığı kabul etmeden başedemez . Bunun insanı kapkara bir yalnızlığa itmesi elbette kaçınılmaz olacaktır . Çünkü o seviye diğer insanların artık görünmeyecek kadar küçüldüğü seviyedir . Bu kadar yukarıda olmak eğer Allah değilseniz yada bir inancınız yoksa sadece huzursuzluk , yalnızlık ve ümitsizlik getirir . Sonuç olarak nietzsche aklını yitirmiştir . Tabii edebiyat ve felsefe için bulunmaz bir yazar düşünür artık neyse hepsidir . Onunla ilgili bir kitap daha okuyacağım en kısa zamanda . Kitap güzel baya güzel .
Bu yolculuk beni bile heyecanlandırdı genel olarak bilgi içerikli bir kitap gezegenler hakkında bilmediğim bir çok şey öğrendin , tabii bilgiyi katı bir şekilde önümüze koymuyor yazar çocuklar böyle dayatmalardan hoşlanmaz , farkında olmadan maceraya kendilerini kaptırmışken oluveriyor olanlar son zamanlarda çocuk kitaplarında komik olduklarını sanarak hakaretler , aşağılama bir çok uygunsuz içerik görmeye başladık yazarın çocuklara uygun argosuz mizah anlayışınıda görmezden gelmedim bir çok yerde tebessüm ettim . Çocuklarla okunup üzerine konuşulabilecek bir kitap .
Siz hiç kendinizi kendi gözünüzden düşürme cesaretini gösterdiniz mi ama dürüstçe ? Karakter kendini öylesine acımasızca eleştiriyor ve bunu yine öyle bir ustalıkla yapıyor ki kendisinde dediği gibi başkasına eleştirecek bişey bırakmıyor bir başkası ancak onun savunucusu oluyor bu durumda . Kendimizi kendi elimizle ne kadar aşağı itersek etrafımızdaki diğer tüm eller aynı güçle bizi yukarı çeker , bu zaten fizik gereği böyledir çoğu zaman . Kitap aynı zamanda okuyucuya şöyle bir silkeliyor kendimiz de dahil herkesin birer yargıç , eleştirmen olduğu şu günlerde acaba herkes şöyle bir durup kendi kusurlarını görerek kendi kendisinin yargıcı olsa nasıl olurdu ? AMA DÜRÜSTÇE !
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Kitap bir kadının bir adamı karşılıksız , beklentisiz ama hep umut ederek bir gün kendisini gerçekten hiç bir mecburiyetin esiri olmadan hiç bir beklentisine karşılık değil sadece kalbi sev dediği için seveceği günü beklemesini ve asla bunun olmamasını hep bir bilinmeyen fark edilmeyen kadın olarak adamın hayatında belirli aralıklarla ve kısa süreli girişini , umutsuz bekleyişini konu alan bir mektup hepsi bu ama insana gerçek aşk bu mu sorusunu defalarca sorduruyor bence ise bu sadece aptallık .bunun yanısıra bu aptallığa büyük bir saygı duydum . Yazar aynı zamanda okuyucuyu da hayal kırıklığına uğratıyor kitabın son cümlesine kadar kadının aşkına karşılık bulmasını umdum .