• 479 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    Öncelikle herkese merhabalar, direkt konuya girecek olursam gerçekten tam bir klasik roman özelliklerini sonuna kadar taşıyan bir kitaptı, okuması benim için çok keyifli bir kitap olmuştu. Kitabımızda Gogol adeta dönemin rus aristokrasisini, rus mujiklerini, rus insanı üzerinden yola çıkarak bir yandan bu kavramlara eleştirel bir bakış açısıyla objektif bir şekilde yaklaşırken bir yandan da aynı dışardan bir bakış açısıyla adeta bu kavramları ustaca alaya alıyor. Kitabın genel örgüsüne gelecek olursak kitap birinci ve ikinci cilt olarak ayrılmış durumda(kendi içerisinde) kitabın birinci cildini tamamlayan gogol ikinci cilt için adeta kendini tüketiyor, ikinci cildini de tamamlıyor fakat zaten hastalığı olan gogol (manik depresif bozukluk yani bipolar bozuluga sahip olan gogol'un yasadigi dönemde bu tur hastaliklar psikoloji ve ruh sagligi temelli oldugu icin o donemde tedavi edilemiyor) son romanı olan ölü canların tamamlanması için uğraşırken çok güçlü bir şekilde hastalığı nüksediyor zira romanı yazmasını öneren aleksandr puşkin'in (gogol'a hayatında adeta velinimetlik yapıyordu) vefatı da gerçekleşince gogol tamamen hastalığının etkisi altına giriyor. Bu tür olaylar (zaten o dönem ve kendi yazarlık geçmişinde bir çok eleştiri alıp yazıları devlet tarafından da tepki odağı oluyor) sebebiyle kitabın ikinci cildini yakıyor, o ciltten geriye kalanlar birleştirilerek kitabın içine dahil ediliyor. Benim kanaatim şu şekilde: Şahsen kitap konu olarak başlarda sığ gibi başlayıp olayın içine dahil olmanız zor gelse de ilerledikçe adeta konu, olay örgüsü genişliyor. Yazarın tutumu, olaylar üzerinden kendi düşüncelerini, fikirlerini okuyucuya gösterip aydınlatmak istemesi, kitap ve yazar arasındaki ilişkiden ve bunu okuyucuya yansitmasindan yazarın gerçekten çok ses getirecek ve büyük bir roman yazmak istediği anlaşılıyor. Her ne kadar ikinci cilt yanıp kitabın o kısmındaki olay örgüsü bölük bir şekilde olsa da kitabın genel tabiatından okuyucu biraz gözlem yaparak yazarın ne vermek istediğini anlayabiliyor bence, zira bu eserin bir kısmı olay örgüsü açısından yarim kalmış olmasına rağmen Rusya'da ve dünya klasikleri arasında baş yapıt yapan özelliği de budur bana kalırsa.
    Şunu da belirtmek isterim ki yazar kitabın içindeki gerek karakterler, gerek vermek istediği düşünceler, (okuyucuyla adeta olaylar vesilesiyle konuşması) gerek kendi döneminin unsurlari, gerekse de insan tabiatının, (bazı bölümlerde) toplum ve birey açısından, kimi yerde psikolojik kimi yerde sosyolojik analizleri sayesinde o döneme ve ileriye bakarak adeta kendi unsurlarımıza dışardan eleştirel de olsa objektif bir şekilde bakmamızı teşvik ettiğini düşünüyorum, zira kitabın beni en çok etkileyen kısmi da budur, olay örgüsü her ne kadar yarim kalsa da bu özelliği bakımından benim için değerli bir eser olmuştu. Dilerdim ki gogol keşke biraz daha yaşasaydı...