“Binlerce lanet olsun, o ilk hayalci kimse,
Lanet o budalaya, o dürüstlük satana,
Çözümsüz ve kısır bir sorunu benimseyip
Aşka dürüstlük denen saçmalığı katana!”
(Femmes Damnées – Charles Baudelaire
Çeviri: Erdoğan Alkan )
Bir şiir yazıyordum geçen yaz… İçinde geçen dizeler şöyleydi; “Süleyman şarkısını söyleyemeyecek kadar yorgunken/ Enheduanna’nın sesi çoktan bastırılmıştı.” Nedir bu, anlamsız kelimeler yığını, hem kim Enheduanna? Süleyman’ın şarkısı neden bu kadar önemli ve yorulana kadar susmadan söylendi?.. Homeros’tan önceydi, Akad Kralı’nın kızı bir şairdi; Enheduanna, şiirlerini dini için söyleyen bir kadındı… Süleyman’ı tanırsınız, şarkısıysa kutsal kitaba yakışmayandı, ama hiç susmadan söylendi. Kadın ve Erkek, İnanç ve İnanca aykırılık; Çelişkiler…
Kendi oluşmakta olan şiirimden bahsetmemin nedeni dünya üzerinde tüm ozanların yazdığı tek bir şiire olan inancımdan… Benim kişilerim hem kendileri hem imgelerdi, çözülmesi beklenmeyen… Bu şiire dönüşüm ikinci kez okuma ihtiyacı duyduğum Rossetti sayesinde gerçekleşti. Gelelim Rossetti’ye:
Gri Kadın; Christina Georgina Rossetti (1830-1894)
Onun için seçtiğim renk gri. Çünkü beden ve ruhunda, şiirinde, davranışlarında onun kadar çelişkili çok az insan vardır, olanlar da şair oluyor zaten. 19. yy. Londra’sında yoksul aynı zamanda entelektüel bir ailede dünyaya gelir Rossetti. Sanatkar bir ailede daha çocuk yaşta yazmaya başlar şiirlerini, doğum gününde yazdığı şiirini annesine sunar ve beğenisini kazanır, aynı zamanda onun yardımından kaçınır: “Bu dizeleri gerçekten, bizzat küçük kızım yazmıştır; uyak konusundaki bütün yardım tekliflerini kesin bir dille reddetti, çünkü yardım alırsa yazdıklarının kendisine ait olmayacağını düşünüyordu.” İngiliz Romantikleri ve İtalyan klasikleri ile büyür Rossetti çünkü babası