Özgürlük ve adalet başkalarına ait olan herşeyi onlara vermektir.O halde kadının doğal haklarını kullanmasındaki yegane engel, erkeklerin ona uyguladığı sürekli istibdattır. Bu engel, doğanın ve aklın kanunları aracılığıyla kaldırılmalıdır.
“... Yurttaş Hakları Beyannamesi’nde kadınların doğal haklarına çok fazla yer verilmiş değildi. Olympe de Gouges kadınlar için erkeklerle tamı tamına aynı hakları istiyordu.”
“Ne oldu sonuç?”
“1793’te idam edildi. Ve kadınlara her türlü politik faaliyet yasaklandı.”
Hiç kimse ne kadar temel olursa olsun hiçbir fikri yüzünden tedirgin edilemez. Kadın idam sehpasına çıkma hakkına sahiptir. Kadın aynı şekilde kürsüye çıkma hakkına da sahip olmalıdır.
Hiçbir tıbbi beceri onların acılarını dindiremiyor ve çoğu zaman genç kadınların gece gündüz dayanılmaz acılar çektikten sonra ebelerinin kolları arasında can verdiklerini ve ölürlerken, bu fazlasıyla talihsiz cinse çektirmiş oldukları bütün acılara rağmen şimdiye kadar ona en ufak bir ilgi göstermeyi ciddi şekilde aklına getirmemiş erkeklere hayat verdiklerini görüyoruz.
Ta beşikten itibaren yavan bir cehalete mahkum edilen biz kadınlar, çocukluğumuzdan itibaren bizlere tanınmayan rekabet imkanı, doğanın bizleri altında ezdiği sayısız rahatsızlık yüzünden fazlaca bedbaht, fazlaca talihsiziz.
Ve siz, beni yargılayacak olan hâkimler, beni iyi tanıyın!Ben entrikaların düşmanı, tutkularla sarsılan Fransa'yı bölen sistemlerin,partilerin yabancısı,kendime yeni bir yol açtım. Sadece kendi gözlerimde gördüm. Ülkeme sadece kendi ruhuma göre hizmet ettim. Ahmaklar meydan okudum. Kötüleri tenkit ettim ve bütün servetimi İhtilal'e harcadım.
Beni suç teşkil eden meseleye bulaştıran bu adamları yönlendiren saik nedir?
Nefret ve sahtekârlık.