aysel ömərova

aysel ömərova
@omarovaaysel
Dışımız serseri içimiz kütüphane.
"Yaşamak" nedir ?
9/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2025 02:26
Yu Hua'nın “Yaşamak” romanı, Çin’in 20. yüzyılda yaşadığı sosyal ve politik değişimlerin sıradan bir insanın hayatına nasıl etki ettiğini anlatır. Ana karakterimiz Xu Fugui, zengin bir toprak ağasının oğluyken, kumar ve sorumsuzluk yüzünden tüm mal varlığını kaybeder. Zamanla ailesini birer birer yitirir: karısı, çocukları, damadı… Ama tüm bu yıkımlara rağmen "yaşamak" fikrinden vazgeçmez. Kitap, bir insanın her şeye rağmen yaşamaya devam etmesinin, acılarla başa çıkmasının, umudun ve sabrın öyküsüdür. Kitabın ana sorusu budur. “Yaşamak” sadece nefes almak mıdır, yoksa acılara rağmen hayata tutunmak mı? Fugui’nin hayatı boyunca yaşadığı kayıplar, onu yıkmak yerine dönüştürür. Çünkü yaşamak, sadece mutlu olmak değil, acıya rağmen yürümeye devam etmektir. “Yaşamak, umudun bile kalmadığı zamanlarda bile devam etmektir.” Roman boyunca Xu Fugui’nin yaşadıkları bir insanın başına gelebilecek en zor şeylerdir. Ama o hiçbir zaman “neden ben?” diye sormaz. Bu, bir tür Çin kültürüne özgü kader anlayışını da yansıtır. İnsan acıyı kabullenerek hayatta kalır. Kitap, doğrudan değil ama çok güçlü bir şekilde Çin'in siyasi tarihine eleştiri getirir. Toprak reformu, iç savaş, Kültür Devrimi gibi olaylar sıradan insanların hayatını darmadağın eder. Fugui’nin ailesinin başına gelenlerin çoğu bu sistemlerin doğrudan sonucudur. Her ne kadar Fugui kötü bir evlat, kötü bir koca olarak başlasa da zamanla en insani, en sade sevgi biçimlerine ulaşıyor. Özellikle karısı Jiazhen ile olan ilişkisi, onun nasıl değiştiğini, ne kadar pişman olduğunu gösterir. Sade ve doğrudan bir dil kullanılmış. Hikâyeyi yaşlı Fugui, bir anlatıcıya aktarır. Bu da romana hem gerçeklik, hem de duygusal yoğunluk katar. Yazar büyük olayları anlatırken bile abartıya kaçmaz, olayların sarsıcılığı kendi doğallığında
1000Kitap
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·80 syf.··
2024 27. kitabı
Kitabı okumakta öncelerde zorlansam da sonrası su gibi aktı. Kitap, Kolombiya’nın kırsal bir kasabasında yaşayan yaşlı bir albay ve onun eşi etrafında şekilleniyor. Albay, yıllardır hükümetten beklediği emeklilik maaşını almak için her cuma postaneye gidiyor, ancak her seferinde eli boş dönüyor. Bu bekleyiş, hem bir umudun hem de sistematik bir hayal kırıklığının sembolü hâline geliyor. Albay ve eşinin yoksullukla mücadelesi, gündelik yaşamlarının basit ayrıntıları üzerinden anlatılıyor. Tüm bu bekleyişin içinde, oğullarından kalan horoz, bir umut kaynağı ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için bir kurtuluş olarak görülüyor. Ancak horoz, aynı zamanda toplumun ekonomik ve politik gerçeklerine karşı bir direnişin de sembolü. Albayın Eşi: Hastalıklarla mücadele eden, pragmatik ve gerçekçi bir karakterdir. Horozun satılması gerektiğini düşünürken, kocasının inancına ve umuduna saygı duyar. Bu iki karakter arasındaki diyaloglar, yoksulluk, adaletsizlik ve insanın umudu kaybetmeme çabası gibi evrensel meseleleri yansıtır. Kitap boyunca albayın mektupları beklemesi, okuyucuda hem bir merak hem de bir hüzün uyandırır. Beklenen mektubun gelmemesi, karakterin sistemin bürokratik çarklarında ezilmesini ve toplumun sessiz kalışını simgeler. "Albaya Mektup Yok", sabrın, umudun ve insan onurunun yoksulluk karşısındaki sınavını anlatır. Márquez, bu kısa ama derin romanında, toplumun ekonomik ve politik yapısındaki çürümeyi ustalıkla eleştirir. Albayın bekleyişi, sadece bir bireyin hikayesi değ il, aynı zamanda yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren milyonların hikayesidir. Kesinlikle tavsiye ederim. Albaya Mektup Yok Gabriel Garcia Marquez
Alıntı
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,3bin okunma
5/10
·288 syf.··
2024 26. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2024 16:57
Orhan Pamuk’un 1983 yılında yayımlanan Sessiz Ev adlı romanı, yazarın erken dönem eserlerinden biridir ve Türk edebiyatında derinlemesine tartışılmış bir eserdir. Roman, hem bireysel hem de toplumsal belleği irdeleyen yapısıyla, bir ailenin üç kuşağı üzerinden Türkiye’nin modernleşme sancılarına ışık tutar. Romanın olay örgüsü, İstanbul yakınlarındaki Cennethisar kasabasında geçer. Hikâye, Fatma Hanım adlı yaşlı bir kadının üç torununun yaz tatilinde kendisini ziyarete gelmesiyle başlar. Fatma Hanım ve torunları, roman boyunca farklı bakış açılarıyla kendi hikâyelerini, hayallerini, pişmanlıklarını ve düşüncelerini anlatır. Çok sesli anlatım tekniği sayesinde, karakterlerin hem iç dünyalarını hem de dönemin Türkiye’sinin sosyal ve siyasal dinamiklerini derinlemesine görürüz. Romanın ana karakterlerinden biri olan Fatma Hanım, yaşadığı evde geçmişin hayaletleriyle yüzleşir. Kocasının pozitivist idealleriyle dolu bilim tutkusu, Fatma Hanım üzerinde derin bir iz bırakmıştır. Karakterin içsel çatışmaları, geleneksel değerlere bağlılık ve modernleşme arasındaki uçurumu temsil eder. Torunlar Faruk, Nilgün ve Metin ise her biri farklı toplumsal sınıfları ve düşünce akımlarını yansıtır. Faruk, tarihle ve geçmişle ilgilenen bir akademisyen; Nilgün, sosyalist ideallere bağlı bir genç kadın; Metin ise Batı tarzı bir hayatın peşinden koşan hevesli bir gençtir. Anlatımın çok sesli yapısı, her karakterin kendi iç dünyasını ve bakış açısını yansıtmasını sağlar. Bu teknik, okuyucuyu farklı perspektiflere çekerek empati kurmayı kolaylaştırır. Özellikle Faruk’un tarih üzerine düşünceleri, hem bireysel hem de toplumsal hafıza arasındaki çatışmayı gözler önüne serer. Nilgün’ün idealleri ve toplumdaki yerini sorgulaması, dönemin siyasal çalkantılarına ayna tutar. Metin’in Batı özentiliği
1000Kitap
Sessiz EvOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20248,6bin okunma
10/10
·420 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
Bu kitabı ikinci dəfə oxuyuşumdu. Və hər oxuyuşumda məni daha kədərləndirən bir kitabdır. Kitabda Məsumənin həyatından bəhs olunur . Məsumə dindar ailənin imanlı qızıdır. 3 qardaşı və bir bacısı var. Qardaşları onu sevmir və onu atasının gözündən salmaq üçün hər şeyi edirlər. Anası isə dövrün ənənələrinə sadiq bir qadındı. İstəyir ki , qızı ərə getsin. Təhsil almasını vaxt itkisi hesab edir . Və Məsuməyə arxa çıxan olmur. Səidə olan məhəbbətindən xəbər tutan ailəsi məcbur onu Həmid deyə bir oğlanla evləndirirlər. Həmid isə siyasi mövqeyinə görə hər kəsdən fərqlənir. Və bu evlilik Məsumənin həyatını dəyişdir. Nə qədər Həmid yaxşı , müasir, mehriban biri olsa da siyasi görüşləri onların xoşbəxtliyinə mane olur. Kitabı çox bəyəndim. Məncə Məsumə xoşbəxtliyə layiq olan qəhramanlardan biri idi. Kitabdan sevdiyim sitatlar; "“Hərdən mənə elə gəlir ki, mənim payım olmayıb. Yeniyetmə vaxtı atama, qardaşlarıma görə öz payımdan keçməli oldum. Sonra ərimə görə. Mənə ya bir qəhrəmanın, ya bir vətən xaininin arvadı kimi baxırdılar. Sonra bir müxalifətçinin anası kimi tanıdılar. Sonra savaşçı anası oldum. Neçə dəfə məni gah yuxarı qaldırıb, gah yerə çırpdılar. Bunların heç biri mənim öz payım deyildi. Heç vaxt heç kim mənim məhz özümün kim olduğumu, nə istədiyimi soruşmadı.“ “Həmişə ümidim var idi ki, heç olmasa, o, xoşbəxtdir. Amma belə görünürdü ki, o, məndən də təkdir.” Mənim Payım
1000Kitap
Mənim PayımParinoush Saniee · Qanun Nəşriyyatı · 20132,407 okunma
Ölüm Cezası
9/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2023 00:32
Ölüm cezası verilmiş bir mahkumun hislerini açık şekilde görüyoruz. Kitap uzun bir önsözle başlıyor Önsöz devrin adalet sistemini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Ölüm cezası verilmiş mahkumun adı ve cezasının ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece annesi ve kızının olduğunu biliyoruz. Kitap çok etkileyiciydi. Her kesin okumalı olduğu bir kitap. Kitabta sevdiğim alıntı: *İnsan umutsuz koşullarda bazen bir zinciri bir saç teliyle koparabileceğini sanır* Bir İdam Mahkûmunun Son Günü Victor Hugo
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma