Ömer Faruk Akşam

Ömer Faruk Akşam
@omerf_izm
Öğretmen
22 Haziran
20 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Mindfulness(şimdiki zamana bilinçli farkındalık)
Puan vermedi·246 syf.··
2025 25. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 16:22
Hız bizi toplumdan koparır mı yoksa hali hazırda hızlı olan topluma ayak uydurmamızı mı sağlar, Sizce? Hız bence insanı kendinden koparır bu koparış da toplumsal ilişkilere yansır. Acaba sorun hızlı yaşamakta mı yoksa hızlı yaşayıp kendinden kopmakta mı? Ben bu noktada varoluşçu biçimde ilerleyip sorunun içsel doğasına merak uyandırmak istiyorum. Bence sorun nerde yavaşlayacağımızı bilmemekte. Peki bu yavaşlamak acaba eylemsel olarak bir yavaşlama mı yoksa öze dönmek için bir çağrı mı, bence bu çağrı insanı kendine davet eden bir çağrı. Kitap kısa denemeler, hayat öyküleriyle diyalog tarzında ilerliyor. Okuyucuyu yormayan bir tarzı var. İnsana zaman zaman sarsıntı yaşatır ama sert olmayan tarzda bir sarsıntıdır bu. Kitap genellikle kültürel tarzda ilerlemiş hayat içinden örnekler vermiş. Viktor Frankl’ın acıda anlam bulma temalarına çok sık rastladım. Bence Kemal hoca Frankl’dan oldukça etkilenmiş. Anda kalmanın önemini sıkça vurgulamış bu yönüyle de Gestalt terapinin temel ilkesi ‘şimdi ve burada’ ya temas edilmiş. Mindfulness etkisi bolca var kitapta. Ama bu mindfulness düşünce kalıbıyla kalmış. Açık açık bahsetmese de kitapta örtülü bir biçimde mevcut aslında. Kitap Mindfulness’a zemin hazırlıyor. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere ‘yavaşla’ yavaşla ki, fark et, fark et ki temas et, temas et ki bütünleş, bütünleş ki anlamlandır. Bence okunulası güzel bir kitap. Psikoloji bilgileriyle harmanlayınca kitap daha da anlaşılır oluyor.
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kimbilir, belki biz belki hiç kimse
Puan vermedi·144 syf.··
2025 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 13:46
Engin hocayı genellikle ‘İnsan olmak , Hayat’ gibi kitaplarıyla tanırız ‘Kimbilir?’ Kitabı ise bunlara göre daha az bilinen, okur çekiciliği az olan bir kitap. Fakat Geçtan diline hakim birisi için bir o kadar etkileyici bir kitap. Kitap kıyıda kalmış gibi gözükse de Engin hocanın fikirlerinin özünü çok iyi yansıtmış. Aidiyet sorunları, bastırılmış öfke ve korkular, maskeler, toplumsal uyum gerilimleri çok iyi yansıtılmış. Engin hoca bu yansıtmaları yaparken doğrudan bilgiyi sunacak biçimde değil, iç konuşmalarla , gözlemlerle sezdirmiş. Toplumun psikolojik sahnelerini bu sezim eşliğinde somutlaştırmış. Engin Geçtan’ın en sevdiğim özelliklerinden biri psikolojik kavramları kuru kuruya değil metaforlarla anlatması. Bu kitap da bunun çok güzel bir örneği olmuş. Kitapta yer alan imgeler, insanın iç dünyasındaki değişimleri tespit ederek farkındalık sunar aslında. Geçtan diline hakim olmak bu yüzden önemlidir işte. Onun dili sade ama çok süslüdür her metaforunun altında hem bireysel hem toplumsal bir anlam yatar. Kitabı okurken isminin neden soru ile başladığını da düşündüm. Alakalı alakasız olabilir ama neden kitabın ismi ‘kimbilir?’ diye sorguladım kendimce. Acaba bir merakın mı bir belirsizliğin mi kararsızlığın mı yoksa toplumsal yansımanın bir ifadesi mi yoksa hem umudun hem umutsuzluğun mu ifadesi , Kim bilir? :)
Kimbilir?Engin Geçtan · Metis Yayınları · 2018550 okunma
İnciden önce, inciden sonra...
7/10
·92 syf.··
2025 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 17:59
Steinbeck’in İnci kitabı, sade dili ve kısa sayfalarına rağmen insan doğasının en karanlık yönlerini derinlemesine ele almış. 92 sayfalık bir kitaptan derinlemesine ne çıkarabilir ki insan ön yargısını kıran bir kitap olmuş. Bir çırpıda okunabilecek bu kitapta yoksulluk, açgözlülük ve yozlaşma gibi temalar küçük bir balıkçı ailesi üzerinden işlenmiş. Romanın kahramanları Kino, eşi Juana ve bebekleriyle birlikte yoksul bir köyde yaşarlar. Hayatları sade ve minimaldir. Küçük şeylerden huzur bulurlar. Ama ne zamana kadar? Kino dev bir inci bulana kadar.. Bu inci, ilk bakışta kurtuluşun, hayallerin ve zenginliğin simgesi olarak görülür ancak roman bize gösterir ki bu inci aynı zamanda insanın içindeki açgözlülüğün, hırsın ve çekememezliğin de ta kendisidir. Çünkü yoksul kasabadaki herkesin gözü bu incidedir. Steinbeck bu romanda genel olarak insanın elindekiyle yetinememe zaafını, başkasında olana hasetle bakma temalarını ele almış. Doğanın onun düzenini bozan her insanı cezalandıracağını dile getirmiş. Roman boyunca tek yoksulluk sadece incinin olmaması, maddiyat mı derseniz hayır ahlaken bir yoksulluk da mevcut. Kasaba halkının hatta kasaba doktorunun bile yozlaşmaya ne kadar yatkın olduğunu 'inciden önce-inciden sonra' denkleminde bulabiliriz bence. Dolayısıyla basit bir olay örgüsünden hareketle insanın çöküşünü anlatan derin bir eser olmuş.
İnciJohn Steinbeck · İletişim Yayınları · 202349,9bin okunma
Psikolojiyle sosyolojinin mükemmel buluşması
9/10
·104 syf.··
2025 20. kitabı
Psikolojiye ilgi duyanların okurken zevk alacağı Zamane, bilgilerin ve örneklerin harmanlandığı yazıları içeriyor. Engin hoca, zaman zaman akademik terimlere kaçsa da derin bir anlatım tercih ederek Jung’un karmaşık kavramlarını yaşanmış hikâyelerle somutlaştırmış ve somutlaştırmaları o kadar hoş ki insana kendini ve toplumu sorgulatır. Özellikle Jung kavramlarından persona, gölge ve arketip kavramlarından hareketle bireyin toplumsal maskeleriyle(persona) içsel gerçekliği arasındaki çatışmaları tam Engin Geçtan'ca mükemmel bir biçimde işlemiş. Bastırılmış yönlere gölge kişiliğe çokça değinmiş. Ha sadece psikolojik mi derseniz hayır. Zamane, sadece bireyin psikolojik yansımalarını değil, bu yansımaların toplumla kurduğu karşılıklı etkileşimi de sorgulatır. Bireysel bunalımlar aslında toplumsal düzenin aynasıdır gibi bir çıkarım yapabiliriz. Yalnızlığı, aidiyeti, öfke, özerklik gibi sorunları anlatırken Türkiye’nin değişen kültürel yapısını da göz ardı etmemiş. Yani kitap kültürümüzün etmenlerini psikolojiyle buluşturarak sosyolojik farkındalık da sunmuş. Bir eleştiri: Engin hocanın yaklaşımı yer yer 'kadercilik' kokar bu kaderciliği de psikolojik açıdan ele almış . Çocuklukta yaşananlar her şeyi belirliyormuş gibi bir izlenim verdi bana. Özellikle özerklik(1-3) döneminin etkisini kitabın her yerinde göstermeye çalışmış. 1-3 yaş özerklik dönemi tabiki önemli ama fazla sorgulatması, sorumluluğu tamamen ebeveyne atma yatkınlığını genişletir. İnsanı sorumluluk duygusu yönünden eksiltebilir.
ZamaneEngin Geçtan · Metis Yayınları · 20201,542 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 19. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 16:14
Romanın karakterleri, Livaneli’nin önceki eserlerindeki karakterlere kıyasla biraz daha soğuk ve sembolik duruyor. Onları tanırken duygusal bağ kurmakta zorlanıyor insan hatta kitaptaki bir bölüm de 'empati' yaratıkları insanlardan ayıran en temel özelliğin onlarda empati duygusunun olmamasıyla açıklıyor. Bunu açıklarken de sistem temelli görüşlere yer veriyor. Şimdi düşündüm de belki de Livaneli’nin amacı tam da bu: insanı bir duygunun değil, bir sistemin parçası olarak göstermek. Zaman zaman keşke biraz daha derine girebilseydi diyorsun. Kardeşimin Hikayesi’ndeki o gizemli iç konuşmalar, Serenat’taki acı dolu aşkın titreşimi burada yok. Bunun yerine düzen, toplumsal sorgulama ön planda. Bu yönüyle roman duygu değil düşünce romanı gibi. Düşünceden esintiyle duyguya indiriyor okuru. Livaneli'nin bu kitabında fikirlerini karakterlerin ağzından doğrudan duymak, karakterlere sürekli mektup yazdırması hikâyenin akışını biraz yavaşlatıyor. Şahsen zaman zaman roman değil de deneme okuyormuşum gibi hissetmedim değil. Yine de o satırların altına çizilen cümleler var heh işte onlar Livaneli’yi Livaneli yapan şeyler. Aklı ön plana alsa da iç sesler susmuyor. Şunu da eklemeden geçmeyecem, romanın satır aralarında bir Kafka havası var özellikle Dava kitabındaki o düzenin içinde ezilen insan hissi, burada da karşımıza çıkıyor.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma