Uzun süredir kitap okuyorum ve Halit Ziya'nın iki önemli eserini -Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu- yazarın ağır dili yüzünden yarım bırakmak zorunda kalmıştım. Bence Halit Ziya'nın kitaplarını okuyabilmek için belirli bir olgunluk seviyesine ulaşmak gerekiyor. Bu sebeple, Mai ve Siyah kitabını bitirmeme rağmen yıllar sonra tekrar okuduğumda karşıma bir önceki okumamda anlayamadığım birçok farklı detay çıkacağına eminim. Kitaba dönersek, kısaca kitap genç yaşında edebiyat ve gazetecilik dünyasına atılmak zorunda kalan Ahmet Cemil'in hülyalarla dolu hayatını anlatıyor diyebiliriz. Buradaki hülya kavramı kitabın içinde olay akışından daha fazla bulunuyor. Yani romanın çoğunu olayları uzaktan izleyen biri gibi değil, Ahmet Cemil'in kafasının içinde onun kendi kendine sohbetine müdahil olarak buluyoruz kendimizi. Bir edebiyat öğrencisi olarak, kitabın o zamanki matbaa aleminin- şimdiki yayınevlerine benzetilebilir- iyi ve kötü yanlarını anlamam açısından bana çok faydası dokundu. Öte yandan, yazarlığa farklı bir bakış açısıyla bakmamı sağladı. Genel olarak Mai'den çok Siyah'a çalan bir rengi var kitabın. Ahmet Cemil'in hikayesi beni oldukça duygulandırdı. Kitabı öneriyorum, çoğu insanın okuması gerekli. Ancak yazımın başında da bahsettiğim gibi belli bir olgunluk ve sabır gerekiyor kitabın iyi anlaşılabilmesi için. Çünkü ben hala kitaptaki onlarca detayı istemeden de olsa kaçırdığımı düşünüyorum.