omrctnr

omrctnr
@omrctnr
19 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
"Bir demet nörondan başka bir şey değilsiniz" Bilimlerin"merak"tan öte "güç" olarak anılmaya başlandığı Sanayi Devriminden bu yana, bilimleri "evrensel fayda" olarak empoze edip aslında çıkarları uğruna istedikleri gibi yönlendiren, bencil bir ekonomi anlayışıyla karşı karşıyayız. 20. yüzyılın sonlarına doğru diğer bilimleri de etkisine alıp çığ gibi büyüyen sinir bilim, günümüzde -ülkemizde olmasa da-Avrupa ülkeleri meclis toplantılarının gündemi haline gelmiş ve akla hayale sığmayan fonların sağlandığı kolektif bilim haline gelmiştir. 2008 Küresel Ekonomik Krizinden ekonomiyi iyileştirme yollarını arayan devlet adamları çareyi "nöro" ekinde bulmuşlardır. Bu bağlamda ne tür projelerin geliştirildiğini, projelerin asıl hedefleri Sosyolog Hilary Rose'nın kaleminden --eleştirileriyle birlikte- zaten okuyacaksınız. Bizler sinir bilimi; nörolojik rahatsızlıkların tedavi edilmesi, özellikle nörogenetik engellerle doğmuş çocukların hayat kalitesinin artırılması, psikiyatrik hastalıkların tedavi edilmesi gibi yönlerini biliyoruz. Günümüzde "nöro" ön eki insanları sosyoekonomik açıdan ne kadar etkilediğini de biliyoruz. Bunun en somut örneğini ,biz okuyucular, raflarda görebiliriz. Hamilelikten itibaren bebeğin beyin gelişimini maksimum seviyeye çıkarma çalışmaları, hayat boyu öğrenme eğitimleri, askerlerin harita performanslarını artırmak için geliştirilen nöro-teknik cihazlar.. bu yönlerini daha önce değerlendirdik mi ? Sadece bununla da kalmıyor bu pastadan en büyük payı ilaç sektörü almaya devam ediyor. Geliştirilen bunca projenin, sağlanan fonların amacı aslında ne olabilir ? Evet "güç". Onlar planlarını "nöro" ön eki arkasına gizleyerek, bizleri de "nöro" ile kandırıp yollarına devam ediyorlar. Bu uygulamaların 2008 krizinden sonra İngiltere'de ortaya çıkması da
Nörobilim Zihnimizi Değiştirebilir mi?Steven Rose · Ginko Bilim · 201836 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
Beynimiz; koşullar ne olursa olsun, bizi hayata bağlamak, hayatta tutmak için çalışır. İnsan vücudunun en karmaşık ürünü olan bu organın olay ve durumlar karşısında, insanın bireysel sağlığı açısından mutlaka tutarlı bir açıklaması vardır. "Bilinçli sistemimizin yetersiz kaldığı durumlarda, bilinç dışı sistemimiz bu farkı kapatmak adına, geçmiş deneyimlerimizden faydalanarak bir hikaye uydurmaya başlar..." diye devam eden bu kitabı özellikle alan içi okurlar için çok keyifli ve o kadar öğretici bir deneyim olacağını düşünüyorum. Sinir bilimin temellerini öğrenmek adına okuduğum ilk kitap olmakla birlikte; bilinç ve bilinç dışı sistemin birbirleriyle mantıksız gözüken etkileşimlerinde, aslında "ben"i korurken neleri öngörüp bu tür radikal kararları (aslında saçma gözüken) aldığını anlamam için güzel bir eser olduğunu söyleyebilirim. Bu tür savunma mekanizmaları bizlere mantıksız gözükse dahi bu kutuyu iyice eşelediğimizde, kurulan düzene hayranlıkla bakmak işten bile değildir ki hala bilmediğimiz pek çok şey var. Özellikle beyin araştırmalarının olağanüstü hızla arttığı , soruların cevaplardan daha elzem olduğu 20.yüzyılda davranışlarımızın temeline bir de Sternberg'in perspektifinden bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Sternberg bu mekanizmaları bizlere açıklarken, kendi vakalarından alıntılar dahil etmiş ve bol bol literatür taramış. Aynı zamanda bir beyin haritası eklemeyi de unutmamış. Hem alan içi hem alan dışı bir çok okurun "kendimizi" anlamamız açısından bu kitaptan kendine güzel dersler çıkaracağını düşünüyorum.
NöroLojikEliezer J. Sternberg · Metis Yayınları · 2019201 okunma
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
Felsefe hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır, aslında onu hafife alsak da ona sık sık başvuruyoruz. Pratik hayatımızda sürekli düşünüyoruz, eylemler gerçekleştiriyoruz ama bunlara geri dönüp ne gibi anlamlar ifade ettiği konusunda bence ona haksızlık ediyoruz. Bu bağlamda felsefeyi daha da irdelememiz gerektiği kanısındayım. Düşünme yöntemimizi geliştirmek, kendimizi ve çevremiz hakkında daha etkin kararlar almak, kişisel ve toplumsal değer ve yargıları daha iyi benimsemek adına, felsefe okumanın önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü hedefi “düşünmeyi” öğretmektir. İşte tam da burada devreye giren felsefe çağının soyut filozofu Sokrates, kendisinin hiç yazılı eseri olmasa da bizlere öğrencisi olan Platon’un kaleme aldığı bu eserde “bilgi ve erdem” kavramlarının öneminden bahsediyor. Soyut dedim çünkü doğa filozofları dışında “ruh” kavramını ilk kez ele alan Sokrates’in ta kendisidir. Sokrates iyiliğe, doğru bilgiye, erdeme o kadar çok değer veriyor ve onları o kadar yüceleştiriyor ki -kitabı okuyunca daha iyi anlayacağınız üzere- bu bilgeliğin kendisine tanrıdan tarafından verildiğini ifade ediyor. “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir” sözüyle Sokrates; kendi toplumunda en bilge adam olduğunu, hem bilge olup hem de hiçbir şey bilmediğini, kendisine verilen bilgeliğin tanrıdan geldiğini, ben bir bilge olduğum halde hiçbir şey bilmiyorsam bizleri yaratan tanrı ne kadar bilgedir düşüncesiyle de tanrının yüceliğine dikkat çekiyor. Kendisinin “bilgi=erdem” öğretisine katılmasam da öğretilerini evrenselleştirmeyi başardı ve bunu yüzyıllar önce yaptı. Bu bağlamda tarihi eski olsa da ölümsüz fikirlerine kulak vermemiz gerektiğini düşünüyorum.
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Olympia Yayınları · 202064,6bin okunma
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
Kitabın sadece vakalar üzerinde değil, Dr.Smell’in mesleğe başladığı -kendi tabiriyle- yeniyetmelik zamanlarıdan, kendi alanında ünlenen bir profesör olduğu zamana kadar gelişimine adeta eşlik ediyorsunuz. Bu süreçte onun hayat görüşünü, deneyimlerini, zorluklar karşısındaki tutumuna tanık olurken, espirili kalemiyle hem bol bol gülümsüyorsunuz hem de ondan hayata dair yeni şeyler öğreniyorsunuz. Freud aşığı olan Dr.Smell’in bu eserde, tıbbi ve psikoloji terimlerini sık sık kullansa da (korkamyın) öncesinde okuyucuyu bu terimlere hazırlayıp, tanımlarından da kısaca bahsediyor . Ayrıca vakalarını yazıya döktüğü sırada bahsi geçen araştırmalar, teoriler,haberler hakkında kaynaklarını da kitabın sonuna eklemeyi ihmal etmemiş. Psikoloji her ne kadar ilgi alanınız olmasa da, insanların kendi ruh sağlıklarını koruması açısından Dr.Smell’in anlattığı, vakalarla da desteklediği fikirleri, kendi ruh sağlığımızı korumamız hakkında ne gibi adımlar atmamız gerektiğini de biz okuyuculara sunuyor. Ben özellikle hem ilgi alanım hem de meslek alanım olduğu için kitabı okurken ayrı bir zevk duydum. “Doktor değil de sanki rol yapıyormuşum gibi hissediyordum.” “Bana ilk doktor dendiğinde gülmemek için kendimi zor tuttum.”
Bir Psikiyatristin Gizli DefteriGary Small · NTV Yayınları · 201736,5bin okunma
Puan vermedi·170 syf.··
2020 9. kitabı
Genel olarak “Logoterapi” kavramı üzerine yoğunlaşan, bu bağlamda yazarın toplama kampındaki anılarını da içeren, oldukça sürükleyici bir kitap olduğunu söylemem gerekir. (Kitap, yazarın anıları ve logoterapinin ne olduğuyla alakalı 2 kısımdan oluşuyor) Toplama kampındaki anılarını okurken, benim bu kamplar hakkında düşündüğüm -biraz daha iyimser sayılabilecek- sığ bir çerçeveden sıyrılıp, mahkumların iç dünyasına güzel bir yolculuk yapmış oldum. Konuyla ilgili daha önce izlediğim filmler anlamını pekiştirdi diyebilirim. Logoterapiden bahsedilen kısmına baktığımız vakit, kitabı okuduğumda logoterapi hakkında genel bir bakış açısına sahip oldum. Yazar bu felsefenin temelleri hakkında kendi hastalarından da örnek vererek anlaşılabilir biçimde biz okuyucalara sunmuş. Kitapta, yazar tarafından geliştirilen ve aynı zamanda ilgimi en çok çeken kısım “Çelişik Niyet” ekolü idi. Kısaca (spoiler vermeden) açıklamak gerekirse olay şunun üzerinde dönüyor: Bir şeyden ne kadar korkarsan, o derecede başına gelecektir; bir şeyi ne kadar niyet edersen, arzuladığın derecede tersi olacaktır. Hal böyleyken “Çelişik Niyet” bu durumun tersine dönmesini hedef almış bir teknik. Çeşitli nevrozlu hastalara karşı geliştirmiş olduğu bu tekniği okuyunca anlayacağız ki: Bazen kendi kendimizim logoterapisti olabiliriz. Biz zaten belirli durumlar karşısında bunu uyguluyoruz. Bahsedilen tekniğin geçtiği kısımdaki muhasebecinin ve uyuyamayan hastanın hikayesini okuduğumuzda bunun farkıma varmış olacağız.
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma