İnsana anlatilacak ve insanin anlayabileceği şeyler değil. Aklı hatirlamayacak anlatsan. Uzun bir kitaptan bahseder gibi konusuyla anlatsan, insan aklı anlattiğini " bana sıkıcı bir kitaptan bahsetti" diye hatirliyacak. Bir kısa yol yaratacak aklı, genel bir çerçeve. Anlat istersen ama insan zihni dünyada daha yaşamakla haşır neşir, yaşamak budalası daha, tatmadığı yemekler var, görmediği gezmediği yerler var, Allah ömür vermiş yaşıyor yaşayacak,günü gündüzü geceyi daha önce hiç görmemiş gibi durmadan aynı yaşamak iştahıyla sofrasında koca bir şarap kadehini peşpeşe diker gibi dikip devirecek, doymayacak insan yaşamaya ve doymak ne kadar yabancı yaşlılara özgü bir kelime, daha neler var yaşanacak, aklı hep telaşlı kalbi hep hızlı, anlat istersen bu kalabalığa "önce durun ama" deyip eğer gerçekten aralarında duran çıkarsa. Yaşlandığında daha çok dinleyeceksin insan. Ve bir zaman sonra sadece dinlerken son zamanlarına doğru artik, yaşayan diğerleriyle arana tılsımlı bir duvar girecek. Her şey yavaş yavaş her şey sakin. Bunu biliyor musun insan? Yaşayanlarla aranda yükselecek hayattaki sevdiklerine bile , konustuklari konulara, verdikleri tepkilere, onemsedikleri seylere ve isteklerine yabancilasacagin o zamanin neye benzeyecegini biliyor musun? Simdi deli gibi durmadan yasamak istemek ve kosmak derdindeki bu budala halinden eser kalmayacak. Sakinleseceksin insan. Isteklerin oyle bir azalacak ki yine de ne aç ne susuz kalacaksin. Bir duvar sen ve diger her sey arasinda ağır ağir yukselecek. Sana bu duvarın yükselişini anlatsam senin aklın hazır mı miden dolu mu vaktin var mı insan? "Ben hiç bir şey anlatmaya değmem arzularımın steklerimin peşindeyim" der gibi baktın bana ben de sana daha konuşmadan saygı duyamadım. Sen dinlemedin ben anlatmadim. Bir duvardan bahsetti