Önceki hayatımdan getirdiğim ayrıcalık beni diğerlerinden farklı kılıyor, aile içinde yalnız bırakıyordu. Ben Arminuta'ydım, geri verilendim.
Bu zat, mecnundur!
Damat Ferit Paşa( Vahdettin'in kız kardeşiyle evli.) Daha Ahmet İzzet Paşa yeni görevine başlamadan, Osmanlı Hükümeti İtilaf devletlerine barış önerilerinde bulunmaya başlamıştı. ... İngiliz Akdeniz Donanmasının Komutanı Amiral Calthorpe'un Çanakkale Boğazı girişine yakın Limni Adasının Mondros koyundaki karargâhına gitti. 22 Ekimde Amiral Calthorpe, Ahmet İzzet Paşa'ya bir silah bırakışması anlaşmasını imzalamak için kendisine yetki verildiğini ve bu amaçla bir heyet göndermesini bildirdi. Padişah, heyetin başında bundan önceki en önemli hükümet görevi Londra Büyükelçiliğinde kâtiplik olan ve İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde muhalefet grubunun oluşturduğu Hürriyet ve İtilaf Partisi'nin lideri olarak politikaya giren, kayınbiraderi Damat Ferit Paşa'nın bulunmasını istiyordu. Anlatılanlara göre Ahmet İzzet Paşa öneriyi "Bu zat mecnundur," diye yanıtlamıştı. Ama sultan ısrar etti ve Damat Ferit Pasa'nın sadrazamla senatoda buluşmasını sağladı. Ahmet İzzet Paşa'ya göre, kendi görüşünün doğru olduğu karşılaştıkları anda Damat Ferit Paşa'nın Amiral Calthorpe'u görür görmez Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünü temel alan bir mütarekenin imzalanmasını önereceğim. Eğer reddederse beni bir kruvazörle Londra'ya göndermesini isteyeceğim ve oraya varınca kraldan beni, babasının eski bir dostu olarak kabul etmesini rica edeceğim. Böylece devleti İttihat ve Terakki yandaşlarının içine düşürdüğü girdaptan kurtaracağım. ( Sonra Rauf Orbay gönderilir. Mondros Ateşkes Antlaşması)
Sayfa 229 - Remzi Kitabevi- ikinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Napolyon ve Çar Aleksadr'ın 18 gününün özeti...
​Erfurt'ta gerçekleşen görüşme, Fransız-Rus ilişkilerinin gözle görülür derecede soğuk olduğu bir zeminde gerçekleşmiştir. Napolyon bu zirvede, Tilsit'te atılan diplomatik imzaların ve
Zuhruf Suresi
Mekke'de nâzil olmuştur. 89 âyettir. Bu surede; dünyanın geçici malı ve aldatıcı parlaklığı; çok güzel bir şekli olan, insanların çoğunun aldandığı parlak yaldıza benzetildiği için, buna yaldız
Sayfa 215·Kitabı okuyor
Din
Başarılı Olmak
Son yıllarda gittikçe güçlenen bir duyguyla "başarılı ol-mak" denilen soyut virüsü reddediyorum. Daha çok ün, daha çok para, başka insanlar üzerinde daha çok otorite, daha çok şu, daha çok bu... Peki, bütün bunlar neye yanıyor? Insanın derinliği mi artıyor, duyguları ve dünyayla uyu- mu mu gelişiyor? Hiçbiri olmuyor bunların! Soyut bir şan-şeref-para-iktidar dünyasının pırıltısı yüzünden hastalanıyor insanlar. Dilleri dolaşıyor, dişleri kilitleniyor. Birbirlerinden nefret ediyorlar. Kıskançlık krizleri geçiriyorlar. Gençlikten sonra ve yaşlılıktan önceki kısacık süreyi bir cehennem içinde geçiriyorlar. Oysa hiçbir "başarı", küçük bir kız çocuğunun gülüşündeki mutluluğu yaratamaz. Hiçbir "ün", baharın ilk günlerinde omzunuzu ısıtan güneş kadar değerli değildir. Bir insanı sevmenin derinliği, hiçbir iktidarla kıyaslanamaz. Mutluluk, insanın kendi yaşamında... Küçük görülen, horlanan insani ilişkilerinde ve doğayla uyumunda. "Başarı" isteyen, "iktidar" için çırpınan, "şöhret" için aklını oynatan insanlar... Buyurun devam edin. Aynı trende yolculuk etmiyoruz.
Sayfa 41·Kitabı okuyor
" Ağabeyim Haşim ve kardeşim Habip. Bu zarftan çıkan senetler sizin çeşitli sebeplerle çeşitli insanlara verdiğiniz borç senetlerinizdir. Şimdiye kadar peşinize kimsenin düşmemesinden cüretle yenilerini eklemeye devam ettiğinizin de göstergesidir, ki her borcunuzu size duyurmadan ödeyip senetlerinizi almış olmam kardeşlik vazifem zannederken anladım ki zaafımmış. O sebeple bir önceki zarfta size hediye edilen saatleri ve bu senetleri alıp konuyu kapatınız, aksi halde kız kardeşimi ve çocuklarımı mahkemelerde asla kazanamayacağınız bir maceraya sürüklemeniz sizin zararınıza olacaktır. Zira avukatım Timur Dağ bu senetlerin işleme alınması konusunda tam yetkilidir. Sizin sade kahveleriniz aramızdaki hatırın nişanıdır. Yenge hanıma gelen şekerli kahve ise bana ve aileme bunca yıldır tek bir güzel söz söylememiş olmasının bir hatırlatmasıdır.
Sayfa 25·Kitabı okudu