Puan vermedi·319 syf.··
2026 11. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 08:43
Öneri üzerine okuduğum , okumamın nerdeyse bir ay sürdüğü ( aslında bayram tatilinde 10 gün boyunca tek satır okuyamamış olmamadan kaynaklı yoksa çok da anlaşılmaz değil ) kitap olur kendileri. Tasavvuf üzerine muhabbet dönerken bilgisine güvendiğim bir hocamız söylemişti merak edip aldım . Öncelikle tuhaf bir kitap inançsal sezgisel olduğu idda edilen bilgiler içeriyor . Tabi ben kendim sezemediğim için bunlara da inanmadım kitabın başında 1959 yılında önder adını verdiğimiz büyük vazife planından gelen bu bilgiler Bedri Ruhselman tarafından düzenlenmiştir diyor . Yani büyük vazife planı dedikleri şeyin de anlatıldığı kitabın kaynağı büyük vazife planı :) Kitap benim de ilk defa duyduğum Spiritüalizmi anlatıyor zaten Spiritüalizmin Türkiyedeki en önemli temsilcisi Bedri Ruhselman mış. kitabı okurken Vazife planı , Asli prensip, ünite, asli icaplar , Amorf madde, Yarı Süptil alem gibi tek başınıza anlayamayacağınız kavramları Bedri Ruhselmana göre arattıktan sonra ve kafanızda bir yere koyduktan sonra okumanız gerekiyor yine de kafanızdaki eski şemalarla örtüşmüyor :) Tuhaf bir kitaptı diyebilirim . kitaba göre Her şey ruhun maddeye tesiridir . Şuur ruhun maddeyi idrak etme kapasitesidir . Dünya üzerindeki her canlı varlıkta ruh vardır ve ruhlar dünyada tekamül halindedir kendi vazifelerini tamamlayınca başka formda daha gelişmiş olarak dünyaya tekrar gelirler ( bir nevi ruh reankarnasyonundan bahsediyor.) ta ki vazife planlarını gerçekleştirene kadar . insanların yaptıkları ve başlarına gelen her şey kendi vazife planları gereğince gerçekleşmiştir. Akıl Ruha değil bedene aittir beyne bağlı mekanik bir düzenleyicidir insan ölünce akılda gider akıl dünyaya aittir . Aklın bedenin çektiği tüm ıstıraplar da. herkesin vazife planı vardır ve dünyadaki herşey bu
İlahi Nizam ve KainatBedri Ruhselman · Mtiad 1950 yayınları · 2013615 okunma
Evet Atatürk suçludur.
Puan vermedi·360 syf.·
2025 708. kitabı
"İki nedenden dolayı"Kemalizm" sözcüğünü "Atatürk" sözcüğüne tercih etmek daha doğru olur. Atatürkçülük yıpratıldığı için, bir; Kemalizm uluslararası dile girdiği için." Yazının tarihi: Ağustos 1993 Siyasete şööle bir göz ucuyla bakıp çıkalım. AKP, bütün kavramların içini boşaltt halk nezdinde. Sağcı, sağcı değil solcu, solcu değil. Sevindiğim taraf, Türk genci Türkçülüğü, bozkurt işaretini MHP'den, bilmem kaç yüzlülerden söke söke aldı -299 öğrenci hâlâ tutuklu- Velhasılı Cemil Meriç'in çok duyduğumuz sözüne geldik: ”Artık sağcı, solcu kalmadı.. Elimizde bir vatan kaldı, bir de vatan hainleri!” İbret alınsaydı tekerrür eder miydi tarih? Bu incelemede altı ilkenin hepsini tek tek açıklamayacağım, kendimce ve çoğunlukta gördüğüm çok önemli yere sahip olan birtakım noktalara değineceğim. Çayınızı kahvenizi hazır edin, başlıyoruz. Mustafa Kemal Gibi Düşünmek "Norveç dilinde 'Mustafa Kemal gibi düşünmek' diye bir deyim vardır... Herhangi bir problem karşısında, çö-zümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirme-den teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çö-züm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenir bu söz... Bu tip insanlara derhal, 'Hayır, yanılıyorsun bu problemin mutlaka bir çözümü olmalı, biraz da Mustafa Kemal gibi düşün' deriz... Laiklik Laiklik, "Aklın iman karşısında" özgürleştirilmesidir. Bugün şeriat isteyenler kendi özgürlüklerini değil bizlerin özgürlüksüzlüğümüzü istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes dinini özgürce yaşayabilir, yaşıyor -Atatürk sayesinde- ama dinsizliğini? Daha doğar doğmaz kimliklerimize dinimize İslam ibaresi konuluyor. Nice dinsiz, fikrini özgürce belirtemediği için zoraki "iki yüzlü" yaşamak zorunda bırakılıyor. İstemiyor ama ölünce mezara gömülüyor.
Kemalizm Laiklik ve DemokrasiAhmet Taner Kışlalı · İmge Kitabevi Yayınları · 2007218 okunma
Reklam
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
İlber Ortaylı hocamız akıl hocamız bilgi belleğimiz. Gerçek kaynak ve bilginin eseri Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü hocamızdan başkası böyle güzel anlatamazdı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürkİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 201813,5bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 26. kitabı
Herkese merhaba Bugün, Ulu Önder Mustafa Kemal’in ağzından yazılmış bir kitapla, Aylardan Kasım Günlerden Perşembe ile geldim. Kitapta Atatürk’ün, Kasım 1938’de, hasta yattığı yatağından kendi sözleri ve duygularıyla; çocukluğu, ailesi, aşkları, sorgulayışları, keşkeleri, evlatları, devrimleri kısacası hayatını okuyoruz. Daha öncesinde defalarca hayatını okumuş ve seyretmiş biri olarak farklı ne okudun derseniz; sadece hissiyatlar var ama onlarda Atatürk’ten duyulan şeyler değil yazarın okuduklarından yorumladıkları. Bazılarında gözlerim doldu inkar edemem ama özellikle kız kardeşi Makbule ve karısı Latife için yazılanlar bana sığ geldi. Bunun dışında, -‘ben bir ağaca zarar vermemek için Florya’daki köşkümü rayların üzerinde öteye kaydırtmış adamım…’ dediği köşk gerçekte Florya’da değil Yalova’da, -‘gülerken, hatta gülümserken çekilmiş fotoğraflarım çok azdır; Fikriye’nin intiharından sonraki fotoğraflarımda ise sanki gözlerimde hep ince bir hüzün var.’ dediği Fikriye’nin intiharı 1924 yılında yaşanmış, Google’a sorunca bile 1924 sonrası bir sürü gülerken fotoğrafı var gibi yanıltıcı bilgiler de içeriyor malesef. Yazar Ayşe Kulin kitabın sonunda ; '... hatalarım olduysa o (Mustafa Kemal Atatürk), beni kocaman yüreğiyle umarım bağışlar. sevgili okurlarım, sizler de öyle yapın, e mi?” diyerek bence olumsuz eleştirilerin önüne geçmek istemiş. Çok daha güzel kitaplarını okumuş biri olarak, yazardan böyle sipariş üzerine yazılmış gibi duran bir kitaptan fazlasını beklerdim. Keyifli okumalar
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,444 okunma
10/10
·678 syf.··
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 20:15
Kalınlığıyla ilk başta gözümü biraz korkutan bir kitap oldu ama sevdiğim türde olunca sayfalar birer birer akıp gitti. Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Berna Önder, halası ve babaannesinin yanında büyümüş. Hindoloji bölümünde okuyan Berna’ya halası, eşinin saygınlığını kullanarak İstanbul’da prestijli bir staj ayarlıyor. Bir süre halasının evinde kalacak fakat evi bir kiracıyla paylaşacaktır. Ancak Berna’nın kadın sandığı kiracı aslında İrlanda Merkez Bankası Başkanı olan, oldukça zengin ve yakışıklı Felix Harold’dur. Üstelik kader onları aynı iş yerinde de bir araya getirir. Muhafazakar halası ve site sakinlerinden çekinen Berna ile Felix, bu durumu gizlemek için anlaşma yapar. Zamanla aralarında bir yakınlık oluşur ancak dedikodular ve aile baskısı Berna’yı iyice yıpratır. Bu süreçte Berna’nın arkasında dimdik duran biri vardır: Bedir Aslan. Hikaye ilerledikçe Berna’nın geçmişindeki acı gerçekler de ortaya çıkar; annesinin babaannesi tarafından zehirlendiği ve babasının da bu gerçeğin peşine düşerken hayatını kaybettiği öğrenilir. Tüm yaşananların içinde Felix sadece aşkı değil, kendini de sorgulamaya başlar. İslamiyet’i merak eder, araştırır ve sonunda Müslüman olur. Benim için Kayıp Kiracı, aşkın yanında maneviyatı ve farklı kültürleri de barındıran, sayfaları merakla çevirten güzel bir okuma oldu.
Kayıp KiracıŞehnaz Haşimoğlu · Lapis Yayıncılık · 2025146 okunma
İslam Dünyasında İktidarın Dili
Puan vermedi·224 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 21:41
Lewis eserde İslam dünyasında siyasetle ilgili kavramların tarihsel, düşünsel ve kökensel arka planını anlamaya yönelik bir çalışma yürütmüştür. Kitap doğrudan bir siyaset tartışmasından ve ideolojik meselelerden çok, bu siyasal düşüncenin oluştuğu kavramsal çerçeveyi ele alıyor. Bunu yaparken son derece basit ve anlaşılır bir dil kullanmıştır. Eserdeki dikkat çekici ayrımlardan biri, Türkler ile diğer Müslüman toplumların farklı çizgide ele alınmasıdır. Yazar, Türklerin tarihsel ve siyasal kimliğinin Arap dünyasında kıyasla İslam'dan daha farklı biçimde etkilendiğinin farkındadır. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin laik yapısı yönüyle birçok ülkeden ayırmıştır. Zaten din ve devletin ayrı alanlar olarak konumlanmasını sağlamış bir ülke olması sebebiyle modern Türkiye Cumhuriyeti'nden birkaç yerde bahsetmektedir. Hristiyan dünyası ve İslam dünyasını arasındaki iletişim diğer dinlere mensup topluluklara nispeten daha sürdürülebilir olduğu için, ibadethane tasarımı, dini yorumlama biçimleri gibi konular karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bunlara ek olarak, İslam'ın klasik anlamda bir teokrasi tanımlamadığını, halifelik kavramının nasıl orataya çıktğını ve kavramın tarihsel süreçte nasıl dönüşüme uğradığı, İslam ülkelerinin savaş ve barışa olan tutumları üzerine çalışılmıştır. Bu kitap doğrudan güncel siyasal meseleleri tartışmaktan ziyade, bu tartışmaların dilini ve kavramsal çerçevesini anlamak için güzel bir kaynak niteliğindedir. Kitapta, Türklerin ve Türkiye'nin farklı konumunun sebebi, çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda devletin tüm inançlara eşit mesafede olmasını sağlayan laik cumhuriyettir. Bu nedenle, bugün Türkiye'de karşılaştığımız siyasal yapı birçok Müslüman ülkeden farklı bir tarihsel deneyimin ürünüdür. Bu siyasal zeminin oluşmasını sağlayan laik
1000Kitap
İslam'ın Siyasal SöylemiBernard Lewis · Kronik Kitap · 2021211 okunma
Reklam
Reklam